MEDYA DOZ / KOBANÊ


2015 yılında Kobanê’de neler oldu, bu destan yazıcıları kimlerdi, nasıl direndiler sorularına cevap aramak için bir arşiv toplama grubu çıkıp araştırmalara başlamıştı. Kısa bir süre ben de bu grupta yerimi aldım. Çalışma programımız şöyleydi; Kobanê savaşında yerini almış, bütün yaşananlara tanık olmuş savaşçılarla anılarının yaşandığı yerlere tek tek gidiyor ve anılarının geçtiği mekanda onları dinliyor, söylediklerini kayıt altına alıyorduk. 

Dinlemeye dayanamadıklarımızı aylarca yaşamıştı Çimen

“Kırk gün bu evde kaldık, DAİŞ çeteleri de bu camideydi” diyor Çimen adında bir kadın savaşçı. Tarif ettiği cami ile ev arasında sadece birkaç metrelik bir cadde vardı. “Bir arkadaşımızın kafasını kesip bu taşın üstüne, gözümüzün önüne koymuşlardı, hayvanlar o taşa yaklaşınca hepimiz gizli gizli ağlıyorduk” diye devam ediyor Çimen. Bizim dinlemeye dayanamadıklarımızı Çimen aylarca yaşamıştı. 

Mem’in hafızasındaki Nergîz

Mem adında başka bir savaşçıyı dinliyoruz, “Ben sadece bir an önce bu savaş bitsin ve telsiz üzerinde hep çağrılan ve sadece seslerini duyduğum kadın komutanları görmeyi hayal ediyordum” diyor. “Eee ne oldu sonra? Gördün mü ismini ve sesini duyduklarını” diye soruyorum. “Evet, bazılarını gördüm, Yıldız, Sorxwîn ve Çimen arkadaş ile tanıştım ama bazı arkadaşlar da şehit düştü. Hiç unutmam, şu kırılmış ağacın yanındaki evde Nergîz adında bir kadın arkadaş çembere alınmıştı ve hiçbir müdahale fayda etmiyordu, onu kurtaramıyorduk. 8 saat boyunca tek başına savaştı, ara ara telsizle bize moral veriyordu. Sabaha doğru slogan ve zılgıt sesinden sonra çetelerin eline esir düşmemek için son bombasını kendisinde patlattı. Hep yüzünü merak ederim ama bir resmi bile yok” diyor Mem. Mem, hafızasında nasıl bir Nergîz çizmiş acaba diye hep merak edeceğim… 

‘Sandım şehit düşmüşüm’

“Burası, haa işte burası, bu kolonun devrildiği yer var ya, yaralı ve tek başıma kaldığım yer burası… Savaş o gün çok yoğundu, her yerden patlama sesleri geliyordu, arkadaşları arayıp yerimi tarif ettim, sonra bayılmışım” diyor Xwînda. “Bazen kan kaybından kendimden geçiyordum, bazen ayılıyordum, Suruç’a göçen ailemi arayıp onlarla vedalaşmak geçti aklımdan. Sonra dedim ‘yok, onların morallerini bozmayayım’. Gözümü bembeyaz, temiz bir yerde açtım. Sandım şehit düşmüşüm, sonra baktım Türkçe konuşan beyaz elbiseli bir kadın başımın ucundaki serumla uğraşıyor, anladım ki hastanedeyim” diye bitiriyor sözlerini Xwînda… 

Nice savaşçılar tanıdım

Sonra nice savaşçılar tanıdım; adı Ronahi, adı Mazlum, adı Aryen… Anlattılar sokakları, evleri, dam başındaki mevzilerini anlattılar. O sokaklar ve evler hep aklımda onların anlattıkları gibi kaldı, ne kadar değişse de yine öyle kalıyor… Aradan uzunca bir zaman geçti yine Kobanê’ye gittim. Kobanê, iki yıl önce kıran kırana savaşın yaşandığı yer değildi sanki, yarasını sarmış, gürül gürül hayatın aktığı bir şehir vardı karşımda. Şaşırmamak elde değildi, bir şehir bu kadar mı canlı bir organizma gibi kendini çabucak iyileştirebilir diye sormadan edemiyordu insan… 

