
'Bedel vermeyen aile yoktur'
PKK'nin ilk kongresini gerçekleştirdiği Fis Köyü'nde 28 Kasım 1988'de dünyaya gelen Rezan Zoğurli'nin ailesinden 13 kişi, PKK saflarında yaşamını yitirdi ya da devlet tarafından katledildi. Geriye kalan aile bireyleri ise yıllarca devletin baskı ve şiddet politikalarından nasibini aldı. Zoğurli ailesinin PKK'nin kuruluşundan bu yana aktif bir şekilde içerisinde yer aldığını söyleyen Zoğurli, "Belki ailemiz gerçekten büyük bedeller verdi. Ancak bunu ölçülendirmek doğru değil. Her aile bedel verdi, her aile yaşamda bu mücadeleye bir katkı sundu. Bedel vermeyen insanımız, ailemiz yoktur" dedi.
Neden Lice'de aday?
Adaylığının kendisi için ani gelişen bir durum olduğunu söyleyen Zoğurli, bu seçimlerin Kürt halkı açısından öneminden dolayı aday olmaya karar verdiğini belirtti. Kürt halkının içerisinde bulunduğu yeni süreçle birlikte halkın yerel yönetimlere aktif katılımı ve karar organı olmasıyla Kürt halkının kendi sistemini kuracağını ifade eden Zoğurli, bu sürecin bir öncüsü olmayı düşünerek adaylık başvurusunda bulunduğunu kaydetti. İnşa edilecek yeni sistemin uygulayıcısı olmanın büyük bir heyecan ve mutluluk verdiğini dile getiren Zoğurli, Lice'den aday olma nedenini ise şöyle özetledi: "Lice'de doğdum. Kürtlerin yeniden doğuşunun yaşandığı yer. Temelleri atılan özgür bir yaşam inşası var. Ben de bunun üzerine birkaç taş bırakmak adına burayı seçtim."
Üniversitedeyken tutuklandı
Zoğurli ailesinin bir ferdi olarak PKK ile erken yaşta tanışmasının hayatı üzerinde büyük ve önemli etkiler bıraktığını dile getiren Zoğurli, "O köyde, o ailede doğmam yaşamımı da şekillendirdi. Yetiştiğin kültür çok önemlidir. Beni bu noktaya getiren de bu oldu" dedi. Dicle Üniversitesi'nde okuduğu dönemde 13 aylık bir cezaevi süreci de yaşayan Zoğurli, cezaevinde yaşadıklarının hayatını şekillendirdiğini belirtti. Cezaevinde ilk zamanlarda büyük zorluklar yaşadığını söyleyen Zoğurli, "Orada tutsaklar arasındaki bağlar ve düşünceler sayesinde örülmek istenen duvarları görmüyorsun. Üzerimize her gün kapanan kapının o mazgal sesini hiç kaldıramıyordum. Orayı bir mücadele alanı olarak görünce dayanabiliyorsun, yoksa orada bir an bile durulabileceğine pek inanmıyorum" diye belirtti.
Kadın çalışmalarında aktif
Kadın sorunuyla da yakından ilgilenen Zoğurli, Kardelen Kadın Merkezi ve Bağlar Belediyesi Kadın Birimi'nde çalışmalar yürüttü. Kadının her anlamıyla kendini hayatın içerisinde ana özne olarak görmesi gerektiğini dile getiren Zoğurli, Kürt kadınının verdiği özgürleşme mücadelesinin dünyanın diğer tüm kadınlarına örnek olması gerektiğini belirtti. Özgürleşen Kürt kadınına örnek olarak onlarca "sembolün" olduğunu ifade eden Zoğurli, "Kadın hareketi, bir kadını var eden, kadını kendi benliğine kavuşturan aslında kendini tanımasına neden olandır. Egemen sistemde kadın kendi gerçekliğini tanıyamıyor. Bir genç kadın olarak bugün burada olmam, kendimi rahatça ifade edebilmem, aynı zamanda genç kadın belediye başkan adayı olmam Kürt kadının özgürlük mücadelesiyle doğrudan bağlantılıdır" değerlendirmesinde bulundu.
Zoğurli, belediye eşbaşkanı seçilmesi durumunda gençliğin dinamizmini ve kadının renginin yer aldığı bir belediyecilik anlayış çerçevesinde tüm projeleri halkla birlikte karar alarak, hayata geçireceklerini söyledi. İlçe halkının yıllardır hayata geçirilen politikalardan dolayı yoksullaştırıldığını ve göçe zorlandığını dile getiren Zoğurli, halkın sorunlarını tespit etme ve çözüm olma noktasında bir yerel yönetim modeli esas alacaklarını kaydetti. İlçedeki yoğun genç nüfusun ve kadınların yaşadığı sorunların da kendileri için temel gündemlerin başında geldiğinin altını çizen Zoğurli, "Yapacağımız her çalışmayı, kadının rengini, dilini ve gençliğin dinamizmini katarak yapacağız" dedi.
Halkla birlikte belediyecilik
2014 yerel seçimlerinin "Öz yönetimle özgür kimliğe" sloganını şiar edinerek çalışmalarını hayata geçireceklerini dile getiren Zoğurli, meclisleşmelerle de halkın yönetime katılmasını sağlayacaklarını belirtti. Belediyeciliğin aynı zamanda halkla buluşmak olduğunu ifade eden Zoğurli, şunları dile getirdi: "Halkın içinde olmamız gerekiyor. Halkın içinde olduğu bir belediyeciliği esas almalıyız. BDP olarak da bu şekilde bir çalışma yürüteceğiz. Biz diğer belediyelere hiçbir zaman benzemedik. Bu süreçte uygulanan eşbaşkanlık sistemi de ayrıca bir heyecan veriyor. Kadın ve erkeğin birlikte ortak bir yönetimde buluşması ve birlikte karar vermesi çok önemli. Bunun ilk temsilcilerinden olacağım için de ayrıca da mutluyum."
HAYRİ DEMİR/DİHA/AMED