2012 yılı, AKP'nin cinsiyet ayrımcı politikaları ile erkek egemen sisteme karşı alanlarda olan kadınlar için direniş yılı oldu. AKP'li yetkilerin ve Türk Başbakan Erdoğan'ın kadınlara ilişkin açıklamaları kadınları sokağa dökerken, Kürt kadınları, 2012 yılının ilk aylarında Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan için 'Öcalan'a özgürlük' kampanyası başlattı. Sokağa çıkan kadınlar, polisin yoğun şiddetine maruz kalırken, hemen her gün en az 5 kadının en yakınındaki erkek tarafından çeşitli bahanelerle katledildiği Türkiye'de, 2012 yılında 147 kadın katledildi. Tecavüz davalarında beraatlar arttı ve kadın cinayetleri davalarında, 'Tahrik indirimi' uygulandı.


Kadınlar sokaklardaydı

Türkiye, Dünya Ekonomik Forumu'nun Cinsiyet Eşitliği 2012 yılı raporunda, 134 ülke arasında 126. sırada yer aldı. AKP iktidarı döneminde, kadın cinayetlerinde yüzde bin 400 oranında artış yaşanırken, resmi verilere göre sadece yılın ilk 11 ayı içerisinde 147 kadın katledildi. Birçok kadın ise, işyerinde şiddete ve mobbinge maruz kaldı. Kadınlar açısından 2012 yılının en önemli gündemlerinden biri de AKP Hükümeti'nin 'kürtaj'a yönelik politikaları oldu.Türk Başbakan Recep Tayip Erdoğan'ın, "Her kürtaj bir Uludere'dir" açıklamaları yıla damgasını vurdu. Ardından Meclis İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Ayhan Sefer Üstün'ün, "Kürtaj tecavüzden daha büyük suç" diyerek, tecavüze uğrayan kadınların da doğurması gerektiğini savunması, Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın da, "Tecavüze uğrayan doğursun, gerekirse devlet bakar" v.b açıklamaları oldu. Kadın örgütleri bu açıklamalara karşı, başta kürtaj olmak üzere tüm kentlerde sokağa çıkarak, hükümetin kadına yönelik politikalarını protesto etti. Kadın örgütleri bir direniş cephesi oluştururken, demokrasi güçleri de AKP'li yetkililerinin açıklamalarına sert tepki gösterdi. Kürt kadınlarının 2012 yılında en temel gündemleri ise Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'a için başlattıkları 'Öcalan'a özgürlük' kampanyası oldu.

Baskı ve şiddet sınır tanımadı

2012'de de kadınlar karakol, savcılık, sığınma evleri kapısından dönüp eşleri tarafından katledildi. Yine sadece evli kadınlar koruma altına alınırken, eşi ölmüş kadınlara sembolik maaşlar bağlandı. Bunlar yaşanırken Türkiye'nin N.Ç. davası, Fethiye ve Sêrt'teki 'Utanç Davası' başta olmak üzere çok sayıda tecavüz davasında, sanıklar için beraat kararı verildi. Tüm katliam, cinsiyet ayrımcılığını derinleştiren açıklamalar ve uygulamalara karşı alanlara çıkarak, mücadele eden kadınlara yönelik baskılar en üst düzeye çıkartıldı. Siyaset yapan, mücadele eden kadınlara bakanlar tarafından hakaretler edilerek, kadınlar gözaltına alındı ve tutuklandı. Eğitimde 4+4+4 sistemiyle 'çocuk gelinlerin' arttırılmasına imza atılacağı belirtildi ve buna karşı eylemler gerçekleştirildi. 


Öcalan'a özgürlük temel gündem
27 Temmuz 2011 tarihinden bu yana müvekkilleri ile görüşmek için yaptığı tüm başvurular, 'gemi bozuk', 'hava muhalefeti' gibi gerekçelerle engellenen Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın üzerindeki tecrit ve 'Öcalan'a özgürlük' konusu Kürt kadınlarının temel gündemi oldu. Kürt kadınları, yılın ilk ayında 'Öcalan'a özgürlük' sloganıyla kampanya başlattı. İnsan hakları savunucusu ve siyasetçi kadınlar ise, Barış İçin Öcalan'a Özgürlük Platformu'nu kurdu. Demokratik Özgür Kadın Hareketi (DÖKH), 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele ve Dayanışma Günü'nde, 'Öcalan'a Özgürlük Soykırıma Hayır' sloganıyla yürüyüşler düzenledi. DÖKH, yıl içerisinde başta Amed, İstanbul, Êlîh ve Şirnex olmak üzere birçok kentte 'Öcalan'a Özgürlük' yürüyüş ve mitingleri düzenledi. Binlerce kadının katıldığı miting ve yürüyüşlere saldıran polis, kadınlara aleni şiddet uyguladı. 