Bu kez savaştan sonra ne değişti, kadınların can verdiği, kanıyla suladığı bu şehirde kadınlar savaştan sonra ne yaptı sorularını sordum Kobanê kadınlarına… 

Kendi anayasalarını yazan kadınlar

Kongreden sonra Yekîtiya Star ismi değişmiş, kadınların örgütlenmesi, Kongra Star ismiyle çalışmalara başlamıştı. 81 kadından oluşan bir meclis kurulmuştu. Bu mecliste her kesimden kadınlar yer almıştı. Kadınlar çalışma ve projelerini tanıtmak için 36 toplantı yaparak amaçlarını halka taşırmıştı. Kadın anayasası için yoğun bir çalışma yürüten Kobanê kadınları, kadın anayasasını bütün topluma kabul ettirmiş, halkı bu konuda bilinçlendirmiş ve eril zihniyetin yasalarını tartışmaya koyup itirazlarını haykırmıştı. Bununla da yetinmemiş, ahlaki ve politik bir toplumun temellerini attıkları anayasalarını yazmışlardı. Hem şehirde hem de bütün Kobanê köylerinde kadın komünleri kurmuşlardı. 

Yaşamı güzelleştiriyorlar

Kadınlar hemen her etkinlikte Özgür Kadın Meydanı adını verdikleri meydanda bir araya gelip, tiyatro ve sanatsal diğer eylemlerini birbirine sergiliyor. Kadına yapılan şiddete karşı uzun süreli bir kampanya düzenlediklerini anlatan kadınlar, “Kobanê bize kahraman kadınlardan kalan bir mirastır, bizim için canını feda edenlere layık olmazsak tarih bizi affetmesin” diyor. 

İnandıkları değerlere yaşamı güzelleştirme sözü veren kadınlar, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın Kobanê’de 40 gün kaldığı Kaniya Kurda mahallesindeki mekanı her fırsatta ziyarete gidip, onun için bir bahçe ekmişler. Her 4 Nisan’da da o bahçede ağaç ekmeye devam edecekler… 

Fatma ana adına park

Kongra Star üyesi olan ve Türk askerleri tarafından vurularak şehit düşürülen Fatma ana adına da bir park açmışlar. Kobanê kadınları bir yıl içerisinde 5 kadın eğitim devresini bitirip çalışmalarda görev almış, bütün kongre üyeleri haftada bir gün bir araya gelerek jineoloji başta olmak üzere farklı konularda periyodik eğitim görmeye devam ediyorlar. Çocuk kreşleri, gençlik dernekleri, kadın evleri açıp her yeri okula dönüştüren kadınlar, yaptıklarını az görüyor, daha fazla çalışmak gerektiğini her fırsatta birbirine hatırlatıyorlar. Genelde anma toplantılarında, seminer ve konferanslarda bir araya gelen kadınlar, çalışmalarını değerlendirirken ekonomi komitesini daha zengin projeleri hayata geçirmediği için eleştiriyor. 

Kobanê kadın rengi ile sarmalanmış

Kadın ekonomisini geliştirmek için geliştirilen tarım ve hayvancılık projesinin daha da güçlendirilmesi için getirdikleri eleştiri, görüş ve yorumları dinleyince “bu kadınlar, bu yaratıcı akıl ile kapitalizmin ocağına incir ağacı diker” demekten kendimi alamadım. O yıkılmış şehirde kadınlar her ne yapmışsa Arîn’i, Rêvana’yı, Gulan’ı, Stêrk’i, Özgür’ü anarak, onların kahramanlık destanlarına layık olabilmenin duygusu ile yapmış. Güvenlik, sağlık, eğitim, ekonomi, basın ve diğer tüm çalışmalarda öncülük yapan kadınlar, Kobanê’yi kadın rengi ile sarıp sarmalamış… Yıkılmışlığa inat yaşamı yeniden inşa etmiş. 

8 Mart vesilesi ile bir zamanlar destanlar yazan savaşçıların dövüştüğü, vurulup düştüğü sokakları bayraklarla süslemişler… Bir daha ve bir daha anlıyorum ki bir yerde kadınlar can vermiş ise insanlık can bulsun diye elinden geleni ardına koymaz ve özgürlük için kanatlanmaktan geri durmaz…