8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü bu yıl Pakize Nayır, Sêvê Demir, Fatma Uyar’ın anısına Silopi’de başlatıldı. Kürt kadının özgür ve demokratik yaşamdaki ısrarının sembolü haline gelen Pakize Nayır, Sêvê Demir, Fatma Uyar serhildan ve Newroz ruhuna yeni boyutlar kazandırmışlardır. Bu 8 Mart’a, Newroz’a onların özgür ve demokratik yaşamdaki ısrarı ve direniş ruhuyla katılım gösterilecektir. Artık Önder Apo'nun kadın özgürlük çizgisine dayalı direniş çizgisi Kürdistan'da tutmuştur. Kadın ve gençliğin öncüsü haline geldiği Kürdistan devrimi yenilmez hale gelmiştir.

Botan kadının özgürlük ruhu ve direnişçi karakterinin tarihsel temelleri vardır. Önderlik bu gerçekliği çok iyi çözümlemiş, bu özgürlük ruhu ve direnişçi karakterine yeni boyutlar kazandırmıştır. Bu nedenle Botan sadece Kürt Özgürlük Hareketi'nin değil, kadın özgürlük mücadelesinin de merkezi haline gelmiştir. Şırnak, Mardin, Siirt ve Hakkari’den oluşan Botan’ın binlerce kadın şehidi vardır. Bu kadın şehitleri Botan’ı özgürlük ruhunun ve direnişin kaynağı haline getirmişlerdir. Kadın özgürlük ruhuyla mayalanmış hiçbir direnişi de yenmek mümkün değildir. Çünkü  kadın özgürlük ruhu yenilmezliğin ruhudur. 

Cizre’de "teslimiyet ihanete, direniş zafere götürür" şiarıyla sonuna kadar direnenler böyle bir coğrafyanın direniş ruhuyla direnmişlerdir. Çünkü Cizre Bınevş Agal’dan başlamak üzere binlerce kadının ruhuyla mayalanmıştır. Cizre’nin ruhuna kadın özgürlük ruhu üflenmiştir. Kadın özgürlük ruhu yedirilmiştir. Silopi ve Cizre Cudi’nin etrafındaki yerleşim yerleridir. Yüzleri sürekli Cudi’ye dönüktür. Cudi her gün Cizre ve Silopi’ye direniş gücü vermektedir. Silopi’de Sêvê, Pakize ve Fatma; Cizre’de Berjin, Derya ve Sultan Cizre ve Silopi’nin özgürlük ruhu ile direnmişler, Kürdistan ve Botan’ın özgürlük ruhuna yeni değerler kazandırmışlardır.


Kadın vicdanı 

toplumsal vicdandır

Şu açıktır ki, ne Silopi, ne Cizre, ne Botan artık eskisi gibidir. Özyönetim direnişleriyle, özyönetim şehitleriyle Cizre ve Silopi’de şehit düşen kadınların ruhuyla Botan değişmiş ve yeni bir karakter kazanmıştır. Artık Kürdistan özgürlük ruhu, özyönetim direnişleri ve bu direnişlerin ruhuyla yıkanmış ve güçlenmiştir. Botan nasıl ki özgürlük ruhuyla gerilla ve serhıldanın gelişmesinin öncüsü olmuşsa, özyönetimin öncüsü olarak da bu mücadeleyi başarıya götürecektir. 

2016 8 Mart’ı da eski 8 Martlar gibi olmayacaktır. Yeni değerler yüklenmiş, özgürlük ruhu ve direniş kararlılığının en yüksek düzeyde olduğu 8 Martlar kutlanacaktır. Erkek egemenlikçi karakterli zulme öfke patlaması yaşanacaktır. Kadınlar her zaman zulme karşı öfke mayalanmasının gerçekleştiği yüreklerin ve vicdanların sahibidirler. Kadın vicdanı kadar gerçekleri gören adil olan vicdan yoktur. Ancak kadın vicdanı kadar zulme öfke duyan ve bunu topluma mayalayan başka bir güç de yoktur. Kadın vicdanının öfkesi ayaklanırsa bunun önünde hiçbir güç duramaz. Çünkü toplumda öfke patlamasını yaratan bu vicdandır. Kadın vicdanı toplumsal vicdandır, duygusal zekayla şaşmaz vicdandır. Bu vicdan kültürel soykırımcı sömürgeciliğin zulmüne öfke duymakta ve isyan etmektedir. Bu öfke ve isyan Kürt toplumunu mayalamakta, büyük öfke ve isyanın patlayacağı günleri yakınlaştırmaktadır. 

Kadınların toplum yaşamını yarattığı, ahlakı, vicdanı toplumun çimentosu ve mayası yaptığı bu coğrafyada artık kadın özgürlük ocağı da Botan’dır. Kadının eliyle toplumsallığın yükseldiği bu coğrafyada kadın eliyle özgür ve demokratik yaşam kurulacaktır. Çünkü kadın ancak toplumsallığın hakim kılındığı, demokratik yaşamda özgür olabilir. Özyönetim demek, yerel demokrasinin hakim olması demektir. Bu da toplumsallığı yeniden yaratan kadının öncülüğünde gelişen özyönetim ve yerel demokrasi demektir. 


