Şimdiye kadar eksik bırakılan bir alan olan ekonomide üretimi yapan yine kadın olurken, eril zihniyet yapısı kadının bu emeğini sömüren ve görünmeyen bir konumda bırakıyor. Kürt kadınları ise kadının ekonomik hayata yeniden geri dönüşünü sağlamak için, çalıştaylar ve konferanslar ile eril zihniyetten arınan komünal ekonominin tartışmalarını yürüterek, kadının ürettiklerinin hayat bulmasını hedefliyor. Konuya ilişkin Ege Üniversitesi Prof. Dr. Neşe Özgen ve DÖKH Aktivisti Çağlar Demirel değerlendirmede bulundu.
Yeni inşa sürecinde ekonominin nasıl bir yapı oluşturabileceğine ilişkin tartışmalar yürüttüklerini belirten Özgen, komün, kooperatif ekonomisi, kooperatif dayanışma gibi birçok ekonomi biçimini bu yapı içerisine nasıl taşıyacakları üzerine kafa yorduklarını dile getirdi. Özgen, antikapitalist ve özgürlükçü bir hareket olarak demokratik özerklik modelini hayata geçirmeyi taaddüt eden bir hareketin, kapitalizmin özünün kadın sömürüsü üzerinden gerçekleştiğini göstermek açısından yapılan ekonomi tartışmalarının önemli olduğunu belirtti.

Dayanışmacı,komünal bir ekonomi

Kooperatif sisteminin topluma doğru bir şekilde anlatılması gerektiğini ifade eden Özgen, kooperatif sisteminin bir diğer anlamının "dayanışma ekonomisi" olduğunu belirtti. Özgen, kapitalist sisteme alternatif olacak kooperatif sisteminin bir an önce hayata geçmesi gerektiğini belirterek, "Kooperatif sistemi içerisinde insanlar kendi ihtiyaçları, hayatları, geleceklerini ve özgürlükleri için fikirlerini bildirmelidir. Bunun nedeni ise ne kadar istemesek de kapitalist bir ekonomik sistem içinde yaşıyoruz. Bu kapitalist sistemleri yıkmanın en önemli basamaklarından bir tanesi de demokratik özerklik modeli içerisinde kooperatif sistemi kapsamında dayanışmacı ve komünal bir ekonomi geliştirebilmektir" ifadelerine yer verdi.

Yeni ekonomi modeli halkları özgürleştirebilmek için gerekli

Kapitalist sistemin çökme noktasına geldiğini dile getiren Özgen, çöküşü hızlandırmak için harekete geçilmesi gerektiğini söyledi. Özgen, alternatif ekonomik modellerin oluşabileceği yeni bir dönemin başladığını söyleyerek, "Yeni bir sistem içinde yeni bir ekonomik modelini hem Türkiyelileşmek, hem de bütün halkları özgürleştirebilmek için uygulamaya koymamız gerekiyor. İnsanların daha iyi bir hayat yaşayacağı, daha özgür olacağı, kadınların kendilerini daha rahat ifade edebilecekleri yeni bir toplum modelini hayata geçirebilmek gerekiyor" dedi.

Kadının ekonomi dışına itilmesi ideolojik bir saldırıdır

Kadının ekonomik yaşam içerisinde çok fazla yer alamadığına işaret eden Özgen, kadının ekonomiye olan katkısının dikkate alınmadığına vurgu yaptı. Ekonomide asıl dönüştürücü gücün kadın olduğunu belirten Özgen, "Kadının ekonominin dışına itilmesi ve ikinci planda tutulması ideolojik bir saldırıdır. Bu saldırılara karşı hem Kürdistanlı kadınların hem de Türkiye'deki feministlerin ciddi bir çalışma içerisinde olduğunu görebiliyoruz. Her iki kadın mücadelesinin buluştuğu noktaları görmek çok önemlidir. Çünkü kadın üretimde hayatın temel noktasıdır" diye konuştu.

Kadının üretimi kar amacı gütmüyor

Kadının ekonomi ile olan bağının çok güçlü olduğunu kaydeden Çağlar Demirel ise, kadının ekonomiden ve doğadan koparılmak istendiğini söyledi. Neolotikten günümüze kadar üretime, katılımcılığa, şeffaflığa ve paylaşımcılığa kadınla başlandığını sözlerine ekleyen Demirel, "Kadının üretim ile geliştirdiği ekonomi, kar amacı gütmeyen ve daha çok komünaliteyi ele alan ve güçlendiren bir yaklaşımdır. Ancak, günümüzde kapitalist modernitenin ve erkek egemen cinsiyetçi yaklaşımının kadını alt üst etmesi ile birlikte kadını ekonomiden üretimden ve yaşamdan koparmaya çalışmıştır. Bence kadın ve ekonomiyi tartışırken, bu yönü çok iyi ortaya koymak gerekiyor" dedi.

Kadını üretime katmanın araç ve yöntemlerini oluşturmalıyız

Tartıştıkları yeni ekonomik modelde kadının rolünün çok önemli olduğunu belirten Demirel, yeni ekonomik sistemi oluşturmanın en temel dinamiğini oluşturanın da kadın olduğunu söyledi. "Kadın üretendir, kadın yaşatandır" diyen Demirel, şunları dile getirdi: "Ekonomik anlamda kendisini para ve kar hırsıyla dayatan ve direten erkek egemen zihniyettir. Bugün üretimde payı olan kadının tüketim aşamasında, tüketici olmadığını görüyoruz. Bugün üretiyor ama pazara götürüp satan, erkek oluyor. Üreten ve yaşamı organize eden kadındır ancak bunun karını ve kapitalist boyutunu ele alan kişi erkektir. Bu bakımdan biz yeniden kadın üzerinden gerçekleştirecek olan bir model olarak bugün ekonomiyi tartışıyoruz. Kadının bütün yaşamda kendisini bir özne olarak görüp üretime yeniden katılımını sağlamanın araçlarını, yöntemlerini birlikte tartışıp oluşturmamız gerekiyor."

AMED