Sınırların kestiği, böldüğü bir ülke ve hayatı hep sınırlarda kaçak geçen bir halk. Araya çekilen dikenli tellerin, döşenen mayınların yarım bıraktığı yaşamlar ve kaydı tutulamayacak kadar trajik yaşam öyküleri. Sınırlar sadece coğrafyalarını değil, ömürlerini de kesti. Umudun zerresinin bırakılmadığı bu coğrafyada umudun arayışçısı olan bir halkın özgürlüklerine adım adım ilerleyişine tanıklık ediyoruz. Bu halk tarih yazıyor, direnişleri sınırları kesiyor. Artık Kürdistan’da sınırların hiçbir anlamı kalmadı. O sınırlardan Kürt halkı artık hiçbir korku duymuyor. Özgürlük aşkına ölümüne sınırları aşıyor, bayraklarla, meşalelerle, zılgıtlarla yürüyor. O sınırları çizenlere lanetler yağdırarak, öfkelerini namluların ucuna sürerek işgalcilere karşı direniyorlar. Kim görmezlikten, duymazlıktan, bilmezlikten gelebilir artık bu gerçeği? Kürt halkının görkemli direnişinin yaratmış olduğu özgürlük alanına, kim artık adım atabilir ki? Kim yaşamlarını sınırlarla kesip yarım bırakabilir onları? Bu mümkün mü? Son iki haftadır Rojava’nın Kobanê kantonuna yönelik IŞİD’in gerçekleştirmiş olduğu saldırılara karşı gerçekleşen direniş, varsa böyle emelleri olanların asla başarıya ulaşamayacağını ortaya koyuyor. 50 yaşını aşmış kadınların bile silahlandığı bu ülke gerçeğine belli ki işgal amacı edinenler yanaşamayacak. Kadın, çocuk, genç, yaşlı yedisinden yetmişine kadar tüm halk, siper almış ülkelerini, dolayısıyla özgürlüklerini koruma direnişi içerisinde.

Direniş cephesi gittikçe büyüyor ve yayılıyor. Kuzey Kürdistan ile Rojava direnişin yaratmış olduğu ruhsal bütünlük içerisinde birbirlerine bayrak sallıyor. Gençler sınırları aşarak YPG ve YPJ saflarına katılıyor. Analar evlatlarıyla birlikte direniş mevzilerine koşuyor. Bir ana “45 yaşındayım, ailemden 12 kişiyi bu mücadeleye verdim. Kendim de Amed’den geliyorum. Sadece çocuklarımın yanında olmak için gelmedim, savaşmaya, üzerime düşenleri yapmaya geldim” diyor. Bir başka ana “artık biz değil, çocuklarımız bizi gömmeli” diyor.
Bu analar, kızlarının, oğullarının ellerine kınalar yakarak, tabutlarına bayraklar sararak, onlara özgürlük hayallerini gerçekleştirme sözleri vererek uğurluyor son yolculuklarına. İsimlerini oluşturdukları askeri birliklere, taburlara vererek örgütleniyorlar. Demokratik özgür yaşam inşa çalışmaları için oluşturdukları kurumlara, oluşumlara onların isimlerini veriyorlar. Toplumsal inşaya çocuklarının özgürlük hayallerine sarılır gibi sarılıyorlar. Böyle bir sevgiyle, tutkuyla yaşamla aralarındaki bağı oluşturuyorlar. Jînler, Silavlar, Helînler belki yeniden dirilmeyecek, gidişlerinin açtığı yara, uğruna ölümü göze aldıkları özgürlük hayalleri gerçekleşirse sağalacak. İşte Kürt anaları bunun bilincinde. Çocuklarını yaşatma, özgürlüklerini sağlama mücadelesi veriyorlar. Bu direnişten geriye dönüş yok. Çünkü biliyorlar Kobane işgal edilirse, Kürdistan yeniden işgal edilecek, dolayısıyla kadınların, gençlerin, çocukların özgürlükleri tehlikeye girecek. Geleceği olmayan bir nesil daha büyütmek istemiyorlar. Bir ibadet gibi çadırlarda nöbet tutuyorlar, meşalelerle Kobane direnişine selam veriyorlar. Özgürlük eylemlerini, direnişlerini ülkenin dört bir yanına yayıyorlar.     
Bu direniş, anaların çocuklarıyla omuz omuza vererek özgürlüklerini inşa ettikleri bir direniş. Kapitalist güçlerin desteklediği ve Ortadoğu’da bir korku fırtınası gibi estirilen IŞİD’ten Kürt halkı ve kadınları korkmuyor. Topraklarını bırakıp geri çekilmiyor. Çünkü gerisinin ölümden beter bir yaşam olacağını biliyorlar. Bu yüzden tek kişi kalsak bile size karşı direneceğiz diyorlar. Rojava direnişi ve bu direnişe öncülük eden kadınların duruşu, mücadele iradesi ve özgürlük aşkı başta Ortadoğulu kadınlar olmak üzere tüm dünya kadınlarına ilham veriyor. Cesaret kazandırıyor. Bu direnişe tüm kadınları ve ezilen tüm halkları davet ediyorlar.
Özgürlük için tüm dünya kadınlarının Rojava Devrimine birer meşale yakma zamanı. Yakılacak her meşale devrimin yarattığı özgürlük ışığını daha da yayacak ve gürleştirecektir. Bu ışıkla tüm dünya erkek egemenlikli vahşetten, zulümden ve kirden temizlenecek. Tüm insanlığın bugün ihtiyaç duyduğu tek şey bu. Bu gerici, köleci zihniyetin yaratmış olduğu karanlıktan kurtulma arzusu, Kürt kadınları ve halkı gibi tüm kadınları ve halkları daima özgürlüğe doğru koşmak için kamçılasın…