Son üç-dört aydır gündemde tutulan "kamu düzeni" diye bir söylem var. Öyle çok dillendirildi ki, sanki kamu düzeni her gelişmeye engel. Çözülürse, devlet tüm sorunlarını aşacak ve demokratik bir ülke inşa edilecek. Özellikle 6-8 Ekim’de halkın haklı refleksinin serhıldana dönüşmesi ardından, iktidar ve ona bağlı kesimlerin, kamu düzeni söylemiyle yapılanların üzerini örtmeye yönelik başlattıkları kampanya halen devam etmekte.
Şöyle bir son yüzyıla veya son otuz-kırk yıla, hatta son bir-iki yıla bakalım. Düzeni, yaşamı bozulan, altüst olan kimdir? Kürt halkının yaşadığı coğrafyasına yani Kürdistan’a bakalım; Kendi toprağında sıradan bir yaşamın bile ne kadar zorlaştığını; ölümle, göçle, asimilasyonla, tecavüzle iç içe bir yaşamın içinde olduğunu görürüz. Elbette buna yaşam denilirse. Bin yıllarca yaşadığı coğrafyasında, bırakın kamu düzenini, hayatta kalması bile, başlı başına büyük bir mücadele ve bedeli gerektirdi.
Kürt halkına bu yaşamı reva görenlere sormak gerekir: Kürt halkı başta olmak üzere, bu coğrafyada zulme uğrayan halkların da kendi topraklarında düzenli bir yaşam hakları yok muydu? Bu kadim topraklarda halkları göçerten, katliamlardan geçiren güçler ve arkasındakilere sesleniyorum; sınırsız vahşete uğrayan halklarla empati kurmayı bir denesenize.
Vahşilerin bozduğu düzenler, bozduğu ahlak, yarattığı kaos, yakıp yıkmaya ne demeli? Bunların yaptıkları kamu düzenini bozma olmuyor mu? Olmadığı için mi destek sunuluyor? Taşeron vahşilerin mazlum halklara kan kusturmasını desteklemek, onların yaptıklarına ortak olmak değil midir? Bu vahşilerin girdiği yerde kamu adına bir şey bırakılıyor mu?
Özellikle 6-8 Ekim serhıldanından sonra, kamu düzeni lafını, her şeyi elinden alınan Kürt halkına karşı bir baskı aracına dönüştürmek, demokratik tepkiyi bastırmak, haklı refleksleri suçmuş gibi kamuoyuna sunmak, ne kadar haklıdır. 6-8 Ekim refleksi-serhıldanı Kürdistan’da birlik olmanın, birlikte tepki göstermenin ruhuydu. Bu haklı tepkide bile, ne kadar çok insanımız yaşamından oldu. Katledilen insanları görmemezlikten gelemezsiniz.
Bunun yanında, kamu düzeni adına vahşilerin bozduğu hayatlara ne demeli? Yakıp yıktıkları insanlığın geçmişiyle köprü oluşturan, tüm insanlığın değeri sayılan tarihi varlıklara yaklaşımlarına, ortadan kaldırmalarına ne denilecek? Farklılıkların yok edilmesi gerekenler olarak gören, her varlığa saldıranlara karşı tepki göstermek mi kamu düzenini bozar, yoksa bu vahşilikleri yapanlar ve arkasındakiler mi kamuoyu düzenini bozuyor? Geçmişi, şimdiyi, geleceği yakıp yıkmak kamu düzenini yok temek değil de nedir?
Kürkçüler F Tipi Cezaevi