Kadın serhildanı, kadın Newroz'u

Şu bir gerçekliktir ki, merkezileşme ne kadar varsa kadın gücü o kadar az vardır. Ne kadar yerelleşme ve özyönetim varsa o kadar kadının gücü vardır. Bu açıdan bu 8 Mart’ta tüm kadınlar kadını güç yapacak özyönetim direnişlerini destekleyeceklerdir. Kadınlar özyönetimi sahiplenme tutumlarıyla da bu yılki Newroz’un özyönetim direnişlerini sahiplenme Newroz’u haline gelmesini sağlayacaklardır. Zaten artık Kürdistan'da her 8 Mart Newroz’un ruhunu ve doğrultusunu belirleyen bir rol oynamaktadır. Kadın öncülüğü bir de bu biçimiyle gerçekleşmektedir. Kadın serhıldanı ve kadın Newroz’u olarak 8 Mart, Newroz’un kadın özgürlük çizgisinde her yıldan daha fazla özgürlük ve demokrasi ruhu içinde geçmesini sağlamakta; bu da tüm yıl gerçekleşecek serhıldanların doğrultusunu belirlemektedir. Bu açıdan kadın özgürlük ruhuyla Kürdistan'da gerçekleşen serhıldanların ideolojik, politik, örgütsel ve mücadele boyutu çok farklıdır. Bu bakımdan 8 Martlar direniş öncülüğünün serhıldanları olmaktadır. 

Kadın özgürlük ideolojisini ve çizgisini yaratarak kadını geçmişiyle buluşturan ve geleceği yaratmasını sağlayan Önder Apo'nun özgürlüğü de bu 8 Mart’ın, dolayısıyla Newroz’un önemli bir boyutu olmaktadır. Çünkü Önder Apo’ya tecrit en başta da kadına yönelik bir saldırı olmaktadır. Kadına hiçbir önderin, siyasi gücün ve kurumun katamadığı kadar güç katan, kadının özgürlük ruhu ve direnişçi karakterini ortaya çıkaran Önderliğe tecrit en başta da kadına yönelik bir tutum olmaktadır. Başta Kürt kadınları olmak üzere tüm kadınların hassas olduğu Kürt Halk Önderinin tecrit altında tutulması ve ağır psikolojik baskıya maruz kalması tabii ki bu 8 Mart’ın programının ve hedeflerinin başında yer alacaktır. Kadınlar Kürt Halk Önderinin özgür yaşamının demokratik Türkiye, özgür Kürdistan ve özgür kadın anlamına geldiğini çok iyi bilmektedirler. Bu açıdan her 8 Mart’ta Önder Apo'nun özgürlüğü daha fazla dillendirilmiştir. 


Kadın özgürlük çizgisi

Öte yandan kadınlar bugün Kürdistan'da yürütülen kirli savaşın ilk önce İmralı’da Önder Apo'ya uygulanan tecritle başladığını bilmektedirler. Önder Apo'ya yönelik tutumun aynı zamanda Kürt halkına yönelik bir tutum olduğunu da çok iyi görmüşlerdir. Dolayısıyla Önder Apo’ya yönelik tutum değişmeden, bu önderlik özgürlüğe kavuşmadan ne savaşın sonlanması, ne de Kürt halkının özgürleşmesi mümkündür. Bu Önderlik özgür olmadan ne Türkiye demokratikleşebilir, ne de kadın özgürleşebilir. Bu açıdan da dün olduğu gibi bugün de, yarın da Kürt Halk Önderinin özgürlüğü için en fazla kadınlar mücadele edecektir. Zaten bu Önderliğe en fazla bağlı olanlar, bu Önderliği en fazla sevenler de kadınlardır. Herhalde tarihte hiçbir önderlik kadınların sevgisini bu düzeyde kazanmamıştır. Bu da Kürt Halk Önderini özel ve büyük kılmaktadır. Zaten kadın özgürlüğüne önem veren ve kadın özgürlüğü için mücadele edenler tarihte unutulmayacak özgür ve demokratik kişilik örnekleri olarak tarihe geçeceklerdir. 

2016 8 Mart’ı aynı zamanda kadın özgürlük çizgisinin daha da mücadeleci hale geldiği bir 8 Mart olacaktır. Kadın örgütlü olmadan, daha güçlü bir mücadele verilmeden özgür ve demokratik yaşamın kazanılmayacağı bilinci bu 8 Mart’ta daha fazla gelişecektir. Zaten her yıl kadın özgürlük bilincinin ve bu temelde direnişçi ruhun geliştiği 8 Martlar yaşanmaktadır. Çünkü kadın özgürlük çizgisi, özgürlük ruhunun derinliğini de, kapsamını da, gücünü de belirlemektedir. Bu açıdan bu 8 Mart’ta kadın bilinci, vicdanı ve öfkesinin ortaya çıkardığı direnişin gücü etkili bir biçimde görülecek; bu da Newroz’un doğrultusunu belirleyecektir.