Tevgera Jinên Azad (TJA) İmralı’da her türlü tecrit ve izolasyona maruz bırakılan Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan şahsında tüm topluma karşı işlenen suçlara karşı bir mücadele hattı örmek amacıyla 3 Ağustos’ta "Kadın Soykırımını Durduracağız, Yaşamı Özgürleştireceğiz" ve 19 Ağustos’ta “Tecrit kaybedecek Özgürlük Kazanacak” şiarıyla kampanyalar başlattı. Halk buluşmaları tarzında devam eden kampanyayı etkinlikleri TJA aktivisti Nahide Ermiş değerlendirdi. 

Güç odaklarının kadın soykırımı ve tecrit suçunu deşifre ederek ortadan kaldırmanın kadınların görev ve sorumluluğu olduğunu söyleyen Nahide Ermiş, “Toplumun neredeyse tümü bugün yürütülen baskı ve izolasyon politikalarından direkt veya dolaylı olarak etkileniyor. Eğer bugün milyonlarca insan oluşturulan psikolojik baskı ortamında politik ve tüzel kimliğini özgürce ortaya koyamıyor, hak hukuk mücadelesini yürütemiyorsa, bu tam bir özgürlük ihlalidir. İşte tam da bu nedenle Öcalan üzerindeki tecrit özünde kadına, topluma ve ifade özgürlüğüne uygulanan tecrittir diyoruz. Sayın Öcalan üzerindeki bu tecrite karşı çıkmak tam da bu nedenle vicdani ve ahlaki bir görevdir. Geldiğimiz aşamada cezaevinde veya dışarıda olmak arasında pek bir fark kalmamıştır. Başlatmış olduğumuz bu kampanyalarla bu kötü gidişata toplumun dikkatini çekmeyi ve dur demesini amaçlıyoruz” dedi. 

25 Kasım’a kadar sürecek kampanya boyunca çeşitli panel, seminer, halk toplantıları ve söyleşiler yapmayı planladıklarını kaydeden Ermiş, “insani duyarlılıklarını halen yitirmeyen, baskı ve zora karşı durmayı görev bilen herkesi ve çevreyi bu kampanyaya güç vermeye” çağırdı. 


Mücadelenin çıtası yükseltilecek

Kürt kadınların yürüttüğü 40 yıllık cins mücadelesinin önemli bir aşamaya ulaştığını da ifade eden TJA aktivisti, demokrasi, insan hakları ve mücadele kavramlarının tehlikeli görüldüğü en katı OHAL sürecinde cins mücadelesinin çıtasını bu kampanya aracılığıyla yükseltmenin önemli olduğunu söyledi. Ermiş, “Gelinen noktada Kürt kadınlar artık toplumsal cinsiyetçiliğin tamamen ortadan kaldırılması, eşit ve özgür bir yaşamın ortak değer haline getirilmesi için mücadele ediyor. Bu değerlerin insanlığa mal edilmesi mücadele gerekçelerimizden biri” diye konuştu. 


Esasta sömürgecilik hedef

Ermiş, kadın soykırıma karşı yürütülen mücadelenin esasta sömürgeciliğe karşı verildiğini belirterek, şöyle devam ettii: “OHAL süreci boyunca günde ortalama 5 kadın öldürüldü, onlarcası taciz ve tecavüze maruz kaldı. 365 kız çocuğu cinsel istismara uğradı. Yurtlar ve okullar cinsel istismar olaylarının yüzde 59 oranında yaşandığı yerler oldu. 26 bin kadın ihraç edildi. Yüzlerce kadın kurumu kapatıldı ve binlerce aktivist tutuklandı. Tecavüzcüsüyle evlendirme yasası çıkarılmak istendi. Kadın cinayetlerinde "iyi hal" ve "haksız tahrik" indirimleri uygulandı. Cezaevlerinde kadına yönelik cinsel saldırı ve işkence temel bir uygulama haline getirildi. Organize tecavüz çeteleri her yerde örgütlendi ve kefalet yoluyla tecavüzü satın alma hukuku devreye sokuldu. Bu nedenle her bir kadın cinayetine karşı yükseltilecek mücadele aynı zamanda sömürgeciliğe karşı geliştirilecek bir mücadeledir. Sonuç olarak hedefinde kadın özgürlük değerleri olan bu baskı ve zoru ortadan kaldırmanın yol ve yöntem arayışı içerisindeyken böyle bir kampanya kararı aldık. Dolayısıyla hiçbir kadının devletleşen AKP hükümetinin bu faşist uygulama ve soykırımcı politikalarına karşı sessiz kalması beklenemezdi. Kadınlar böylesi zor zamanlarda sahip oldukları cins bilinci sayesinde daha örgütlü bir şekilde bir arada durarak kendi öz savunmalarını gerçekleştiriyorlar, gerçekleştirmelidirler."


‘Faşizm ortamında gülmek bile bir direniş şeklidir’

Özgürlük bilincine sahip her kadının, faşizmi yenilgiye uğratmanın ancak ve ancak örgütlü bir güçle olabileceğinin farkında olduğunun altını çizen Ermiş, kadınların farkındalıkla faşizmin en vahşi uygulamalarını bile büyük yenilgiye uğratacaklarına inandıklarını söyledi. Ermiş, "Ahlaki politik toplum bilinci, aynı zamanda özgür kadın bilinci demektir; tekçi ve cinsiyetçi erkek zihniyetinin toplum etrafında ördüğü bu korku duvarını paramparça edecektir. Buna Kürt kadınının cesaret ederek öncülük etmesi son derece önemlidir. Hatta en diptekinin cesareti bulaşıcı ve toplumun tüm kesimlerini teşvik edici, harekete geçirici bir özelliğe sahiptir. Bu nedenle biz kadınlar kahkahalarımızı eksik etmeyeceğiz. Zira faşizm ortamında gülmek bile bir direniş şeklidir. Bunun için her türlü baskı, zor, şiddet ve tecride karşı mücadeleye duyarlı tüm kesimlerin aktif katılımını bekliyoruz" dedi.

HABER MERKEZİ