
Diplomasi boyutuyla, Almanya’nın 16 eyaletinde hemen hemen bütün Kürt toplumsal kesimler, kadınlar, gençler, Êzîdîler, Aleviler, yine Kürdistan halklarından Asuri-Süryaniler, heyetler halinde değişik kurumları ziyaret etti, dosyalar sundu. Yine bütün siyasi partiler ve farklı sivil toplum örgütleriyle önemli görüşmeler yapıldı. Bu görüşmeler, hemen hemen bütün bölgelerde, alanlarda ve şehirlerde yapıldı. Bunun gibi basın yayın kuruluşlarına heyetler biçiminde ziyaretler yapıldı. Önemli olan şu: Bugüne kadar bize uzak duran, bu işleri bilen ancak Demokratik Kürt Toplum Merkezleri’nde faaliyette olmayan birçok arkadaş, bu süreçte bizimle birlikte hareket etmeye başladı. Yine Alman sivil toplum kurumları ve siyasi partileri içerisinde olan birçok Kürt veya Kürt dostu, bizimle ilişkilendi. Bize, “Ben bu konuda şu görüşmeyi ayarlayabilirim. Bu kişiyle sizi görüştürebilirim” diyenler oldu. “Sizin için şöyle bir randevu ayarladım” diyenler oldu. Görüşmelerin bir kısmı Demokratik Kürt Toplum Merkezleri’nce, bazıları ise Alman dostların yine daha önce dediğimiz gibi Kürt olup da derneklerden uzak kalmış insanlar tarafından yapılan randevular sonucu gerçekleşti. Bu süreçte önemli katkıların verildiğini söyleyebilirim.
Almanya’da eyaletlerde yapılan diplomatik girişimleri şu şekilde değerlendirebiliriz: Hamburg’ta hemen hemen tüm siyasi partilerle, eyalet başbakanıyla görüşüldü. Bremen’de başbakan, belediye başkanı, siyasi parti temsilcileriyle görüşüldü. Oluşan Kobanê Dayanışma Komitesi içerisinde çok farklı sendika ve sivil toplum örgütü temsilcisi vardı. Komite önemli bir örgütlülüğe dönüştü, düzenli toplantılarını yapıyor. Niedersachsen, Sachsen, Schleswig-Holstein eyaletlerinde arkadaşlarımız görüşmelerde bulundu. Daha önce bakanlık yapanlar gelip etkinliklerimizde konuştu. Nordrhein Westfalen eyaletinde arkadaşlarımız açlık grevi yapmıştı. Hem açlık grevinin olduğu dönem hem de sonraki dönemde siyasi partilerle görüşmelerde bulundular. Çeşitli sivil toplum örgütleri ile birçok kentte komiteler oluşturuldu. 6 Aralık’ta, 40’a yakın kurumla PKK yasağının kaldırılması için yürüyüş çalışması yapılıyor. Baden Württemberg Eyaleti Başbakanı ile arkadaşlarımız görüştü. Yine tüm basın kuruluşları ile görüşüldü. Oradaki sendika temsilcileri ve başka sivil toplum örgütleri ile arkadaşlarımız görüştü. Freiburg Belediye Başkanı ve oradaki kilise çevreleri Kobanê için bir kampanya yürütüyor. Saarland eyaletinde parti temsilcileri ile görüşmeler yapıldı. Parti temsilcileri, yürüyüşlerimizde konuşmalar yaptı. Wiesbaden eyaletinde arkadaşlarımız açlık grevi yapmıştı. Açlık grevi döneminde bütün siyasi partilelerle, farklı meslek örgütleri ile görüşüldü. Sendika temsilcileri ile arkadaşlarımız görüştü, bazı etkinlikler ortak yapıldı.
Kısaca bizim uzun süredir tartıştığımız halk diplomasisi, Şengal ve Kobanê döneminde en ufak kasabadan tutalım, en merkezi yerlere kadar her tarafta yaşamsallaştı. Bu süreçte Kürtleri gitmediği kurum, dosya oluşturup sunmadığı kesim kalmadı. Diplomasi sahasında şimdiye kadar hiçbir görev almayan, kurumlarımıza gelmeyen çok değişik kesimler ortaya çıktı. A’dan Z’ye kadar her alanda farklı yapılanmalardaki, bugüne kadar dışarda kalan arkadaşlarımız ve dostlarımız yer aldı ve bizzat bu işin sorumlusu olarak kendilerini görüp çalışma yürüttü. Yine bu insanlarımız DKTM’lerle eşgüdümlü çalışmalar içinde yer aldı. Son olarak şunu söyleyeyim: Bu süreçte herkes bir şeyler yapmak istiyor. Ama herkes gördü ki, bir alanda bir çalışma yürütülmek isteniyorsa, mutlaka Demokratik Kürt Toplum Merkezleri ile eşgüdümlü olması gerekiyor. Bu önemli oranda anlaşıldı ve ortaya çıktı.
