
51 yaşındaki Şırnak İdilli Suat Yalçın, Heyva Sor tarihindeki ilk kadın başkan olarak göreve başladı. Aslında 'göreve başladı' demek O'na haksızlık olur. Ta çocukluğundan beri hümaniter çalışmalara ilgisi olan Suat Yalçın, uzun yıllar Heyva Sor a Kurdistanê'nin her kademesinde ve alanında görev yaptı.
Adından dolayı çoğu zaman 'erkek' olarak tasvir edildiğinden şikayetçi olan ve bundan dolayı sıkıntı da yaşadığını gülerek anlatan Suat Yalçın'la söyleştik.
Sayın Yalçın, hümaniter çalışmalara bu ilginiz nereden kaynaklanıyor?
İnsanlara yardımcı olmayı daha 11-12 yaşlarındayken öğrendim. Ben lise mezunuyum. O dönemlerde insanlarımızın Türkçe bilmemesi, özellikle kadınların doğum ya da tedavi zamanlarında, cezaevlerinde görüş zamanlarında ya da mahkemelere Tükçe bildiğim için giderdim. Daha doğrusu biraz da zorunlu götürülürdüm.
Diyarbakır Cezaevi'nin önünde saçlarımdan sürüklendiğim zamanlar oldu.
Biraz da öksüz büyümenin getirdiği zorluklardan kaynaklı, bende insanlara yardımcı olma duygusu o yaşlarda belirdi.
Zorlanmadınız mı o yaşlarda?
Zorlandığım oldu elbette. Ama yıllardır uzun bir savaşın içinde büyüdük. Her türlü zorluğu, eziyeti gördük; piştik biraz da. Ülkede, özellikle de bizim yörelerde kadın çok mağdur durumdadır. Ya eş, ya çocuk ya da baba cezaevindedir. Çocukların gözlerinin önünde babalarının götürülmesi, annelerinin göz altına alınması, dövülmesi gibi olaylar, o çocuklarda derin yaralar bıraktı. Biz de bu mağduriyetleri birebir yaşadık.
Avrupa'ya ne zaman geldiniz?
90'ların başında...
Burada neler yaptınız?
Bazı Kürt kurumlarında görev aldım ve çalıştım. Boş durmadım ama bu beni tatmin etmedi.
Hangi çalışmalarda yer aldınız?
Daha çok kadın çalışmalarında yer aldım. Hala da yardımcı olmaya çalışıyorum, uzağında değilim ama o çalışmalar beni tatmin etmedi. Nasıl ki bir karı koca 20 yıl birlikte yaşar ama hala birbirlerini anlamazlar, ben de bu çalışmaları biraz buna benzetiyorum. Zihinleri değiştirmek çok zor oluyor, güç istiyor. Esas sıkıntı da burada işte.
Mesela Kürt kadınların neredeyse yüzde sekseni eğitimden uzaktı. Özellikle bizim yöremizde kadını dışarı çıkarmak, eğitim görmek, öncülük etmek, çalışmalara katmak, söz sahibi olmak çok zordu. Güç yetirebilmek önemli. Tabii gelişen Kürt mücadelesiyle bu epey aşıldı.
Ama size göre hala yeterli değil herhalde...
Evet, özellikle Avrupa açısından sözünü ettiğim zorluklar hala yaşanıyor. Çünkü yabancı bir ülke, insanlar ülkelerinden kopmuşlar, burada da devletin getirdiği birtakım baskı ve yaşam şartlarından dolayı zorlanıyorlar. Özellikle kadınlar hem eşinden, hem içinde bulunduğu ortamdan ve devletten baskı görüp sıkıntı çektiği için kendisini uzak tutuyor. Yani 'çocuğuma, evime sahip çıkayım, bunlar elimden gitmesin' kaygısını taşıyorlar. Aslında ruhen birebir bizimledirler ama mücadele içerisinde yer alıp çalışmak zorlayıcı oluyor.
Heyva Sor çalışmalarına ne zaman katıldınız?
Yaklaşık 1999 yılından beri Heyva Sor çalışmalarındayım. Daha önce de ilgim vardı, arkadaşlara yardımcı oluyordum. Bu 15 yıl içinde bana düşen ne varsa yapmaya çalışıyor çabalıyor, mutlu oluyor, huzur buluyordum.
Ne tür çabalar?
