Kadınlar Taliban’a karşı savaşıyor

Kadın Haberleri —

30 Kasım 2022 Çarşamba - 23:30

.

.

  • Taliban, ABD’den bağımsız değil. Onlar ABD’nin yarattığı bir olgu,  kuklaları. Bir şekilde  anlaşmanın yoluna bakıyorlar. Ofis açmalarına izin vermek, mahkumlarını serbest bırakmak ve liderlerin isimlerini terör listelerinden çıkarmak gibi birçok örnek verebilirim. Biraz değişiklik yapmaları halinde Batı'nın Taliban’ı tanıyacağına inanıyoruz.

SERAP GÜNEŞ / BERLİN

ABD, 11 Eylül  saldırısını gerekçe göstererek 20 yıl boyunca kadın hakları, demokrasi ve özgürlükler adına Afganistan’ı işgal etti. Ağustos 2021’de ABD Afganistan’ı terk ettiğinde geriye yoksul ve sefalet içerisinde bir ülke bıraktı. 20 yıl boyunca kadın hakları ve demokrasi adına işgal edilen ülke kadın düşmanı, toplum düşmanı bir yapı olan Taliban’a devrildi. Taliban’ın da ilk icraatı ise kadınlarını gasp etmek oldu. Kadınların önce eğitim, sonra tüm toplumsal hakları ellerinden alındı. Bugün parklara dahi gitmesi yasak olan kadınlar, eril zihniyetlerin aldığı kararlar sonucu sokakta kırbaçlanıyor. 

İnsan onuru ve haysiyetinin ayaklar altına alındığı Afganistan’da Taliban’ın kadına yönelik politikalarına, şiddet ve saldırılarına rağmen kadınlar direniyor. 

Kadınlar Geleceği Örüyor Ağı 2. Uluslararası Konferansı’na katılan ve burada bir sunum yapan Afganistan Devrimci Kadınlar Birliği’nden (RAWA) Mariam Rawi, RAWA’nın ne zaman kurulduğunu, örgütün görüşleri, örgütlenme modelini gazetemize anlattı. Rawi değerlendirmelerinde ABD’nin Afganistan’da yarattığı tahribatlara ve Taliban’ın kadına yönelik uygulamalarına da dikkat çekti. Mariam Rawi ile yaptığımız röportajı sizlerle paylaşıyoruz.

  • Afganistan Devrimci Kadın Birliği (RAWA) ne zaman kuruldu? Kuruluş tarihi ile ilgili farklı bilgiler var. 1980 geçiyor bir makalede ama siz dün yaptığınız konuşmada 1977'de kuruldu dediniz.

Evet, 1987’de KGB tarafından suikasta uğrayan kurucu lider Meena (Mina Keşvar Kemal) 1977 yılında kurulmuştur.

Mina Keşvar Kemal
  • O zaman Afganistan Sovyet işgali altındaydı, değil mi?

Evet, 1987 yılında, RAWA'nın kuruluşundan 10 yıl sonra suikasta uğradı ve suikasta uğradığında 30 yaşındaydı, çok gençti, henüz üniversitenin ilk yılındaydı. Yani RAWA Sovyet işgali altında kuruldu.

  • Amaçları, bakış açısı ve faaliyetleri nelerdi?

Kısaca belirtmek gerekirse, RAWA en eski örgüttür. Bir kadın örgütüdür ve aynı zamanda siyasi bir örgüttür; çünkü kuruluşunun en başında RAWA, eşitlik ve adaletin sağlanmasının ve kadınlara yönelik ayrımcılığın ortadan kaldırılmasının ancak toplumda derin siyasi değişimlerle mümkün olabileceğini çok açık bir şekilde ortaya koymuştur ki, bu da o dönemde sadece demokrasi getirmek değil, aynı zamanda Sovyet işgaline karşı mücadele etmek ve bu arada köktendinciliğe karşı da savaşmak anlamına geliyordu. Farklı toplantı ve konferanslara katılan RAWA'nın kurucu lideri her zaman Sovyet işgaline karşı mücadele ettikleri kadar köktendincilere karşı da mücadele etmenin önemli olduğunu vurguluyordu. RAWA bu fikirle ya da bu sloganla, üniversiteler, öğrenci hareketleri ve kadın hareketleri içinde çalışmaya, gösteriler ve toplantılar düzenlemeye, onlarla ağlar inşa etmeye ve onları eğitmeye, farkındalıklarını artırmaya başladı; çünkü kadınlar eğitilmezse, yönetimi devralmak ve ülkelerinde siyasi değişiklikler yapmak için özgüven inşa etmezlerse hiçbir hak elde edemeyeceklerine inanıyoruz ve o zamandan beri farklı okuma yazma kursları, evlerde kurslar, eğitim projeleri, hatta küçük erkek ve kız çocukları için okullar aracılığıyla eğitim çalışmamızın nedeni buydu. Bu sadece onlara okuma yazma öğretmek anlamına gelmiyor, aynı zamanda Afganistan gibi insanların çok muhtaç durumda olduğu ve çok kritik koşullarda yaşadığı ülkelerde onlara farklı bir vizyon ve zihniyet kazandırmak anlamına da geliyor. Sovyet işgali altındaki o yıllarda mülteciler Pakistan'da yaşarken, her zaman gelir getirici projeler, sağlık projeleri, gıda dağıtımı ve diğer acil yardımlar gibi insani projelerle onlara ulaşmaya çalıştık. Siyasi bir örgüttük ve aynı zamanda kadınlara sosyal yardım ya da insani yardım sağlayan bir örgüt olduk. RAWA hiçbir zaman kayıtlı veya açık bir örgüt olmadı. Hiçbir zaman bir ofisimiz olmadı, RAWA adı altında açık merkezler kuramıyoruz; çünkü son 40 yılda Afganistan'ı yöneten tüm bu rejimler çoğunlukla köktendincilerden oluşuyordu. Son 20 yılda ABD, ki o da Karzai'nin köktendinci yozlaşmış rejimini destekledi. Bu yüzden her zaman yeraltında ve daha çok gizli bir şekilde çalışmak zorunda kaldık. Bu da RAWA adını kullanamayacağımız anlamına geliyor. İsimlerimizi ve kimliklerimizi kullanamıyoruz, yüzlerimizi gösteremiyoruz, adreslerimiz ve ofislerimiz yok ve sağlık projesi gibi bazı insani yardım projelerimiz RAWA ünvanı adı altında yürütülmüyor.

