Kadına dayatılan kölelik tarih bilinciyle aşılır

Forum Haberleri —

27 Ekim 2020 Salı - 20:05

  • Kadınların içerisinde olduğu dünyayı doğru anlamalı, yaşananları doğru çözümlemeliyiz. Sadece erkek şiddeti var denilerek bazı şeylerin aşılamayacağını artık hepimiz biliyoruz.

BERFÎN BAĞDU

Nan’ın (ekmeğin) ülkesinde Nan’sız, Nairi (Nehir) ülkesinde susuz kal! İnsanlığa beşiklik et ama tek bir toprak parçasına sığdırılma! Ahlaki-politik toplumun kurucusu ol ama ahlaktan, politikadan, ekonomiden yoksun bırakılmakla soykırım tehdidinde yaşa! Cennetin üçgeni ol ama tek bir cennet meyvesi, ağacı, şelalesi bırakılmamacasına yakıl, yıkıl! Nereden bakılırsa bakılsın Sirus yıldızını kıble eyle ama binlerce çeşit yıldızda yerin olmasın! Kahramanlıkların, destanların, farklılıkların ana yurdu ol ama tarihsiz-yurtsuz bırakılmakla yüz yüze bırakıl! Tanrıçaların yurdunda kadının adını tarihten sil, kendi toprağında köle olarak yaşamasını reva gör! Tarihi ters yüz edilmiş kadının elinden her şeyi çal sonra da kendininmiş gibi inandır! Toplumsallığı bin bir emeklerle ören kadına tecavüzü, kimliksizliği, köleliği dayat! Kadın etrafında oluşan özgür yaşamı işgale, sömürgeye, soykırıma tabi tut! Çocukların cennet bahçesi olan toprak parçalarını bombala ve kül et! Kadına, Kürt’e bir mezar taşını, bir toprak parçasını kendi ülkesinde çok gör ve en vahşi yöntemlerle ortadan kaldırmaya çalış! Kadını kendi elinle öldürt sonra sahibiymiş gibi en çok üzerine konuşan sen ol ama senin adın, sözün yasaklansın!
Ama yaşadığımız dünyaya bakalım. Bunu en somut biçimde Önder Apo tanımlıyor; “Kapitalist modernitenin yarattığı dünyaya bakın; yaşam her yönüyle kirletilmiş, insan insan olmaktan çıkartılmış. Kadını sahte, erkeği sahte, tarih ve dinler, kutsal kitaplar iktidar yalanlarının araçları haline getirilmiş. Ahlak, vicdan ve adalet gibi toplumsal değerler başta olmak üzere iğfale uğramayan tek bir değer bırakılmamış. Ben insanım diyen biri böyle bir ihanet zemininde nefes alabilir mi?”
Egemenler tarihi kendileri yazdıkları için direnen halkları, kültürleri, kadınları olumsuz ve kötü, kendisini de biricik, kahraman ve yenilmez göstermiş. Tarih mitolojilerinde bile bu rahatlıkla görülüyor. Tarihi kendisinden başlatmış ve öncekini yok saymış. Tarih iyi ve doğru incelendiğinde sisteme ve egemenlere karşı büyük direniş ve isyan geliştiren toplumların, kişiliklerin, kadınların kötülendikleriyle karşılanacaktır. Eğer tarih doğru anlaşılmak ve yaşanılmak isteniyorsa önce kadın etrafında oluşan ahlaki-politik toplumun anlaşılması gerek. Önder Apo ‘tarih ele alınırken yöntemin mutlaka toplumsal doğaya yani ahlaki-politik topluma dayanması’ gerektiğini söylemiştir. Ahlaki-politik toplumun oluşturucusu kadındır. Fakat ‘zorba ve kurnaz’ erkek tanrıçaların taht kurduğu bu topraklarda bir daha kadının adının dahi ağza alınmaması için kadını bastırmış, sindirmiş, mülkleştirmiş ve köleleştirmiş. Öyle bir köle haline getirmiş ki tüm kölelikler kaynağını bu kölelikten almış.
Kapitalist modernitede kadına dayatılan kölelik biçimi öylesine incelikli ve derin uygulanıyor ki kadının kendisi bile buna inanır bir düzeye gelmiş. Kimisi bunu ‘kader’, ‘alın yazısı’, ‘kara talih’ olarak kabul ederken kimisi gerçek yaşam ve özgürlük oymuş gibi inanarak peşinden gidiyor. Erkek egemenlikli sistem ve dayandığı Kapitalist modernite sindirdiği kadını kendi sistemi içerisinde eritip meta haline getirirken, ‘kendisine göre olmayan kadınları’ da katlediyor, bastırıyor. Önder Apo, “Ben, kültürel soykırım kavramını kullanmıştım, yine kullanıyorum… Bölgede kültürel soykırım olduğunu söylüyorum. Bu halk, kendi çocuklarına kendi dilinde bir isim bile veremiyor. Beş yaşındayken anneme de söylemiştim. Çocuğuna Kürtçe ad bile veremiyorsun bu mudur namus? …Burada kadınlara da sesleniyorum, Kürtçe ad bile veremeyeceksem, ne yapacağım bu çocuğu! Bu bir kültürel soykırımdır. Kürtlerin etrafı dört dörtlük sarılmış… Özgür birey olsunlar, özgür insan olmalarını korusunlar. Özgür yaşam felsefesini kabul etmeyen bir insan onursuzluğu tercih etmiş demektir. Özgürleşmek için felsefeyi bilmek gerekiyor, tarihi bilmek gerekiyor. Beş bin yıldır kadınların tarihten üzeri silinmiştir.” diyerek kadının içerisinde olduğu duruma dikkat çekiyor.