Cins kıyımı devam etti
Kadınlar hemen her gün çeşitli bahanelerle en yakınındaki erkek tarafından cinsel şiddet, taciz ya da tecavüze uğrayıp, katledilirken, yandaş medya bu taciz, tecavüz, şiddet ve katliam haberlerini yansıtma biçimiyle normalleştirdi. Gazetelere yansıyan haberlere göre, 'aşk', 'kıskançlık', 'sevgi' adı altında 2012 yılının ilk 11 ayında toplam 147 kadın katledildi. 123 kadın tecavüze, 208 kadın şiddete, 126 kadın tacize maruz kaldı. Yine 2012 yılında eşinden şiddet gören en az 3 kadın intihar etti. Bunlardan 2'si tecavüzcüleriyle evlendirilmişti. Tecavüze uğrayan bir kadın intihar ederken, 3 kadın tecavüz edildikten sonra katledildi. 2012 yılında 18 çocuk katledilirken, 26 çocuk cinsel istismara maruz kaldı. 7 çocuk yaralandı ve 4 çocuğa tecavüz edildi. 2012 yılında 4 kadın koruma talep etmesine ve 5 kadın şiddet gördükleri erkekleri savcılığa ya da polise şikayet etmelerine rağmen katledildi. Ağır yaralanan 5 kadın ise, şikayette bulunduğu halde işkenceye maruz kaldı, kadınları öldüren erkeklerden biri Denetimli Serbestlik Yasası kapsamında serbest bırakıldı, birinin aldığı hapis cezası da ertelendi. Yaşamını yitiren 2 kadın ve ağır yaralanan 3 kadının eşleri hakkında evden uzaklaştırma cezası çıkartılmıştı. Eşine işkence yapan bir erkek ise, savcı tarafından serbest bırakıldı ve kayıplara karıştı.

4 bin 728 kadın cezaevinde

Anayasa tartışmaları 2012 yılında da gündemdeki yerini korurken, Anayasa Uzlaşma Komisyonu'nda 12 kişilik ekipte sadece bir kadının olması kadınlar tarafından eleştirildi. Anayasa Kadın Platformu üyeleri, yüzde 92'si erkek olan bir komisyon tarafından yapılan Anayasa'nın yine erkek egemen zihniyetine sahip olacağını belirterek, konuyla ilgili çalışmalarını hızlandırdı. Yıl içerisinde kürtaj, siyasi ve eğitim hakları için alanlara çıkan Kürt kadınları, emekçiler ve öğrenci kadınlara karşı iktidar yoğun bir baskı ve tutuklama furyası başlattı. Kadın tutukluların yaşadığı baskı ve cinsel taciz vakaları gün geçtikçe arttı. BDP Îdir Milletvekilli Pervin Buldan'ın cezaevlerinde bulunan kadın tutuklu ve hükümlülerin sayısı ve kadınların cezaevlerinde uğradıkları cinsel taciz ve tecavüz saldırıları ile ilgili yazılı yanıtlaması talebiyle verdiği soru önergesine cevap veren AKP Adalet Bakanı Sadullah Ergin, cezaevlerinde 31 Ocak 2012 tarihi itibariyle bin 725 tutuklu, 3 bin 3 hükümlü kadın bulunduğunu belirtti. Tutuklu kadınların cinsel taciz olaylarına ilişkin başlatılan birçok soruşturma, 'Kovuşturmaya yer olmadığı' gerekçesiyle kapatıldı.
Kadına yönelik şiddeti önlemek için kadın kurumlarının ısrarla üzerinde durduğu sığınma evlerine başvuran kadınların yaşadıklarını yetkililer seyretmekle yetindi. Korunmasız durumda kaldığı için devletten yardım isteyen birçok kadın, 'konuk evi yetersizliği' gerekçe gösterilerek, ölüm ile yüzyüze bırakıldı.  

DİHA/AMED