
Dünyada, bölgede ve ülkede ciddi bir kaos dönemi yaşanmaktadır. Her gün savaşlar, ölümler, intiharlar, insan (kadın) kaçırma ve rehin almalar, çocuk evlilikleri ve daha binlerce sayamadığımız sorunlarla karşılaşılmaktadır. Erkek egemenlikli akıl ve köhnemiş iktidarcı sistem artık günümüz toplumsal sorunlarına cevap olmamakta, tersine gün geçtikçe çelişkileri derinleştirmektedir.
Çelişki yaratmak, sistemin toplumlar üzerinde uyguladığı bir politikadır. Sistem kendisini sürekli kriz, kaos ve savaşlar yaratarak ayakta tutuyor. Tabii bunu yaparken de toplumu bitirmeden, yok etmeden kendisini ayakta tutamıyor. Bu hamlenin temel amacı; erkek aklı ile yürütülen bu sisteme karşı sürekli bir direniş ve politik mücadele yürütmektir.
Ortadoğu coğrafyası üzerinde kirli politikalar uygulanmaya devam edilmekte, Ortadoğu adeta ölüm mekanı haline gelmiş bir mezbahaya dönüştürülmektedir. Yine bu bölgede kadınların yaşadıkları sorunlara baktığımızda ise, her gün katledilen, kaçırılan, taciz-tecavüz ve şiddete uğrayan bu kadınlar için yaşamdan bahsetmek mümkün değildir. Bu bölgede her türlü egemenliğin, baskının, terörün ve sömürünün hüküm sürdüğü sürece katliamların, savaşların, tecavüzlerin, göçlerin ve yoksullukların da devam edeceği aşikardır. Nitekim buradan anlaşıldığı gibi mevcut akılla (erkek egemen akıl) toplumsal sorunlara çözüm aramak, daha büyük çözümsüzlüklere düşmek anlamına gelir.
Bunun için kadın aklının hakim olduğu bir politika ile toplumsal sorunlara cevap aramak daha gerçekçi bir yaklaşım olmaktadır. Bu hamlenin temel görevlerinden biri; kadın aklının toplumsal politikada, bilim ve sanatta, etik ve estetikte, zihniyet alanında kendisini derinleştirmiş ve bunu her yönden eyleme geçirmiş olmasıdır. Bu hamlenin başarıyla sonuçlanması ise söz ve eylem bütünlüğünü yakalayarak bunu ahlaki, politik bir mücadeleye dönüştürmek de günümüz açısından elzemdir. Öyleyse özgür yaşam, demokratik ulus çerçevesinde evrenselleşen kadın mücadelesini ortak bir potada buluşturmak, bu hamlede rol oynayan tüm kadınların sorumluluğundadır.
Dolayısıyla özgürleşme mücadelesi veren kadınların, içinden geçtiğimiz böylesi bir süreçte bu hamle ile her zamankinden daha fazla özgürlük ve demokrasi mücadelesine sarılmalı, daha canlı, dinamik, büyük iddia ve kararlılıkla özgür yaşamı inşa etme eylemine ve sürece aktif katılmalıdır. Barışa ve özgürlüğe en çok ihtiyacı olan; kadınlar ve aynı zamanda gençlerdir. Kadın; özgürlüğün ve yaşamın, gençlik de geleceğin garantisi ise, bu tarihi sürece en iyi örgütlülüğü sergileyerek cevap olacak olanlar da onlar olmalı, her alanda kendi öz savunmalarını güçlendirebilmelidirler. Nitekim Kürdistan’ın yiğit Kürt kadınları artık Önderliği ile fiziki anlamda buluşmayı bu hamlenin temel hedefi haline getirmiş ve kadın kendi özgürlüğünün ancak Önderliğin özgürlüğünden geçtiğini bu hamle ile içselleştirmiştir. Kadın artık Önderliği ile fiziki olarak buluşmayı amaçlamaktadır. Çünkü kadın Önderlik'te kendisini buldu, O'nda kendisini tanıdı ve kadın, kadın olma gururunu Önderlikle yaşadı.
Bu anlamda özgür kadını yaratan Önder APO’nun özgürlüğü demek, tüm kadınların ve toplumların özgürlüğü demektir. Bu hamle ile yeni bir toplumsal sözleşmeyi yaratacak temel oluşmakta ve kadın bu hamleyle kendi toplumsallığını yeniden kazanacaktır. Zira ezilen, sömürülen, şiddetin her türlüsüne maruz kalmış kadın için milyonların eylemde olması sisteme büyük tehdit oluşturacak, böylece toplumsal sorunların çözümüne mecbur kalacaktır.
DİCLE TEKMAN