Erkek egemen devlet sistemi ister ki hep insanlar, özellikle de kadınlar devletin dayattığı düşünce sistemi içinde şekillensinler. Daha ilkokuldan başlayarak "Hayat Bilgisi" dersinde nasıl bireyler olmamız gerektiği beynimize bir zehir gibi enjekte edilir. Örneğin; aile konusu işlenirken baba dışarda çalışıp eve ekmek parası getiren bir figür, anne evde yemek, temizlik, ütü yapan bir hizmetçi, çocuk da ev ile okul arasında mekik dokuyan, boş zamanlarında da oyun oynayan kişi olarak öğretilir. Konu fotoğraflarında da baba işten eve dönünce koltuğuna gömülüp gazete okurken ya da televizyon izlerken, buna karşılık anne de hep evde çalışırken resmedilir. 

Türk devleti ne yazık ki kurulduğu günden bugüne başta kadınlar olmak üzere vatandaşlarıyla hiçbir zaman barışmadı. Onları hep kendi varlığını devam ettirmek için kullandığı kuklalar olarak gördü. Bu nedenle onların düşünmesini, sormasını ve sorgulamasını hiçbir zaman istemedi ve buna izin vermedi. Düşünen, soran ve sorgulayan insanları hep korku ve sindirme yoluyla ya susturma yoluna gitti ya yıllarca zindanlara kapattı ya da baş edemeyeceği durumlarda katletti. Devletin bekası için gözünü kırpmadan öz kardeşlerinin ve kendi canından kanından öz çocuklarının katlini vacip gören bir "ecdat"ın torunlarından da farklı bir şey beklenemezdi.

Türkiye'de, Türklerin yaşadığı herhangi bir yerde, ya da Türklerle iletişimde olan toplumlarda yaşayan kadın en talihsiz kadındır bana göre. Türk devleti -güya- "laik" ve "demokratik" bir devlet olduğu için kadınların yaşadığı, şanssızlıktan daha da vahim bir durumdur. Hele özgürlük ve demokrasi mücadelesi veriyorsa o kadın tam bir düşmandır ve hemen bertaraf edilmelidir! Devletin ona biçtiği misyon bellidir; "bir kadın olarak susmalı, elinin hamuruyla erkek işine karışmamalı ve bir kuluçka makinası gibi durmadan doğurmalıdır."

Faşist ve barbar Türk devletinin özgür Kürt kadınına yönelik katliamları Osmanlı'dan günümüze aralıksız devam etmiştir. Yakın tarihimize bakarsak Alişer Bey'in eşi Zarife Xatun'un katlinden tutun da Silopya'da katledilen üç devrimci Kürt kadının infazına kadar Türk devletinin politikaları hep aynı olmuştur. Bu devlet Dêrsim'de hamile kadınların karnını süngülerle deşmiş, bu devletin askerleri ana karnındaki ceninlerin cinsiyeti hakkında kadın mı erkek mi diye yazı tura atmıştır. Aynı şekilde 20 Aralık 2015'de Cîzir'de yedi aylık hamile kadın Güler Yamalak, hamile olduğu çok açık bir şekilde belli olduğu halde çok bilinçli bir şekilde karnından vurularak daha doğmamış bebeği öldürülmüştür. 

Faili belli Paris Katliamı'nın tam da üçüncü yıl dönümü arefesinde Silopi'de DBP PM üyesi Sêvê Demir, Silopi Halk Meclisi Eşbaşkanı Pakize Nayır ve KJA aktivisti Fatma Uyar'ın yaralı oldukları halde infaz edilmeleri tesadüf değil, bilinçli bir katliamdır. Bu, Türk devletinin özgür Kürt kadınından ne kadar korktuğunun da açık bir göstergesidir. Kobanê direnişi ve devrimi nasıl kadınların öncülüğünde yapıldıysa bugün Kürdistan'daki öz yönetim direnişleri de kadınların öncülüğünde yapılıyor. Tankıyla, topuyla, hava araçlarıyla dört bir yandan saldıran devlet, aylardır kadınların ve gençlerin yüreklerini ortaya koyarak sürdürdüğü mücadeleyi engelleyememiş, sokağa çıkma yasakları ve uyguladıkları ablukalarla direnişi kıramamıştır. Bu nedenle alçakça katliamlarına yeni bir katliam eklemekte sakınca görmemiştir.

Dêrsim'de 4 Eylül 2014 günü gerçekleştirilen fedai eyleminin ardından devletin polisleri, askerleri ve özel timleri tarafından katledilen Ayten Günhan'ın cenaze töreni esnasında Günhan'ın halası Sakine Ertuğrul yaşananlara tepki göstererek, "Beşikte bebeğimizi büyütür yine mücadelemize devam ederiz. Yirmi kişi de yüz kişi de öldürseniz bir Ayten öldü, yüz Ayten doğar. Ne yaparlarsa yapsınlar mücadelemize devam edeceğiz" demişti.

Kürt kadınları Bêritan, Zilan ve Arin Mirkan'ların ruhuyla Sara'ların, Rojbîn'lerin, Ronahî'lerin, Sêvê, Pakize, Fatma ve daha nice şehitlerimizin bayraklarını devralıp dalgalandırmaya, mücadelelerini bıraktıkları yerden devam ettirmeye kararlıdır. Hiçbir güç Kürt kadınının haklı savaşının ve direnişinin önünde duramayacaktır.