- DEM Parti Eşbaşkanı Tuncer Bakırhan, partisinin dünkü Grup Toplantısı’nda Türkiye halklarına ve kaldıysa devlet aklına açık ve net çağrıda bulundu:
- Yükselen ırkçı dalgaya karşı bizi ancak barış ve demokrasi bir arada tutabilir, güçlendirebilir. Toplumsal uzlaşıyı güçlendirebilirsek bu dalgayı durdurabiliriz.
- Halen aklıselim düşünmeye meyilli bir devlet ve onun kırıntısı kalmışsa çözümde ısrar eden Sayın Öcalan’a kulak verilmeli ve oturulup konuşulmalıdır.
Kürtler olarak bir yüzyıl daha yok sayan ırkçı anlayışa teslim olmayacaklarını vurgulayan DEM Parti Eşbaşkanı Tuncer Bakırhan, şunu açıkça söyleme gereği duyduğunu söyledi: “Biz Türk değiliz ama bizim Türkiye halklarıyla herhangi bir sorunumuz yok. Biz Kürtler olarak bu bölgede Farslar, Araplar, Türkler hangi haklara sahiplerse onlarla eşit haklara sahip olmak istiyoruz, bunun mücadelesini yürütüyoruz. Biz bin yıllardır bu topraklarda doğduk. Kürt olarak yaşamak, Kürt olarak kalmak istiyoruz. Bu ırkçı dalgaya asla teslim olmayacağız.”
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eşbaşkanı Tuncer Bakırhan, partisinin dünkü Grup Toplantısı’nda gündemdeki gelişmelere ilişkin değerlendirmede bulundu. Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk yüzyılının milliyetçi ve ırkçı toplumsal sözleşmesinin herkese kaybettirdiğini; savaş, çatışma, asimilasyon, et ve inkarla geçtiğini hatırlatan Bakırhan, ikinci yüzyılında da ırkçı çevrelerin hala farklı kimlik ve inançları susturmak istediğini söyledi. Bakırhan, bunlara şöyle seslendi: “Biz Kürtler olarak bir yüzyıl daha bizi yok sayan bu anlayışa teslim olmayacağız. Açık söyleyelim; biz Türk değiliz ama bizim Türk halkıyla, Türkiye halklarıyla herhangi bir sorunumuz yok. Biz Kürtler olarak bu bölgede Farslar, Araplar, Türkler hangi haklara sahiplerse onlarla eşit haklara sahip olmak istiyoruz, bunun mücadelesini yürütüyoruz. Hiçbir halkı ve hiçbir halkın hakkını yok saymıyoruz. Biz bin yıllardır bu topraklarda doğduk. Atalarımızın, dedelerimizin mezarları bu topraklarda. Kürt olarak yaşamak, Kürt olarak kalmak istiyoruz. Başka bir kimliğin zorla dayatılmasına, tekçiliğe karşı olduğumuzu belirtiyoruz. Bundan sonra da böyle olacak. Bu ırkçı, milliyetçi haykırışlara, bu ırkçı, milliyetçi dalgaya asla teslim olmayacağımızı bir kez daha belirtmek istiyorum.”
Ana dil Kürtlerin de hakkıdır
AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “asimilasyona karşı en büyük silah çocuklarımıza ana dillerini öğretmektir” şeklindeki sözlerini anımsatan Bakırhan, “Peşine de Kürtler hariç diye ekliyor. Bizim de buna sessiz kalmamızı istiyor. Türkler için bu anadili hak gören Erdoğan, Kürtler için de bu sözlerini tekrar eder mi, tekrar etmeye var mı? Ana dil Kürtlerin de hakkıdır” dedi.
Kürtlerin payına düşen
Türk Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından hazırlanan sosyo ekonomik gelişmişlik endeksinde illerin sıralamasını gösteren Bakırhan, “Bu haritada yine Kürtlerin payına yoksulluk, açlık ve işsizlik düşüyor. Biz kardeşiz, Kürtlere eşit davranıyoruz, diyenler bu tabloya baksın. Yüzyıldır ne yaşadığımızın tablosudur. Sadece diline, kültürüne, yaşamına, özgürlüklerine bir düşmanlık yok, ekonomik olarak aç bırakma, yoksul bırakmaya çalışılıyor. Bizim itirazımız bunların toplamınadır” şeklinde konuştu.
İki önemli çağrı
Bu alaca karanlık içerisinde bir mum yakmak için iki önemli çağrı yapmak istediğini söyleyen Eşbaşkan Bakırhan, şöyle devam etti:
* Birincisi Türkiye halklarınadır. Yükselen milliyetçi ve ırkçı dalgaya karşı bizi ancak ortak değerlerimiz olan barış ve demokrasi bir arada tutabilir, güçlendirebilir. Bu sebeple herkesi katkı sunmaya davet ediyoruz. Bizler toplumsal uzlaşıyı güçlendirebilirsek bu milliyetçi ırkçı dalgayı durdurabiliriz.
* İkinci çağrımız zerre-i miskal kadar bir devlet aklı kalmışsa onadır; siz de yakinen izliyorsunuz, bölgemizde, komşu ülkelerde ciddi bir çatışma, gerginlik, savaş, kaos hali hakimdir. Bundan çıkmanın en iyi yolu, Türkiye’de toplumsal barışı sağlamaktır. Asıl güvenlik tehdidi hakkını arayan, isteyen Kürtler değil, asıl güvenlik tehdidinin bu ırkçı ve milliyetçi kesimlerden geldiği görülmelidir. Buna karşı demokratik çözüm ve barış için adım atmak gelecek nesillere olan borcumuzdur.