Nicelik ve nitelik kabarması Sayın Öcalan’ın Avrupa’ya çıkması ve ondan sonra bir komplo ile Türkiye’ye teslim edilmesi sırasında da oldu. Fakat bir süre sonra bu kitlesel kabarış dindi. Kobanê ile gelen bu enerjiyi örgütlülüğe dönüştürme kararlılığı, gerek dost çevrelerde gerekse kurum çalışanlarınızda var mı?
Çalışmaların kalıcılaşması, Rojava Dayanışma Komiteleri biçiminde gerçekleştiriliyor. Birçok yerde bu komiteler var. Bu kadar geniş yapıları ancak bir platform etrafında bir araya getirmek mümkündür. Hepsi farklı yelpazelerde, farklı yerlerde, farklı düşüncelerde, farklı eğilimlerde olan kesimlerdir. Ama hepsinin ortak bir hedefi var, ortak bir düşüncesi var: “Kobanê insanlık onurunu savunmuştur. Kobanê’yi sahiplenmek, insan onuruna sahip çıkmaktır” diyerek bu çalışmalarda yer alıyorlar. Bu anlamda da dediğim gibi bazı kentlerde kendilerini “Rojava Dayanışma Komiteleri”, bazı yerlerde ise “Kürdistan Dayanışma Komiteleri” şeklinde örgütlediler. Ama bunlar, tam bir örgütlülüğe kavuşmamış durumda. 1 Kasım yürüyüşleri vesilesiyle hem teşekkür mesajında hem de ne yapılması gerekiyor noktasında da çok açık söylemiştik. Mutlaka bu yapıların kalıcılaşması gerekir. Bu kalıcı komiteler içinse, Rojava’nın siyasal statüsünün tanınması, insani yardım koridorunun açılması, uzun vadede Kobanê ve Şengal’in yeniden inşası çok boyutlu ve önemli işlerdir.
Genel ihtiyaçları göz önüne alarak kendini yerelde örgütleyen komisyonlar, platformlar olması gerekir. Bu şekilde kendini kurumlaştıran yapılar, geçmişte yaşadığımız eksikliklerin ortaya çıkmamasını sağlar. Eylem ve etkinliklerde hem Almanlardan hem de Kürtlerden çok değişik kesimlerin katıldığını gördük. İşçi, işveren, öğrenci, ev kadınına kadar herkes bu süreçte yeteneğine göre bir şeyler yapmak istiyor. İşte bunu komiteleri bu insanları katacak biçimde kalıcılaştırmak, örgütlü bir hale getirmek gerekir.
Tam bu kabarış döneminde bir de Almanya’da PKK yasağının kaldırılması gündeme geldi. Siz Alman hükümetinde bir tutum değişikliği görebiliyor musunuz? Ufukta bir değişiklik var mı? Ayrıca beklentiniz nedir?
Şengal’le başlayıp Kobanê ile zirveleşen bir olgu ortaya çıktı. Avrupa insanının, kurumlarının gözünde, gönlünde, yüreğinde PKK hareketi, bir insanlık hareketi, kimliklerin, inançların, özgürlüklerin savunucusu, Ortadoğu’da demokrasinin garantisi olarak yer edindi. Bu tespiti bütün Alman medyası, siyasi çevreler ve sivil toplum örgütleri temsilcileri de yapıyor. Toplumda Kürt Özgürlük Hareketi’ne bu yeni bakış, devlet mekanizmalarını çok önemli oranda etkiliyor. Şimdi hemen hemen Almanya’nın her tarafında bu tartışmalar yürütülüyor. Siyasi partilerde de yürütülüyor. Şimdi hükümetin ortağı olan iki parti içinde de bu tartışma yürütülüyor. Bugün artık Hristiyan Demokratların Başkan Yardımcısı da PKK’nin desteklenmesi gerektiğini söyledi. Bu tartışmalar giderek yoğunlaşıyor. Bizim yapmamız gereken, yasağa karşı sivil toplum örgütleri ile örgütlü bir mücadele yürütmektir. Bu haksızlığın giderilmesi gerekiyor. Neden?
