NECLA DEMİR / MA / İSTANBUL
Türkiye’de yürürlüğe giren “Cumhurbaşkanlığı Sistemi”nin ilk kabinesi açıklandı. Yayınlanan 701 nolu KHK ile sayısı 16’ya inen bakanlıklarda ismi geçenler tartışma konusu oldu. Bu isimlerden biri de Çalışma, Sosyal Hizmetler ve Aile Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk.
Yıllardır kadın örgütlerinin Kadın Bakanlığı kurulması yönündeki talebini reddeden hükümet, önceki adı Aile ve Sosyal Politikalar olan bakanlığını Çalışma Bakanlığı ile birleştirerek Çalışma, Sosyal Hizmetler ve Aile Bakanlığı olarak değiştirdi. Kadını aile kurumu ile özdeşleştiren anlayış bu sefer de kadını ev içi ekonomi ve yükümlü olarak gördüğü sosyal hizmetler statüsüne hapsetti. Öyle ki bu bakanlığın başına getirilen tartışmalı isimlerden Zehra Zümrüt Selçuk’un can yakıcı bir hal almaya başlayan kadın sorununda ne gibi yol ve yöntemler izleyeceği de merak konusu.
KADEM’de çalışıyor
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kızı Sümeyye Erdoğan’ın Başkan Yardımcılığı görevini yaptığı Kadın ve Demokrasi Derneği (KADEM) Denetim Kurulu Asli Üyeleri arasında yer alan Selçuk, uzun yıllardır derneğin Ankara Temsilciliği görevini de yürüttü. Selçuk, 16 kişiden oluşan kabinede yalnızca iki kadın bakandan biri. Teksas Üniversitesi’nde araştırma asistanlığı da yapan Selçuk, 2007’den itibaren İslam İşbirliği Teşkilatı SESRIC’te kıdemli araştırmacı görevini yaptı. Halen SESRIC İstatistik ve Enformasyon Direktörü olan Selçuk, bankacılık ve finans, kalkınma yardımları gibi alanlara yönelik birçok projenin koordinatörlüğünü yapıyor.
Kadın sorununda kurulan yeni bakanlığın çözüm olup olmayacağı ve bunun ne anlama geldiğine ilişkin Kadın Partisi Genel Başkanı Benal Yazgan değerlendirdi.
Şiddetli bir mücadele dönemi başlayacak
Kurulan yeni bakanlığın, hükümetin kadın düşmanı politikalarından bağımsız hareket etmeyeceğine vurgu yapan Yazgan, hükümete yakınlığı ile bilinen KADEM’de çalışmış bir ismin başa getirilmesinin de tesadüf olmadığını söyledi. Yazgan, “16 yıldır yaptıkları bütün uygulama ve söylemlerde zaten bunu yapıyorlardı. KADEM bunun için kuruldu ve kadınları eşitlik üzerinden değil de adalet üzerinden ileri sürdüler. Adalet başka bir şey eşitlik başka bir şey. Ama bunu kadınların zihnine sanki adalet bir eşitlikmiş gibi empoze etmeye çalıştılar. KADER’in yıllardır yaptığı eşitlik söylemleri ve programlarına karşıt KADEM’i kurdular. Şimdi kalkıp KADEM’den birini de bir bakanlığa getiriyorsanız zaten söylenecek çok fazla söz yok. Ne yapmak istedikleri çok ortada. Bu durum çok çabuk sindirilip içselleştirilecek bir durum değil. Zaten mücadele vardı. Bu mücadele çok şiddetli bir boyuta taşınacak; belki de yurtdışına taşınacak kadar çok şiddetli bir mücadelenin içine girilecek” sözleriyle tepki gösterdi.
Eşitlik yoksa demokrasi de olmaz
Can yakıcı bir hal almaya başlayan kadın sorunu konusunda bu bakanlığın gerekli çalışmaları yapıp yapmayacağı ve çözüm olmaktan uzak erkek aklın ve iktidarın devamlılığını üstlenip üstlenmeyeceği konusunda da Yazgan, şunları söyledi: “AK Parti’nin içinde aklı başında bir sürü milletvekili varken geçen dönemde çocuk istismarı ile ilgili bir araştırma komisyonu kurulmasına dahi hayır diyen kadınlar var. Şimdi bu kadınların büyük bir çoğunluğu tekrar Meclis’e girdi. Onların tepkilerinin değiştiğini hiç sanmıyorum; çünkü bir kişinin ağzından çıkan ne ise ona biat etmek gibi bir durumları var. Dolayısıyla son derece zor bir dönemece girdi kadınlar ama bunun üstesinden gelinmesi gerekiyor. Çünkü eşitlik yoksa demokrasi de olmaz.”