İsviçre Gündemi

İsviçre şaşırtmaya devam ediyor. 2010 yılında İsviçre SF1 kanalında bir programa katılan Aziz Osmanoğlu, burada şeriat yasalarından bahsetmiş ve hakkında savcılık tarafından dava açılmıştı. Bir kaç gün önce dava sonuçlandı. SF1 kanalındaki programda, “İsviçre müslümanlara şeriat yasaları uygulamalıdır. Kocasına itaat etmeyen kadın dövülmelidir. Kocası istediğinde birlikte olmayan kadın, eşinin başka kadınlara gitmesine de ses çıkarmamalıdır” demişti.
9 ve 11 yaşlarında iki kızı haram diye yüzme kurslarına katılmayan Osmanoğlu’nun duruşmasında, İsviçre mahkemesi,  açıklamaları “düşünce özgürlüğü kapsamında” değerlendirdiğini belirterek, Osmanoğlu’nu beraat ettirdi. Müslümanların aşağılandığı bir ülkede, halk oylamasıyla minarenin yasaklandığı İsviçre’de, müslümanlara ayırımcılığın hayatın her alanına yayıldığı bu demokrasi “kalesinde”, şeriat yasalarını istemek, kadına dayağı bir hak olarak savunmak özgürlük ise işin içinde mutlaka bir bit yeniği vardır.
Bu şeriat yasaları kültürüyle büyüyen Müslüman erkeklere, kadınlarını dövme, kız çocuklarının yaşamlarını her anlamda yönlendirme ve yasaklarla büyütme hakkı tanımaktır. Bunların her biri İsviçre yasalarına göre suçtur. Özellikle kadın dövmek bu ülkede en ağır suç ve yaptırımlar içermektedir. Fakat mahkeme bunu açık açık ilan eden ve hatta işi şeriat yasalarının uygulanmasına kadar vardıran bir şahsın suç işlemediğini savunarak serbest bırakmaktadır.
Bu kararın bir hayli tartışıldığı, birçok boyutuyla ele alındığı ve farklı hesaplar yapılarak devreye sokulduğu anlaşılmaktadır.
Bunun anlamı şu olabilir;
Müsüman toplumların kadınlarını dövmesini meşrulaştırarak bunu teşvik etmek ve bu sayede, onların toplumdan izole edilmesini sağlamak… Müslüman toplumların, İsviçre toplumuyla kaynaşmasını, entegre olmasını engellemek, kendi kültürlerine hapsedilmesinin önünü açmak. Dinlerarası düşmanlığı arttırmak.
Yabancı düşmanlığını körüklemek.
İsviçrelilerin müslüman topluluklara öcü gibi bakmasını sağlamak.
İsviçre mahkemesi bu hesaplarla mı, eşine, çocuklarına özgürlük tanımayan Osmanoğlu’na özgürlük tanıdı.
Bilinmez ama;
Bunun bedelinin yukarıda sıraladıklarımıza varacağı gün gibi aşikar… Özetle Osmanoğlu, kadını tutsak etmesi için İsviçre mahkemesince özgür bırakılmış oldu.

Kadın Meclisi
İsviçre’nin Zürich kentinde Kadın Meclisi ilan edildi. Kongreyi izledim. Açık söylemek gerekirs el atılmamış onca kadın sorunu dururken, kongre zamanının büyük kısmının siyasi değerlendirmelerle geçmesi fazla anlamlı gelmedi. Zaten siyasi süreci izleyen kadın komisyon temsilcilerinin katıldığı kongrede siyasi gündem kısa tutularak, kadına ilişkin sorunların öne çıkarılması daha anlamlı olurdu. Eylemlerde, standlarda, son açlık grevi eylemine destek amaçlı etkinlikler de Zürich’de etkili olan ve gerçekten adından söz ettiren Kürt Kadın Hareketi, siyasallaşmasını sosyal, kültürel etkinliklerle de pekiştirebildiği oranda kalıcı bir örgütlülük sağlayabilir.
Kadın Meclisi bu anlamda çök önemli bir adımdır, ama içi doldurulabildiği ölçüde bu anlamı yüklenebilecektir. Kadın sorunlarını irdeleyen uzmanların katıldığı seminerler, farklı kültürlerden kadınlarla ortak etkinlikler, kadın piknikleri, kadın gezileri, Kadın ve Avrupa’da yetişen gençlik ilişkilerine dair eğitim, perspektif ağırlıklı toplantılar, Derneklerde kadın günleri, entegrasyon ve Kürt kadını, Kürt kadını ve Anadil, Çocuk eğitimi ve Kürt kadını, Kürt kadın tiyatrosu, Kürt kadın konseri vb sıralanabilecek bir dizi görevi yaptığı ölçüde Meclis gerçekten çok çok önemli bir görevi üstlenecektir.
Bunun için imkanlar hayli fazla, bilinç yeterli, cesaret tartışılmaz bile. Yeterki niyet etsinler.