“…Gecenin ardından gün nasıl doğuyorsa,

adaletsizlik de bir gün son bulacaktır.

Zorbalığın ölümünü de göreceğiz,

ışığın ve mucizelerin doğuşunu da..’’

 

Kahire’de 6 çocuklu bir ailenin en küçük çocuğu olarak dünyaya gelen Nobel edebiyat ödüllü yazar Necip Mahfuz 30 Ağustos 2006 yılında yaşama veda etti. Ölümünün 13. yılında unutulmayan Mahfuz geride 34 roman, 350’den fazla kısa hikaye ve senaryolar bıraktı.

Yazı hayatına  1928’de Selame Musa’nın çıkardığı el-Mecelle el-Cedide dergisinde başlayan Mahfuz, ilk romanı Abes el-Akdar’ı 1939 yılında yayımladı. “Benim büyük aşkım, sokakların sakinleri; sadece Kahire’nin kadim sokakları değil, dünyanın tüm sokakları” diyen Mahfuz, 1947’de çıkan, Mısır’ın başkentinin bir sokağında yaşayanların hayatlarına kapı araladığı ”Midak Sokağı” ile ünlendi. Ama asıl başarısını, 1957 yılında tamamladığı, başyapıtı sayılan ”Kahire Üçlemesi” ile elde etti. ”Saray Gezisi” ile başlayan, ”Şevk Sarayı” ile devam ve ”Şeker Sokağı” ile tamamlanan Kahire Üçlemesiyle de, Mısır’ın ulusal edebiyat ödülüne değer görüldü.

Yazılarında sınır tanımadı

1959 yılı yazarın hayatında dönüm noktası sayılabilecek bir yıl. Mahfuz’un uzun yıllar yazarlık yaptığı El Ehram gazetesinde tefrika edilmeye başlanan ”Cebelavi Sokağı’nın Çocukları” hayli gürültü kopardı. Roman, içerdiği dini göndermeler nedeniyle Mısır’da ve birçok Arap ülkesinde yasaklandı, Mahfuz’a da hatırı sayılır düşmanlar kazandırdı. Yazılarıyla birçok kesimin tepkisini de çeken Mahfuz, 1994 yılında evinin önünde saldırıya uğradı. Aldığı bıçak darbeleriyle ağır bir şekilde yaralandı ama hayatta kalmayı başardı. Dünya Ticaret Merkezi’ne düzenlenen bombalı saldırının planlayıcısı olarak yargılanan ve ömür boyu hapis cezasına çarptırılan Ömer Abdurrahman “O herif, Sokağımızın Çocukları romanı yayımlanır yayımlanmaz ortadan kaldırılsaydı, Salman Rüşdi bugün Şeytan Ayetleri’ni yazmaya cesaret edemezdi” diyecekti.

Annesi sadece Kürtçe biliyordu

Mısır devlet başkanı Enver Sedat’la İsrail arasındaki anlaşmaya verdiği destek nedeniyle birçok Arap ülkesinde, Nobel alana kadar kitapları yasaklandı. Erken yaşlardan itibaren edebiyata merak salan yazarın Abbas Mahmud el-Akkad, Taha Hüseyin, İbrahim el-Mazini ve M. Hüseyin Heykel’in aralarında olduğu yazarlardan etkilendiği biliniyor. Kahve ve sigara düşkünlüğü ile bilinen Mahfuz’un kahvehane kültürü de yazılarındaki baş karakterlerle tanışma durağına dönüşüyor ve gerçek ile kurgu iç içe geçiyor. 95 yaşında Kahire’de yaşama veda eden Mahfuz’a ilişkin olarak gazeteci Rêşad Sorgul, Kahire’de okuduğu dönemde Mahfuz’un Kürt olduğunun herkes tarafından dile getirildiğini, annesinin de sadece Kürtçe bildiğinin herkes tarafından konuşulduğunu aktardı.

 

KÜLTÜR SERVİSİ