
Kalekollar katliamı hatırlatıyor
Dêrsim'de kadınlarla ilgili temas ve gözlemlerini aktaran Tanrıkulu, Dêrsimli kadınların barış için yürütülen çözüm sürecine anlam veremediklerini belirterek "Kadınlar, 'Bu nasıl barış' dediler. Sınırların yaşam alanlarının kalekollarla donatıldığı bir yerde barıştan nasıl söz edeceklerini anlattılar" dedi. Kalekolların kadınlara 1938 Dêrsim Katliamı'nı hatırlattığını ve HPG'lilerin geri çekilmeden önceki yaşamları ile çekilme sonrası yaşamları arasında farklar olduğunu ifade ettiklerini söyleyen Tanrıkulu, "Örneğin önceden askerler silahlarıyla sokak aralarına gelmezmiş. Ama şimdi askerlerin gelip çardaklarının altında oturduğunu ve çok lakayt bir şekilde güldüğünü, sohbet etmeye çalıştığını söyledi. Yani kadınlar askerlerin tacizkar bir tutum içerisine girdiklerini söylemek istiyor" dedi.
Kadınlar koruculaştırılıyor!
Tanrıkulu, Dêrsimli kadınların son 30 yıldır süren savaşın onlarda yarattığı tahribatı ve '38 Katliamı'nı çok ağır bir şekilde yaşadıklarını hatırlatarak, "Konuştuğumuz kadınların bir kısmı 'Dêrsim'de göç yaşanabilir. Bu şekilde devam ederse ben buraları bırakıp giderim' diyen kadınlar çok oldu" dedi. Dêrsim'de kadın korucuların istihdam edilmesine de dikkat çeken Tanrıkulu, Pilemorî'de kadınların koruculuğa alındığını, Pêrtax'ta kadın korucuların ordulaştığını gözlemlediklerini belirterek, bunun da kadının savaştaki başka bir mağduriyeti olduğunu söyledi. Dêrsimli kadınlar için HPG'lilerin geri çekilmesinin zor bir durum olduğunu aktardıklarını belirten Tanrıkulu, "Çünkü kadınlar, gerillaları kendilerinin bir güvencesi olarak algılıyor" diyerek, kadınların güvenlikle ilgili kaygılarının olduğunu dile getirdi.
'Licê Katliamı'yla yüzleşilmeli'
Amed'de de kadınların HPG'lilerin geri çekilmesinden sonra yaşadıkları sıkıntıları aktardıklarını ifade eden Tanrıkulu, Licê'de yaptıkları gözlemleri şöyle anlattı: "Liceliler Licê Katliamı'nı yaşamış bir halk olarak, başka bir katliamla karşı karşıya kalmanın kaygılarını yaşıyorlardı. Katliamın izleri hala sürüyordu. Bize anlatılanlara göre; katliamın olduğu dönemde erkekleri dışarıya dizmişler, kadınları okulun içine almışlar. Askerler de kadınlara tecavüz etmiş. Katliamdan kalma iki kadın vardı ve o kadınlar hala orada yaşıyor ve sessiz bir şekilde durup hiç konuşmuyorlardı. O kadınların orada nasıl yaşadıklarını düşünün ve de savaşın yarattığı bir tahribat var. Lice halkı Demokratik Çözüm Sürecine ilişkin ise 'Barışın geldiğini hissetmedik. Eğer gerçekten barış gelmişse, devlet öncelikle Licê Katliamı'yla yüzleşmelidir' dedi."
Batıdaki kadının savaştan haberi yok
Tanrıkulu, Türkiyeli kadınların savaşı nasıl yaşadıklarını gözlemlemek üzere Adana, Antalya, Çanakkale, Bursa gibi yerlere gittiklerini hatırlatarak, Antalyalı kadınlar ile barışın ne kadar gerekli olduğu yönünde tartışmalar yürüttüklerini söyledi. Antalyalı kadınlarla izlenimlerini paylaştıkları zaman kadınların bugüne kadar Kürdistan’daki kadınların yaşadığı sorunlar ile ilgili bilgilendirilmediğini belirten Tanrıkulu, oradaki kadınların savaşı çok farklı yaşadıklarını söyledi. Tanrıkulu, Çanakkale'de Kent Konseyi'nden kadınlarla görüştüklerinde kadınların "Bu neyin barışı, savaş mı vardı?" dediklerini söyledi.
Barışı AKP'li kadınlar yapıyormuş!
Parlamentodaki kadın vekillerle görüşmelerini aktaran Tanrıkulu, BDP'nin BİKG'nin sürece aktif katılmasından yana olduğunu söyledi. CHP'li kadınların klasik söylemleri olan 'Kürtler anadillerini konuşabilirler'in yanı sıra 'Barış için çalışan kadınların varlığı bize güç veriyor' dediklerini kaydetti. Tanrıkulu, AKP'li kadınların ise "Zaten barışı biz yapıyoruz" şeklinde konuştuklarını dile getirerek, "AKP'li kadınlar partilerinin siyasal düşünceleri doğrultusunda partide kurdukları bir bütünlükle bize yaklaştı" dedi.
Gerilla kadınlar şeffaflık istiyor
Son olarak KJB ile görüşmelerini aktaran Tanrıkulu, "Gerilla kadınlar yaşamın tüm alanlarıyla ilgili çok okuyor. Bilgiyi mücadelelerine yansıtma anlamında çok donanımlıydı. Mücadelelerinin tüm mekanizmalarında söz ve karar sahibi olduklarını gördük" diye konuştu.
Tanrıkulu, KJB'li kadınların "Savaş bir tercih değil, zorunluluktu" dediklerini vurgu yaparak şunları söyledi: " Kadınlar 'Kimse savaşmak istemez, ama ezilen ve yok olan bir halkın yapabileceği hiçbir şey yoktu. Ama bu gelinen noktada özellikle kadınlar olarak barışta ısrarcı olacağız' dedi. Gerilla kadınlarda gördük ki geçmişteki tüm hakikatlerin ortaya çıkarılmasını çok önemsiyor. Kadınlar, barışın inşasının her yönüyle açık ve şeffaf olmasını istiyor. Bunun da kadınların katılımıyla mümkün olabileceğini söylüyor."
DİHA/İSTANBUL