
Güney Kürdistan’ın Türkiye ile ilişkilerini yeniden gözden geçirmesi gerektiğini belirten PKK Yürütme Komitesi Üyesi Duran Kalkan, ekonomik ilişkilerin tarihsel imkanları yok etmeye, Kürtlerin tarihsel hamlesini engellemeye, Kürt katliamlarına zemin sunmaya hizmet etmemesi gerektiğini söyledi. Şimdi Güney Kürdistan’ın Türkiye’ye ihtiyacı olmadığını; bütün alanlar Güney Kürdistan ve Kürtler için açık olduğunu vurgulayan Kalkan, şunları altını çizdi: “Muhtaç değiller. Gerilla ile Pêşmerge ittifak yaptığı zaman Türkiye’nin korumasına ne ihtiyacı olabilir? Kürt gerillası Türk ordusunun 32 yıldır burnunu sürtmüştür. Türk ordusu mu Kürtleri koruyacak? Zaten Kürt düşmanıdır.”
PKK Yürütme Komitesi Üyesi Duran Kalkan, Med Nûçe’de Politik Alan’ın konuğu oldu. Ersin Çelik’in sorularını yanıtlayan Kalkan, Kürt Özgürlük Hareketi’nin DAİŞ‘te temsilini bulan bloka karşı geliştirdiği direnişyle bölgede temel çelişkinin ne olduğunu, çözüm getirecek mücadelenin nasıl yürütülmesi gerektiğini ortaya çıkardığını söyledi. DAİŞ öncülüğünde faşist çete blokuna karşın Kürdistan Özgürlük Hareketi öncülüğünde Ortadoğu Demokrasi Bloku’nun oluştuğunu kaydeden Kalkan, Türk devletinin buna müdahil olduğunu belirtti. Kalkan, Türk devletinin dahlini şöyle gerekçelendirdi:
* Yürütülen mücadele çözüm getiriyordu.
* Bu mücadeleye Kürtler öncülük yapıyordu.
Dolayısıyla Türk devletinin bundan rahatsızlık duyup bütün imkanlarını seferber ederek, müdahil olduğunu ifade eden Kalkan, “Suriye’de son 3-4 aydır yaşanan gelişmeler bu temeldedir. Şimdi Musul’a Türkiye’nin asker göndermesiyle zirveye ulaştı.”
Mücadalenin ekseni
Kürtlerin öncülük ettiği demokrasi ile DAİŞ’te temsilini bulan faşizm arasındaki mücadelenin böylece saptırıldığını belirten Kalkan, şöyle izah etti:
* Suriye’de Rusya-Türkiye çatışmasıyla saptırıldı
* Irak’ta da Musul’a asker göndermekle mezhep çatışmasıyla saptırıldı.
Şii-Sünni hatları
Bu hamlelerle iki mezhep bloku arkasında konumlanıp çatışmaya gidildiğini ifade eden Kalkan, “İran, Irak ve Suriye yönetiminin oluşturduğu Şii bloku. Bbuna karşı Suudi, Katar ve Türkiye de Sünni bloku oluşturdu. Bu blok KDP’yi yanına çekmeye çalışıyor ve yine bu blokun DAİŞ’le ilişkileri de var. Türkiye yaptıklarını bu bloktan destek alarak yapmaktadır. Rusya’nın mevcut müdahaleleri ise Şii blokuna destek vermektedir. ABD ve NATO iki blokla da ilişkilidir” dedi.
Pêşmergeyi eğitmiyor
Türk devletinin pêşmergeyi değil, yeni bir Sünni-Arap gücü örgütlemeye çalıştığını savunan Duran Kalkan, şöyle devam etti: “DAİŞ’in geleceği olmadığı için Irak’ta, özellikle de Bağdat kuzeyindeki alanı Sünni bir iktidara kavuşturmak istiyorlar. DAİŞ’in yerine Suudi, Katar ve Türkiye yeni bir örgüt hazırlamaktadır. Bunun eğitimini ve örgütlemesini yapmaktadırlar. Türkiye Suriye’de de onu yapmıştır. Cerablus’ta, Bayır Bucak ve Halep yakınlarında da benzer bir örgütleme yapmıştır. Bazı yerlerdeki DAİŞ’çiler El Nusra yapıldılar. Daha önce de El Nusra’nın bir bölümü DAİŞ olmuştu. Büyük olasılıkla Irak’ta da öyle yapmak istemektedirler. Yani Bağdat’ın kuzeyinde Şii varlığını yok ederek tümüyle Sünnileştirmeyi ve yeni bir Sünni iktidar hazırlamayı hedeflemektedirler.”
Türkiye Kürt karşıtıdır
KDP Genel Başkanı Mesud Barzani’nin Türkiye ziyaretini de yorumlayan Duran Kalkan, KDP ile Türkiye’nin ekonomik, petrol ilişkilerini önemsediklerini ama ilişkilerin de bir sınırın olması gerektiğini söyledi. KDP’nin Türkiye’nin Kürt karştılığını görmesini ve yedeğine düşmemesini istediklerini kaydeden Kalkan, Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Biz Kuzey Irak’ta bir hata yaptık. Kuzey Suriye’de yapmayacağız!” sözlerini hatırlattı. Kalkan, “Hewlêr’de bir yönetimin kurulmasını engellememeyi hata ve kaçan fırsat olarak görüyorlar. Rojava’da bu hatayı yapmayacaklarını söylüyorlar. Demek ki imkan bulurlarsa bu hatayı düzeltecekler! Yani Güney Kürdistan’ı kabul etmeyecekler. Irak ve Güney Kürdistan bayrağının Mesud Barzani’nin arkasına konulmasına kimse aldanmasın. Bu sadece Kuzey Kürdistan’da yürüttükleri Kürt katliamlarına ses çıkarılmasın, göz yumulsun diye yapılmıştır” dedi.