Bence Afgan kadınlarının mücadelesinin çok zor olmasının nedeni sadece işgale, Sovyet ya da ABD işgaline karşı olmaması. Sadece köktendinci aşırılığa karşı da değil, aynı zamanda erkek egemen bir toplumda yaşamak, çok milliyetçi ve feodal bir sistemde yaşamak. Afgan kadınlarının mücadelesi aile içinde, ev içinde başlıyor ve bence eğitim bu mücadelede çok önemli bir rol oynuyor; çünkü deneyimlerimizden öğrendik ki eğitim alan, programlarımızın bir parçası olan tüm kadınlar çok şey öğrendiler, değiştiler ve ev içinde karşılaştıkları aile içi şiddeti azaltabildiler. Ve tabii ki mali açıdan bağımsız olabilenlerin durumu daha da iyi oluyor. Kadınların durumunun bu şekilde iyileşebileceğine inanıyoruz. Diyelim ki gelecekte köktendinci bir rejim kalmayacak, Afgan kadınlarının mücadelesi bu erkek zihniyetine ve ailelerimizdeki erkek egemenliğine karşı yine devam edecek.

  • Sürgünde misiniz? 

Hayır, Afganistan'da yaşıyorum. Bu konferans için üç aylığına geldim ve geri döneceğim. Yüzümü gösteremememin ya da gerçek ismimi kullanamamamın sebebi de bu. Aslında biz insanları Afganistan'da kalmaya teşvik ediyoruz. Elbette zorlukların farkındayız ama bu arada, özellikle bu çok kritik ve zor zamanlarda, Afgan kadınlarının Taliban gibi gerici terörist gruplara karşı mücadele edebilecek ve onlara umut verebilecek devrimci unsurlara ihtiyacı var ve biz oradaki varlığımızın son derece önemli olduğunu düşünüyoruz. Örneğin Taliban'ın ilk döneminde [ABD işgali öncesi] dünyaya Afganistan'dan haberler ve fotoğraflar ulaştıran RAWA idi, bu konuda çalışma ve örgütlenme deneyimine sahibiz. Muhtemelen Taliban'ın ilk dönemine ait bazı görüntüler görmüşsünüzdür, kadınların vurularak öldürüldüğü veya uzuvlarının kesildiği, bu görüntüler çoğunlukla RAWA üyeleri tarafından küçük gizli kameralarla çekildi ve bir web sitesi üzerinden paylaşıldı. Dolayısıyla bu deneyim çok değerliydi ve Taliban rejiminin ikinci dönemiyle birlikte çalışmalarımızı bir kez daha organize etmemizi sağladı. 

  • Afganistan'ın bir işgalciden diğerine ya da ataerkil nitelikteki bir ideolojiden başka bir ideolojiye değişen koşulları altında RAWA evrimleşti mi? 
Foto: AFP

