En son Ekvador’da kadınların protestosu ile karşılaştı. Kadınlar, bir konferansta konuşma yapan Erdoğan’a ‘Katil dışarı’ diye bağırdılar. Onun tepkisi; "Görülebildiği gibi saygısız tipler de olabiliyor" diyerek üste çıkmaya çalışmak olurken, korumaları protestocu kadınlara ciddi şekilde saldırdı. Soma’da işçi yakınına Erdoğan’ın yanındaki bir bürokratın attığı tekme hafızalardadır. Benzer tablo Ekvadorlu kadınların da başına geldi. Erdoğan’ın korumalarının saldırısına uğrayan kadınlardan biri; "Özellikle göğüslerimizi ve kasıklarımızı hedef alıyorlardı… Rassa, göğsüne ve kasıklarına aldığı darbelerin yanında, başına da birden fazla aldığı tekme yüzünden sarsıntı geçirdi" dedi. Erdoğan’ın kadınlara cinsel şiddet uygulayan korumalarını cezalandırmak gibi bir tutumu olmayacağını biliyoruz. Olsa olsa Ekvadorlu kadınlara dava açacaktır.
Türkiye’de de kadınlar Erdoğan’ın savaş politikalarına karşı ayakta. Baskı ve şiddete rağmen pek çok eylem ve protesto gelişiyor. Geçen Cuma Barış İçin Kadın Girişimi’nden (BİKG) 1000 kadın ‘Barış ve hakikat hakkımızın takipçisi olmak için yola çıktık’ dediler. İstanbul, Bursa, Rize, Ankara, Mersin, İzmir, Antalya, Kocaeli, Bolu, Eskişehir ve daha birçok ilden Diyarbakır’a giden kadınlar; ‘Yalanlarla kuşatıldığımız şehirlerden tanklarla, toplarla kuşatılmış şehirlere, mahallelere ses vermek için buradayız" dediler.BİKG; 2009 yılında Kürdistan’da kadınlara yönelik tutuklamalara ve savaş politikalarına karşı Türkiyeli ve Kürdistanlı kadınlar tarafından kurulmuştu. Politik kadınlara tahammülü olmayan bu düzene karşı, daha çok sokak diyerek sokak sokak, ev ev, mahalle mahalle barış noktaları kurmayı hedeflemişti. O zamandan bu yana BİKG’den kadınlar pek çok ilde barış noktaları oluşturdular, barış nöbetleri tuttular. Sadece İstanbul’da değil, Ankara, İzmir gibi başka şehirlerde de BİKG’ler oluştu. Kadınlar metropollerde eylemleri ile savaşın karşısında olduklarını ve barış için ısrar ettiklerini defalarca gösterdiler. 7 Haziran’dan sonra tırmanan savaşın karşısında da BİKG etrafında birleşen kadınlar büyük bir inanç ve çabayla barışı savunmaya devam ediyor.
Diyarbakır eyleminin hemen öncesinde başlattıkları ‘Barışa Bin Kadın 1000 İmza’ kampanyaya imza veren kadın sayısı kısa bir sürede 5000’e ulaştı. Ardından yapılan İstanbul’daki kitlesel barış noktası eylemi de, Cumartesi günü Diyarbakır eylemi de çok anlamlıydı. Devletin demokrasi güçleri üstündeki katliamcı politikalarına rağmen kadınlar dirayetli bir mücadeleyi ilmek ilmek örüyor.
Şırnak Cizre’de vahşet bodurumu olarak anılan enkaz altındaki yaralılar hala kurtarılmış değil. Bu konuda HDP’nin, STK’ların devreye girmesi de sonuç vermedi. Örneğin DİSK başkanı yaralıları almak için girişimde bulunuyor ancak Validen olumsuz cevap alıyor. Yaralıları almak için yola çıkan annelerden, bağımsız sağlıkçılardan oluşan bir ekip ve HDP’nin yaptığı bütün girişimler de engelleniyor. Yaralılara ulaşmak için binaya her yaklaştıklarında güvenlik güçlerince çatışma süsü vererek binaya ulaşmaları engelliyor. Yine büyük bir beyaz bayrak açarak binanın yanına kadar gidebilen anneler devlet güçleri tarafından engellendiği için binaya giremediler.
Üstelik vahşet bodrumu bir idi, şimdi iki oldu. Cizre’de Cudi Mahallesi’nde bu kez de 37 kişi farklı bir binada mahsur kaldı. Top atışlarından yangının çıktığı binada 9 kişi yanarak yaşamını yitirdi. Oradaki yaralılara da ulaşılamıyor.Çocukları abluka altındaki ilçelerde keskin nişancılar tarafından öldürülen anneler sokakta bırakılan cenazelerini alabilmek için, çocuklarını gömebilmek için günlerce açlık grevi yaptılar. Ama onlar da hala sonuç alabilmiş değiller. Barış Anneleri de bir yandan girişimlerde bulunuyor. En son Ankara’daki BM yetkililerinden Cizre’deki cenazeler ve yaralıların alınması için, kendilerinin de yer aldığı bir heyet oluşturulmasını talep ettiler. Ancak BM yetkilileri annelerin talebini kabul etmedi. Bu yüzden anneler bu kez de BM binası önünde açlık grevine başladı. Savaşa, şiddete karşı kadınların barış ve hakikatlerin takipçisi olarak mücadele etmekten başka çareleri yok.