Tarihi, kimliği, dili, kültürü, fiziği, coğrafyası soykırıma uğratılan bir halkın tarihini yeniden yazması ve yazılı tarihi değiştirmesi, hakikati açığa çıkarması gerekiyordu. Önder Apo tam da bu nedenle ‘tarihin egemenlerden kurtarılması gerektiğini’ söylüyor. Bundandır ki Önder Apo, ahlaki-politik toplum değerlerine bağlı kalarak onursuzlaştırılmak istenen, en düşkünce yaşam biçimlerinin dayatıldığı bir halka önderlik ederek ‘yeşertilemez’ denilen kuru ağacı dallandırmış, yeşertmiş ve bu ağacın can damarı olmuş. Bu coğrafyanın tanrıçalarının mirasına bağlı kalarak özgür kadın kimliğini açığa çıkarmış ve tanrıçalara armağan etmiş. Önder Apo ve öncülük ettiği özgürlük hareketi çok büyük bedellerle 40 yılı aşkındır kadına dayatılan köleliği, tarihten silinen kadını yeniden uyandırdı ve ruh kazandırdı. Bu gün Kürt kadın özgürlük mücadelesi dünya kadınlarına öncülük düzeyine gelmişse bu, verdiği büyük bedellerden ve amansız direnişinden kaynağını alıyor.
Önder Apo, “Gelenek neyse gelecekte odur denilir. Temeli yanlış örülen, gereken düzelmeyi yerinde ve zamanında yapmazsa içeriğine göre bir yıkılışı yaşayacaktır. Doğru tanımlanamayan bir tarih ve toplumda sürekli bir tehlike ve bunalım kaynağı olmaktan kurtulamayacaktır.” demiş.
Kürdistan’da Kapitalist modernite güçlerinin özelde de egemen erkek aklının çok kapsamlı ve derinlikli yöntemlerle Kürt kadınlarına, kızlarına, çocuklarına, doğasına yönelmesi işte özgür kadının yaratmış olduğu bu mücadeleye karşı geliştiriliyor. Ne yazık ki halen Türk soykırımcı devletinin bu çok derinlikli ve kapsamlı özel savaş yöntemlerini anlamayan, görmeyen, kendisine dokunmadığı sürece kavgasını vermeyen bir zihniyet var. Bugün hala Türk soykırımcı devletinin askerleri Kürdistan’da ve Türkiye’de Kürt kızlarına tecavüz ediyor, katlediyor ve sindiriyorsa bunun nedeni geliştiremediğimiz tarih bilincidir. Tarih bilinci, düşman bilinci, yurtseverlik bilinci olmayınca veya zayıf olunca bu tür şeylerin önü alınamıyor. Asıl anlaşılması gereken de Türk soykırımcı devletinin Kürt düşmanı ve kadın düşmanı olduğudur.
Kadınların içerisinde olduğu dünyayı doğru anlamalı, yaşananları doğru çözümlemeliyiz. Sadece erkek şiddeti var denilerek bazı şeylerin aşılamayacağını artık hepimiz biliyoruz. Madem bunun farkındayız o zaman özsavunmamızı geliştirelim, ‘Xwebun’ olalım ve egemen erkek aklının yarattığı zihniyeti yıkıp geçelim! Bunun için her zamankinden daha fazla koşullar ve olanaklar vardır. Önder Apo’nun öncülük ettiği Kürt özgür kadın hareketi 40 yılı aşkın süredir amansızca bunun mücadelesini veriyor. Çok ciddi kazanımlarda elde edildi bu mücadele süreci boyunca. Kölelik uykusundaki kadın tekrar canlandırıldı ve dünya kadınları bu mirasa sahip çıkıyor. Eğer Kürt özgür kadın hareketinin mücadelesi bu kadar evrenselleşmişse ve dünyanın her köşesindeki kadınlar özgürlük diye haykırıyorsa o zaman şimdi tam zamanıdır. Biz kadınlar bilmeliyiz ki haklarımızı bizden çalan hırsızlar vermeyecektir, haklarımızı isteyerek değil ancak alarak özgür olabiliriz.
Ne diyor İnsanlık Önderimiz Önder Apo; “21. yüzyılın bu anlamda uyanan, özgürleşen ve güçlenen kadının çağını başlatması, sınıfsal ve ulusal kurtuluştan da önemli bir olgudur. Demokratik uygarlık zamanı, her dönemden daha fazla kadının yükseldiği ve kazandığı bir çağ olacaktır.”
O zaman geriye tek şey kalıyor: Direnmek, özsavunmayı geliştirmek!

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2020 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.