Bence herhangi bir değişiklik olmadı. Elbette işgalcilerin Afganistan'a giriş şekilleri çok farklıydı ve girdiklerinde Afganistan’daki koşullar da çok farklıydı. Rus işgalciler, Afganistan’a “sosyalizm ve Afgan toplumuna devrim getirme” adı altında işgal ederken, Amerikalılar işgallerini sözde “terörle savaş ve kadın haklarını” kullanarak meşrulaştırdılar ancak halkımız için davranışları, Afganistan'da faaliyet gösterme şekilleri, bombalama, öldürme ve sömürü tamamen aynıydı. Aradaki fark, ABD'nin esas olarak köktendinci müttefiklerine dayanması, Sovyet işgali sırasında başlayan en terörist, gerici ve kadın düşmanı gruplarla ittifakıdır. Çünkü; ABD'nin sadece Afganistan'da değil tüm dünyada köktendinciliği desteklemeye başlamasının ana nedeni ilerici zihniyete karşı, farklı ülkelerdeki sol unsurlara karşı, sol harekete karşı bunları kullanmaktı. ABD ve CIA onlara nakit para ödüyor, silah veriyor ve siyasi güç sağlıyordu. Afganistan'daki köktendinciliğin tarihine baktığımızda, Pakistan hükümeti, İran hükümeti ve CIA'in desteğiyle en güçlü köktendinci savaş ağalarına dönüşen ya da Taliban gibi en güçlü terör ağlarına dönüşen tüm bu aşiret liderleri var. Yani ABD işgalinin temel farkı buydu. ABD ordusu Afganistan'dan çıkmış olsa da çıkarları hala devam etmektedir ve Afganistan'ı kolay kolay terk etmeyecektir.

  • Yani iktidarı Taliban'a mı devrettiler?

Kesinlikle. Taliban, Amerika Birleşik Devletleri'nden bağımsız değil. Onlar Birleşik Devletler'in yarattığı bir olgu, Birleşik Devletler'in kuklaları, Birleşik Devletler tarafından kullanılıyorlar ve bu yüzden bir şekilde onlarla anlaşmanın yoluna bakıyorlar. Ofis açmalarına izin vermek, mahkumlarını serbest bırakmak ve liderlerin isimlerini terör listelerinden çıkarmak gibi birçok örnek verebilirim. Bunların hepsi, onların Afgan halkına bir kez daha dayatılması için yapılan anlaşmaların bir parçasıydı. Diğer taraftan, cihatçı grupların çoğunluğu da güçlü bir şekilde desteklenmektedir. Batılı hükümetler Taliban'ı resmi olarak tanımasa da, gayri resmi olarak bir şekilde meşruiyet veriyor, tanıyor. Örneğin toplantıların, konferansların bir parçası olmak gibi... Birkaç haftada bir ABD, dondurulan fonların bir kısmını Taliban hükümetine iade ediyor ve bu da Taliban'ın ayakta kalmasına ve siyasi desteğini sürdürmesine çok yardımcı oluyor. Birleşmiş Milletler (BM), Batılı hükümetler ve Batı medyası gibi uluslararası kuruluşların çoğunun Taliban'dan talep ettiği tek şey "kapsayıcı bir hükümet" kurması. Kapsayıcı hükümet, Afganistan'daki farklı etnik grupların veya kadınların da dahil edilmesi anlamına gelmektedir. Batılı hükümetler, diğer bazı etnik grupları da dahil etmek ya da bazı kadınları dahil etmek ya da Batı'ya kapıları yeniden açmak için anlaşmaya varmaya çalışıyorlar. Ancak bu çok önemli bir nokta; çünkü, Taliban'ın doğası, zihniyeti en önemli sorun, hükümetin şekli değil, hatta hükümetlerinin bileşimi bile değil. Örneğin diyelim ki bazı kadın Talibanlar var. Onlar hala Taliban, Tacik, Hazar ya da Afganistan'ın diğer azınlıkları olsalar bile aynı köktendinci zihniyete sahipler. Aynı zihniyete sahipler, mesele kapsayıcılık değil; çünkü farklı etnik kökenlere mensup olsalar da çoğu, Taliban ile aynı suçları işleyen, aynı ihlalleri yapan köktendinciler. Dolayısıyla, hükümet kurma yöntemlerinde biraz değişiklik yapmaları halinde Batı'nın gelecekte Taliban'ı tanıyacağına inanıyoruz. Taliban'a meşruiyet kazandırdığını düşündüğüm bir diğer önemli şey de dünyanın Afganistan'da olup bitenler konusunda tamamen sessiz kalması. Hiçbir medya, hiçbir uluslararası örgüt, hiçbir siyasetçi yani ana akım siyasetçiler ve ana akım medya, artık Afganistan’da ne olduğuyla ilgilenmiyor. Afganistan'da yaşananların Afganistan'ın iç meselesi olduğunu duydum mesela birçok kez. ABD Afganistan'dan çıktı. Batı Afganistan'dan çıktı. Şu anda yaşananlar Afgan halkının sorunu, onların kültürü, gelenekleri, etik farklılıkları diyorlar ve ABD'nin Afganistan'daki çıkarlarının hala hayati olduğu gerçeğini dikkate almıyorlar. Afganistan hala kullanılıyor, özellikle DAİŞ ve köktendinciler ve terörist ağlar hala Rusya'ya, Çin'e ve İran'a karşı kullanılıyor ve aynı Pakistan hükümeti, İran rejimi de onları ABD'ye karşı kullanıyor. Afganistan farklı hükümetlerin, farklı istihbaratların savaş alanına dönüştü.