Birincisi, özellikle Almanya’da yaşayan 1 milyon Kürt’ün ekonomik, toplumsal ve siyasal olarak uyum önündeki engelinin kaldırılması için gereklidir. İkincisi ise Ortadoğu’da demokrasi ve özgürlüğün gelişmesi için bunun garantisi olan bir hareketin yasaklanması, Ortadoğu’da demokrasinin gelişmesine ket vurmaktır, DAİŞ gibi çetelere siyasal alan açmaktır. Bunu artık siyasi analistler de yüksek sesle söylüyorlar. Üçüncüsü ise Kürdistan’da gelişecek demokratik bir barışın önünde bu yasak engeldir. Tüm bunlardan ötürü yasağın artık kalkması gerekiyor. Almanya giderek bunu daha yüksek bir sesle tartışıyor. Biz daha önce Almanya’nın Kürt kimliğini tanıması için kampanya yürütmüştük. 12 talebimiz vardı. Bu taleplerden biri de PKK yasağının kaldırılmasıydı. Çünkü bu yasak, buradaki Kürtlerin, politik, kültürel, sosyal ve siyasal entegrasyonunu engelliyor. Yine yasak, Kürtlerin eşit olarak haklardan yararlanmasının önünde engel teşkil ediyor. Artık bir paradigma değişikliğine gitmesi gerektiğini Alman siyasetçiler de kabul ediyor. Bu sadece bizim beklentimiz de değil. Aynı tespitleri herkes yapıyor. Siyasetçiler yapıyor, bilim insanları yapıyor. Son olarak 40’a yakın Kürt örgütü, Sayın Merkel’e bir mektup yazdı. Her şehirde de belli çalışmalar var. Akademisyenlerin PKK yasağının kaldırılması talebiyle geliştirdiği bir kampanya var. 6 Aralık’ta ise Köln kentinde yasağın kaldırılması talebiyle bir yürüyüş yapılacak. Aralık ortalarında Köln’de İçişleri Bakanları Toplantısı yapılacak. Yasağa ilişkin durum, her 6 ayda İçişleri Bakanları Toplantısı’nda tartışılıyor. Biz de eylemimizle, toplantıya sesimizi ulaştırmak istiyoruz.
Bunun dışında 29 Kasım’da Alman dostlar, Frankfurt’ta bir yürüyüş yapacak. Bu konuda Demokratik Kürt Toplum Merkezleri’nin duyarlı yaklaşması gerekiyor; çünkü önümüzdeki dönemin temel çalışmalarından bir de bu olacak. İşte bugün, Irak Başbakanı bile söyledi; “PKK bir insanlık hareketidir. Bir insan hakları kuruluşu gibi çalışmış, insanlarımız kurtarmıştır” dedi. Böyle bir hareketi yasaklamak, insan kurtarmayı ve demokrasinin gelişimini engellemektir. Avrupa kamuoyu bunu tartışıyor. Biz Almanya devlet mekanizmasının başında bulunanların da bütün bunları göz önüne alarak PKK yasağını gözden geçireceğine inanıyoruz.
Kobanê, ulusal birlik konusunda da önemli gelişmeler ortaya çıktı. Pêşmerge’nin Kobanê’ye gidişi sonrası bu konu daha da çok gündemde... Almanya’da da Kürdistan’ın değişik parçalarından ve farklı Kürt örgütlerinden insanlar bulunuyor. Bu örgütlerle PKK yasağının kaldırılması hususunda bir konsensüs var mı?
Öncelikle şunu söylemeliyim: 40’a yakın Kürt örgütü, Almanya Başbakanı Sayın Angela Merkel’e PKK yasağının kaldırılması için mektup yazdı. Bu mektuba sadece iki Kürt kurumu imza atmadı. Bunlar KOMKAR ve Kurdische Gemeinde’dir. Bunlar çok açık bir şekilde, “İmza atmıyoruz” dediler. Ancak bunun dışında İran’daki İran KDP’si, KOMALA, Güney Kürdistan’daki KDP, Goran, YNK var. Almanya’da faaliyet yürüten irili ufaklı 40 kurum ve örgüt, bu mektubu imzaladı. Ortak bir mektup olarak Alman Başbakanı Sayın Merkel’e gönderdik.
Almanya’da PKK yasağının kalkmasını, Kürtlerin demokratik örgütlülüğünü güçlendirmesini istemeyen bir kesim var. Belli ki, Kürtler içinde de böyle pozisyonda olanlar var. Bunlar kendi kişisel çıkarlarını örgütleyen yapılardır. Bu yasak bütün Kürtlerin önünde bir engel teşkil ediyor. Siyasi parti gözetmeksizin, farklı parça partileri gözetmeksizin bu yasak, bütün Kürtleri olumsuz etkiliyor. Yanlış, skandal uygulamalara yol açıyor. Bu anlamda da farklı görüşlerden, doğulusu, batılısı, kuzeylisi, güneylisi bütün Kürtlerin aleyhinedir. Bütün Kürtleri kriminalize ediyor. Bütün Kürtlerin haklarını araması önünde engel teşkil ediyor. Tüm bunları düşündük ve bu metni ortak yazarak imzaladık. Adı geçen iki Kürt kurumu dışında bütün Kürt örgütleri de imzaladı. Bu yasağın sürmesini isteyen, yasakta kendisine göre çıkarları olan Alman kurumları içerisinde bazı insanlar olduğu gibi Kürtler içinde de maalesef var. Fakat bunun da aşılacağına inanıyoruz. Şu anda farklı yapılardaki bütün Kürt örgütleriyle çalışmalarımız gelişerek devam ediyor. BİTTİ