
Direniş cephesi gittikçe büyüyor ve yayılıyor. Kuzey Kürdistan ile Rojava direnişin yaratmış olduğu ruhsal bütünlük içerisinde birbirlerine bayrak sallıyor. Gençler sınırları aşarak YPG ve YPJ saflarına katılıyor. Analar evlatlarıyla birlikte direniş mevzilerine koşuyor. Bir ana “45 yaşındayım, ailemden 12 kişiyi bu mücadeleye verdim. Kendim de Amed’den geliyorum. Sadece çocuklarımın yanında olmak için gelmedim, savaşmaya, üzerime düşenleri yapmaya geldim” diyor. Bir başka ana “artık biz değil, çocuklarımız bizi gömmeli” diyor.
Bu analar, kızlarının, oğullarının ellerine kınalar yakarak, tabutlarına bayraklar sararak, onlara özgürlük hayallerini gerçekleştirme sözleri vererek uğurluyor son yolculuklarına. İsimlerini oluşturdukları askeri birliklere, taburlara vererek örgütleniyorlar. Demokratik özgür yaşam inşa çalışmaları için oluşturdukları kurumlara, oluşumlara onların isimlerini veriyorlar. Toplumsal inşaya çocuklarının özgürlük hayallerine sarılır gibi sarılıyorlar. Böyle bir sevgiyle, tutkuyla yaşamla aralarındaki bağı oluşturuyorlar. Jînler, Silavlar, Helînler belki yeniden dirilmeyecek, gidişlerinin açtığı yara, uğruna ölümü göze aldıkları özgürlük hayalleri gerçekleşirse sağalacak. İşte Kürt anaları bunun bilincinde. Çocuklarını yaşatma, özgürlüklerini sağlama mücadelesi veriyorlar. Bu direnişten geriye dönüş yok. Çünkü biliyorlar Kobane işgal edilirse, Kürdistan yeniden işgal edilecek, dolayısıyla kadınların, gençlerin, çocukların özgürlükleri tehlikeye girecek. Geleceği olmayan bir nesil daha büyütmek istemiyorlar. Bir ibadet gibi çadırlarda nöbet tutuyorlar, meşalelerle Kobane direnişine selam veriyorlar. Özgürlük eylemlerini, direnişlerini ülkenin dört bir yanına yayıyorlar.
Bu direniş, anaların çocuklarıyla omuz omuza vererek özgürlüklerini inşa ettikleri bir direniş. Kapitalist güçlerin desteklediği ve Ortadoğu’da bir korku fırtınası gibi estirilen IŞİD’ten Kürt halkı ve kadınları korkmuyor. Topraklarını bırakıp geri çekilmiyor. Çünkü gerisinin ölümden beter bir yaşam olacağını biliyorlar. Bu yüzden tek kişi kalsak bile size karşı direneceğiz diyorlar. Rojava direnişi ve bu direnişe öncülük eden kadınların duruşu, mücadele iradesi ve özgürlük aşkı başta Ortadoğulu kadınlar olmak üzere tüm dünya kadınlarına ilham veriyor. Cesaret kazandırıyor. Bu direnişe tüm kadınları ve ezilen tüm halkları davet ediyorlar.
Özgürlük için tüm dünya kadınlarının Rojava Devrimine birer meşale yakma zamanı. Yakılacak her meşale devrimin yarattığı özgürlük ışığını daha da yayacak ve gürleştirecektir. Bu ışıkla tüm dünya erkek egemenlikli vahşetten, zulümden ve kirden temizlenecek. Tüm insanlığın bugün ihtiyaç duyduğu tek şey bu. Bu gerici, köleci zihniyetin yaratmış olduğu karanlıktan kurtulma arzusu, Kürt kadınları ve halkı gibi tüm kadınları ve halkları daima özgürlüğe doğru koşmak için kamçılasın…