Türkiye’ye muhtaç değil
Türkiye’nin Kürtlerin birliğini önlemek için yoğun gayret içinde olduğunu; PKK ile KDP ittifakı olmasın, KDP’yi PKK’ye karşı nasıl çıkartırım; KDP, YNK ve GORAN ilişkilerini nasıl bozarım, diye uğraştığını vurgulayan Kalkan, buna herkesin dikkat etmesi gerektiğini söyledi.
Ekonomik ilişkilerin tarihsel imkanları yok etmeye, Kürtlerin tarihsel hamlesini engellemeye, Kürt katliamlarına zemin sunmaya götürmesi karşı çıkmak gerektiğini belirten Kalkan, şöyle devam etti: “Mevcut ilişkileri yeniden gözden geçirmeye ihtiyaç vardır. Kürtlerin Türkiye’ye ihtiyacı eskisi gibi yoktur. Eskiden Kürtler kuşatılmış, büyük bir tecrit altına alınmıştı. Öyle bir durumda bir ilişki dünyaya açılmak açısından çok önem arz ediyordu. Şimdi Güney Kürdistan’ın Türkiye’yle böyle bir açılmaya ihtiyacı yoktur. Bütün alanlar Güney Kürdistan ve Kürtler için açıktır. Muhtaç değiller. Gerilla ile Pêşmerge ittifak yaptığı zaman Türkiye’nin korumasına ne ihtiyacı olabilir. Kürt gerillası Türk ordusunu 32 yıldır burnunu sürtmüştür. Türk ordusu mu Kürtleri koruyacak? Zaten Kürt düşmanıdır.”
Geldiğin yere kovulursun
AKP yönetimindeki Türk devletinin artık kültürel soykırımla yetinmeyip fiziki soykırıma yöneldiğini dile getiren Kalkan, şu anda katliam ve tehcir yapıldığını söyledi. Kalkan, Erdoğan ve AKP iktidarının açık şekilde “bin sefer baş kaldırsanız bin sefer ezeceğiz” dediğini anımsatarak, şöyle devam etti: “Sen bin sefer ezmeye çalışırsan bu halk da seni bin yıl önce geldiğin yere kovalayana kadar direnecektir! ‘Bin yıllık kardeşlik’ söylemi de artık safsata haline gelmektedir. Ne kardeşliği? Ben Türkiye’de yaşayan herkese soruyorum: Nerede kaldı Türk-Kürt kardeşliği! Adam açıkça ‘bin kere başınızı ezeceğim!’ diyor. Buna kimsenin çıta çıkmadı. Kim AKP katillerini savunuyorsa onlara karşı her türlü mücadele yürütülebilir. İş bu noktaya gelmiştir. Buna seyirci kalanlar da suç ortağıdır.”
Direnişinin kararı verilmiştir
“Hiç kimse bize teslimiyeti, ihaneti, yenilgiyi, boyun eğmeyi bir çare olarak gösteremez” diyen duran Kalkan, artık direnip direnmeme tartışmasının geride kaldığını, direniş kararı verildiğini ve zafere kadar direnileceğini söyledi. Kalkan, şunlara dikkat çekti: “Türkiye Rojava sınırına 386 kilometre hendek açmış, 500 kilometre duvar yapmış, yani barikat kurmuş. Kendisi Kürdistan’ın ortasına bu kadar hendek açıp barikat kuruyor ama bir kaç sokağa ve mahalleye Kürt gençleri tutuklanmamak ve tank-top karşısında kendilerini korumak için birkaç metre mevzi kazıyorlar ve bundan dolayı kıyamet koparıyorlar. Bu saldırıları ve katliamların açılan hendeklerden olduğunu söyleyenler yalancının yalancısıdır. Gerçekle bir alakası yoktur. AKP’nin elinden Kürt kanı dökülmektedir. Artık bunlar tartışılmalıdır. Tartışılması gereken bu mücadeleyi doğru yol ve yöntemlerle, araçlarla başarılı biçimde nasıl yürütülmesi gerektiğidir. Bütün yoğunlaşmamız ve tartışmamız bunun üzerinde olmalıdır. Direniş ve direnişe bağlı olarak demokratik toplumun nasıl örgütleneceği üzerine tartışma olmalıdır.
Yine direniş daha çok yayılmalıdır. Her alan kendi öz iradesini ortaya koymalıdır. Artık Kürdistan bu biçimde bir Demokratik Özerklik Devrimi sürecine girmiştir. Sonuç da bu devrimle alınacaktır. O halde bu devrimi, Kobanê’de AKP’nin umutları nasıl kırıldı ve Kobanê nasıl özgürleştirildiyse Kuzey Kürdistan’ın şehirleri, kasabaları, mahalleleri ve sokakları da aynı şekilde özgürleşmelidir.”
HABER MERKEZİ