Abdullah Öcalan ile konuşun
Eğer halen aklıselim düşünmeye meyilli bir devlet ve onun kırıntısı kalmışsa şu iyi görünmelidir; İmralı kapıları her aralandığında demokratik çözüm umudu büyümüştür, ülke huzura kavuşmuştur, ekonomisi yükseliş trendine geçmiştir. Türkiye’de çözümde yıllarca ısrar eden Sayın Öcalan’a kulak verilmeli ve oturulup konuşulmalıdır. Ülkemizde barışı mayalamak isteyen Sayın Öcalan’a mı yoksa kanayan yaramız üzerinde tepinmeye çalışıp tuz döken bu ırkçıların zihniyetini mi tercih edeceğiz? İkisi arasında bizim seçeneğimizin hangisi olduğu zaten belirtmiştim.
Tarihi Kürt barışı
Herkes bilsin ki; bugün artık tek bir ihtimal vardır; ya toplumsal barışı sağlayacağız, demokratik ve adil bir düzen inşa edeceğiz ya da bu ırkçı milliyetçi dalgaya teslim olacağız. Yeni yüzyılın tek kurtuluş reçetesi, demokrasiye ve ortak akla dayalı uzlaşmadır. Türkiye’de de Türkiye uzlaşmasıdır. Türkiye halkları için tek çıkar yol, tarihi Kürt barışıdır. Demokratik, adil, özgürlükçü bir düzendir. Alevinin eşit yurttaşlık hakkına sahip olduğu, ibadet hakkının güvence altına alındığı; tek bir Ermeni’nin bile güvercin tedirginliği hissetmediği bir ülke. Bunun mücadelesini yürütüyoruz.
* * *
Nefessizliğe son vermek için
Milliyetçi ve ırkçı dalganın, emekçilerin aç kaldığı, çocukların fabrikalarda yaşamlarını kaybettiği, velilerin karne günü sevinmediği, memleketin çöp merkezi haline geldiği, nefes almanın bile zorlaştığı bir ülke dayattığını kaydeden Bakırhan, bu nefessizliğe son vermek gerektiğini söyledi.
Önümüzdeki yerel seçimlerde elele vererek birlikte nefes alınabileceğini belirten Bakırhan, şöyle konuştu: “4 bine yakın adayımız, delegelerimiz ve kent dinamikleriyle bir demokrasi devrimine hep birlikte imza attık. Seçim halkın, adaylar hepimizin diyerek milliyetçi, ırkçı, merkeziyetçi mantığa da demokrasinin nasıl olduğunu bir kez daha gösterdik. Yerel demokrasiyle nefes alabileceğimizi gördük.
Hilelere karşı sandıklara
Seçim hileleri, sadece DEM Parti’nin değil, Türkiye’deki duyarlı bütün çevrelerin görevidir ve üzerinde durmaları gerekir. Halkımıza da çağrımız var; adalet sizlerin elindedir. Bu arsızlığa, bu hırsızlığa, kul hakkı yemeye dur demek de yine sizlerin elindedir. Hile ve hurdalarına karşı seçim günü en güçlü şekilde sandıklara gideceğiz, sandıkları savunacağız. Bu hile yapanlara da haddini bildireceğiz. Bu hile ve harama karışan, kirli oyuna karışan herkesi de uyarıyoruz. Bakın kimse bu durumun basit bir oyun olduğunu sanmasın. Küçük farklarla kazandığımız yerlere seçmen kaydırıldı. Bir halkın iradesini hile ile gasp etmek en çok iktidara meşruluk sorunu yaratır. Bu açık bir suçtur. Bu halkın iradesine karşı işlenmiş bir suçtur. Bunun hesabı da bir gün sorulur.
İmza atmadan, nüfusa uğramadan
Diyelim ki Ankara’dan Türkiye’nin herhangi bir il ve ilçesine seçmen olarak kaydınızı yapmak istediğinizde bizzat gitmeniz ve açık kimliğinizi ibraz etmeniz lazım. O ikamette oturup oturmadığınıza dair de adınıza bir fatura götürmeniz lazım. Soruyorum; binlerce kişi imza atmadan, nüfusa uğramadan nasıl adresi değişiyor. Bugüne kadar itirazlarımızı yaptık ama şaşırmadık; birçoğu reddedildi.
Hepsi hakkında suç duyurusu
Sanıyorlar ki yanlarına bırakacağız. Bu ret kararını veren ilçe seçim kurulu başkanları hakkında suç duyurusunda bulunacağız. 51 bin kaçak, hayali seçmen hakkında da suç duyurusunda bulunacağız. İlçe nüfus müdürleri hakkında suç duyurusunda bulunacağız. Herkes yaptığı hilenin hurdanın hesabını verecek.”
* * *
Kurucu iddiayla seçime gidiyoruz
Yerelden demokrasiye, kent uzlaşısından Türkiye uzlaşısına ulaşmak için mücadele ettiklerinin vurgulayan Eşbaşkan Bakırhan, kendileriyle birlikte hareket etmek isteyenlerin demokratik adil bir Türkiye’nin şifresi olan Türkiye uzlaşısına hazır olması gerektiğini vurguladı. Bakırhan, şunları dile getirdi: “Bizler güçlü bir demokratik ittifakı, güçlü bir kent uzlaşısını, Türkiye uzlaşısıyla taçlandıracağız. Tek çare budur. Kurucu bir iddiayla seçimlere giriyoruz. Kent uzlaşısı, Türkiye uzlaşısı demokratik bir modeldir. Yerelden demokrasiye, kent uzlaşısından Türkiye uzlaşısına ulaşmanın yoludur.”