
Avrupa’daki onlarca Kürt kadın kurumu Pazartesi günü ortak bir açıklama yaptılar. Açıklamada kadına karşı şiddetle mücadele temelinde ‘Kadına dönük şiddet politiktir!’ şiarıyla bir kampanya başlattıklarını belirttiler. Bir yıl sürecek olan bu kampanya 25 Kasım Kadına Karşı Şiddetle Mücadele Günü’nü karşıladığımız bir süreçte başlatıldı. Yine bu kampanya erkek egemenlikli sistemin her coğrafyada faşist saldırıların yoğunlaştığı, savaş ve şiddetin kadınlara, doğaya, halklara karşı her yerde yükseltildiği bir süreçte başlatıldı. Her iki açıdan bakıldığında da oldukça anlamlı ve çok güçlü sahiplenilmesi gereken bir kampanya olmaktadır.
Kampanyaya ilişkin yapılan açıklamada önemli hususlar belirtilmiş. Kampanya özellikle erkek egemen sistemle, onun inşa ettiği tüm iktidar yapılanıyla ve yine şiddet ve savaşla kendini besleyen kapitalist sistem gerçekliğiyle mücadeleyi hedeflemektedir. Bununla beraber bu sistemle mücadele eden kadın ve erkeklere dönük de önemli tespitler yapılmaktadır. Kampanya sadece görünen şiddet ve onun zihniyet ve sistemiyle mücadele etmek kadar, belki ondan daha çok toplumsal yapıda içselleştirilen kadına yönelik şiddet yaklaşım ve uygulamalarıyla mücadele etmeyi hedefliyor.
Şiddet, iktidar zihniyetine dayalı tüm eşit ve özgür olmayan ilişkilerde yaşanır. Şiddet sadece fiziki uygulanan zor, baskı vb uygulamaları değildir. Psikolojik şiddetten ekonomik şiddete, sözlü olandan yüksek sesle kontrol altına almaya kadar çok farklı yöntemlerle şiddet uygulanmaktadır. Şiddetin temel amacı iradeyi kırmaktır. Düşünce, söz, karar ve uygulama iradesini parçalamaktır. Bu temelde iradesi parçalanan insanı, kadını, toplumu, doğayı kontrol etmek özellikle egemen güçler için temel bir yönetme tarzıdır.
Şiddetin toplumsal alana hakim kılınması, toplum içinde kadından başlayarak uygulanan her türlü iktidar ilişkisi toplumun kendi kendini tüketmesini ortaya çıkarmaktadır. Bugün Türk devletinden İran’a, ABD’den Rusya’ya kadar sistemin temsilcileri şiddeti derinleştirerek hakimiyetlerini kurmaya, toplumları baskı altında tutmaya ve kendi kontrollerine almaya çalışmaktadırlar. Bugün bu güçler şiddeti bir politika olarak hem coğrafyalar üzerinde, hem halklar üzerinde, hem de kadın üzerinde bilinçli, planlı derinleştirmekte ve uygulamaktadırlar.
Bilinçli beslenen, üretilen şiddetin toplum içindeki yansımalarıyla mücadele etmek, bu sistem güçlerinin şiddetiyle mücadele etmekten daha zor olabilmektedir. Toplumsal cinsiyetçiliği aşamamış, kadına yönelik şiddetle mücadeleyi ahlaki ve politik bir toplum olma ilkesi ve duruşu haline getirememiş toplumlar, erkek egemenlikli sistemin köleleştirme saldırıları karşısında sonuç almakta zorlanacaklardır. Başlatılan bu kampanyada da ‘Önce kendimizden başlayalım’ denilmesi bu nedenle çok anlamlıdır. Sistemle mücadele edenler olarak hepimiz kendimizden başlayarak, kadına yönelik şiddeti nasıl görüyoruz, nasıl mücadele ediyoruz, nasıl tavır belirliyoruz? Egemenlikli sistemi önce kendimizde yenmek, aşmak, kendimizde değişim ve dönüşümü başlatmak için neler yapıyoruz? Neler yapmalıyız?
Bir yıllık kampanyanın yürütücüleri bu anlamda toplumdaki tüm kadınlar, tüm erkekler olacak. Kendisine yurtseverim, demokratım, aydınım, devrimciyim diyenler olacak. Kadına yönelik şiddetin özgür-demokratik insan ve toplum olma önündeki engel olduğunu bilerek bu kampanyayı sahiplenmek, yapılacak tüm etkinliklere büyük bir istekle katılmak gerektiği açıktır. Kürt halkı, dünya demokratik halklar mücadelesine, kadına karşı şiddetle mücadele eden bir toplum olarak da öncülük etmelidir.
Halk olarak şiddet politikalarının yaratıcıları ve sonuçlarıyla mücadele ediyoruz. Bu mücadelenin neredeyse yüzde 90’ı da, bu erkek egemenlikli sistemin kadın ve erkek kişilikleri ve yaşam tarzları üzerinde yarattığı etkilere karşı yürütülmektedir. Kürt Özgürlük Hareketinin ve Reber Apo’nun temel yaşam felsefesi de buna dayalıdır. Dış mücadeleden daha çok iç mücadeleyi esas almak ve güçlü yürütmek bu mücadeleyi hep öncü konumda tutmuştur. Bu eleştiri ve özeleştiri kültürü kadın özgürlük mücadelesinin de temel karakteridir. İşte ‘Kadına Karşı Şiddet Politiktir!’ ‘O sen de olabilirdin’ şiarıyla başlayan kampanyayı da, bu felsefe ışığında yaklaşarak, kendimizde varolan tüm geriliklerle mücadele ederek başarıyla yürütelim.