“Kadın katliamlarının yanında, kadına yönelik fiziksel ve cinsel şiddet de her gün katlanarak dünya ortalamasının çok üzerinde bir boyuta ulaşmıştır” denilen açıklamada, “Başlı başına bir cinse yönelik nefret suçu olan kadına yönelik şiddet, Türkiye’de neredeyse bir suç olarak görülmez. Kadına yönelik şiddet davaları, hukuksal boyutta, insan hakları ihlali olarak değil, aile içi anlaşmasızlık olarak ele alınıp aile mahkemelerinde yargılanması zaten kadın lehine bir kararın verilmesini baştan engellemektedir” denildi.




‘Haklı kaygıları paylaşıyoruz’


Hükümetin, siyasi tutsaklar yerine adli suçlardan tutuklu bulunanları ‘Denetimli Serbestlik’ adı altında, serbest bırakmaya çalıştığına işaret edilen açıklamada, “Yasadan ilk yararlanacak olanlar, kadına şiddet suçlarından tutuklu olanlardır.Kadına şiddetin cezası az olduğu için, öncelikle ve çoğunluk olarak bunlar yararlanacaktır. Bu yasanın yürürlüğe girmesiyle kadına yönelik şiddetin de artacağını görmek hiç de zor değil” denildi. 
“Biz denetimli serbestlik yasasına karşı değiliz. Fakat bu yasayla kadına şiddet uygulayanların serbest bırakılmasına karşıyız” vurgusunun yapıldığı açıklamada şunlar kaydedildi: “Cezaevinde on binlerce Kürt siyasetçinin, gazetecinin, öğrencinin ve avukatın keyfi bir şekilde tutulmasını dert etmeyen iktidar, kadına yönelik şiddeti suç olmaktan çıkartıp, failleri serbest bırakmak için yeni yasalar ve düzenlemelerle şiddet uygulayan erkekleri ödüllendirip, adeta kadınları cezalandırmaktadır. BDP Kadın Meclisi olarak, yapılan düzenlemeden dolayı kadınların haklı kaygılarını paylaşıyoruz. Kadına yönelik şiddet yasalarca tanınmalı, eril şiddeti hukuksal temelde yasaklayan tedbirler geliştirilmelidir.” 

DİHA/ANKARA