Heyva Sor'un genel çalışmaları. Yardım toplama, aileleri dolaşma, düğünlerde stand açma vb. çalışmaların hepsini yaptım. Bunu severek yaptım. Bizim kültürümüzde Cuma günleri her kapıdan mutlaka bir tabak sıcak yemek çıkar ve ölülerine rahmet için yardım olarak verilir. Bu bizim küçüklükten bildiğimiz ve yaşadığımız şeylerdi. Yoksa yardım için hangi Kürt'ün eline kumbara verip dolaştırabilirsin ki? Kürtler bunu çok gurur yaparlar. Aç kalır ama yanıbaşındakinden yardım istemez. Hal buyken ben bu çalışmaları zevkle yaptım. Çünkü biliyordum ki yetim kalan bir çocuğa ya da zor durumda kalan bir kadına, bu çabamız bir merhem oluyor.
Bir kadın olarak bu çalışmalarda yer almanıza insanların yaklaşımı nasıldı?
İnsanlarımız genelde çok güzel karşılıyorlardı. Tabii bu işi yapan insanlar açısından biraz sabır ve mütevazılık gerektiriyor. Yaşam tarzının da örnek olması gerekiyor. Herkes bunu yapamaz. Ben bu çalışmayı yaparken bir ananın aç çocuğuna koşup süt vermek istemesi gibi keyifle yapıyordum. Halen de öyleyim. Çok kutsal buluyorum bu görevi.
Heyva Sor başkanlığına gelen ilk kadınsınız...
Evet. Daha önce Heyva Sor'un birçok kademesinde yer aldım. Son kongremizde arkadaşların teveccühü ile seçildim. Ama burada bir şey söylemem gerek; ben yıllarca sanki bir erkek kurumunda çalışmışım gibi hissettim. Öyle ki kurumda kadın yok denecek kadar az. Kadınlar, Heyva Sor'un kuruluşunda var ama biraz erkek egemenliğinin hakim olmasından kaynaklanan bir durum var. Kadına saygı duyuyorlar ama aynen bir ev ortamında olduğu gibi; 'ben dururken bir kadına mı kalmış evi geçindirmek' gibi bir anlayışla bakıyorlar. Yani aileleri gezmek, yardım toplamak vs. 'biz dururken bunları yapmak kadına mı düşer' gibi bir düşünce taşıyorlar. Kadınlar ön planda görünmüyor ama Heyva Sor çalışmalarının arkasında kadınların payı çok büyük.
Çalışmaların arka planında kadınlar var dediniz...
Evet kadın var. Hatta sadece Kürt kadınlar değil, Türk kadınlar da var. Özellikle bu Rojava’ya yardım kampanyasında Türkiyeli kadınlardan çok büyük destek geldi. Yani kendi aralarında para toplayan, elbise toplayan ama isminin öne çıkmasını istemeyen kadınların çoğu birebir benimle ilişki kurdu. Kamyonlarca elbise toplayan Türkiyeli kadınlar oldu. Parasal olarak da yine böyle. Yani ön planda isimleri yok ama diyebilirim ki çalışmaların yüzde 30-40'ında arka planda kadınlar var. Bizim kadınlarımız çok fedakardır; hele de böyle hümaniter bir kuruma karşı.
Başkan olmanızın çalışmalara ne gibi etkisi olur?
Dün olduğu gibi yarın da bir hizmetçi gibi bu kuruma hizmet edeceğim. Yüküm biraz daha ağır olacak belki. Çünkü muhtaç insanlara daha fazla cevap olabilmek için daha fazla çaba göstereceğim.
Heyva Sor'un başkanının bir kadın olmasının kadınlar üzerinde bir etkisi olacak mı?
Olacağına inanıyorum. Özellikle ülkede bu başarılıyor. Kadın kotasının konulması, kadınların daha çok ön plana çıkmasını ve çalışmalarda yer almasını getiriyor zaten.
Kendi işiniz yanında bu çalışma sizi zorlamayacak mı?
Zorlayabilir ama ben günün bir saatini bile boş geçirmiyorum. Çalışmalara daha çok zaman ayırmak istiyorum. Çok zorlanırsam, gerekirse işimi bırakıp tamamen bu kutsal çalışmaya yoğunlaşırım.
Bu kurumun başkanlığına gelmemle kadınların bir adım daha öne çıkacaklarına inanıyorum, bunu istiyorum. İçinde bulunduğumuz yüzyıl, mücadelenin geldiği aşama, erkek egemen düşüncesinin değişimi vs. gelişmeler beni umutlandırıyor.
Kadınların kurumumuza daha çok üye olmasını istiyorum. Üye sayımız yeterli değil. Ben kadın ismiyle daha çok üye görmek istiyorum. Yani arka planda başarıyı sağlayan kadınlarımız, o emeklerini ön plana çıkarak göstersinler.
MURAT ALPAVUT