Fransa Gündemi
Fransa’nın Toulouse ve Montauban kentinde toplam 7 kişi silahlı sardırı sonucu yaşamını yitirdi. İlk kurban İmad bin Ziaden, Fas kökenli bir Fransız askeriydi. Bağlı bulunduğu birlik Afganistan’da görev yaptıktan sonra dönmüştü. Ziaden’e yapılan saldırıya sıradan bir olay gibi yaklaşıldı. Devamında 15 Mart günü birliklerinden sivil kıyafetlerle çıkan dört asker, para çektikleri bir ATM’nin önünde saldırıya uğradı. Üçü öldü, biri ağır yaralı kurtuldu. 20 Mart günü cinayetler seri bir biçime dönüştü. Toulouse’da, bu defa bir Yahudi koleji saldırıya uğradı. 4 kişi yaşımını yitirdi. Bütün bu yaşananların ardından 21 Mart günü bir binanın içerisinde ölümlerden sorumlu olduğu düşünülen “motorsikletli katil”e dönük operasyon başlatıldı. Şüphelinin kendisini El Kaide olarak tanıttığı öne sürülüyor. İçişler Bakanı Claude Guéant, şüphelinin iki gün önce tespit edildiğini söylerken, amacın sağ ele geçirmek olduğunu belirtti. Operasyonu yürüten polislere kutlama mesajı Eliza Sarayı’dan anından verildi ama aradan birkaç saat geçmeden aynı İçişleri Bakanlığı zanlının yakalandığını yalanladı.
Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy anında bölgeye hareket etti açıklandı. Operasyonu yürüten timin adı RAID. Başında Sarkozy’nin en yakın ismi emniyet genel müdürü Frédéric Péchenard’ın dostu Amaury de Hauteclocque bulunuyor.
Mayıs’ta yapılacak seçimler öncesi, Sarkozy’nin bu operasyonu kendi lehine dönüştürmek istediği fikri basına anında yansıdı. Önce Sarkozy’nin yabancıları hedef alan konuşmaları, ardından Sarkozy’nin “eğer seçimi kaybedersem siyaseti bırakırım” mesajları, zigzag çizen seçim anketleri, derinleşen kriz ve açılım buhranları…. Tüm bunlar akla Fransa’nın da bir 11 Eylül’e, bir El Kaide’ye ihtiyaç duyabileceğini işaret ediyor. Son birkaç aydır özellikle Paris’in en işlek merkezlerinde asılsız bomba ihbarları, terörizm konusundaki vurguların artması muhtemel bir saldırının habercisiydi. Sabahın erken saatlerinde Toulouse saldırganının yakalandığı haberine Endonezya Paris Büyük Elçiliği’nin önüne konulan bomba eklendi. Devamı sistemin ihtiyaçları dahilinde değişecek!
Fransa kamouyu bu gündemlerle meşkulken, Fransa’da yaşayan Kürtler süresiz dönüşümsüz açlık grevleri ve Newroz gündemine kilitlenmiş halde. Strasbourg’da süren süresiz-dönüşümsüz açlık grevi her hafta onlarca yeni destek amaçlı 5 günlük açlık grevcilerini ağırlarken 20 Mart akşamı Kürtler birçok kentte meşaleli yürüyüşlerle Newroz’u karşıladı.
Ülkede Newroz için oluşturulan barikatları aşan halkın direnci, Avrupa’da yaşayan Kürdistanlıların Newroz alanlarında buluşması yönünde yeni bir neden oluyor. Paris ve çevresinde yaşayan Kürdistanlılar bu yıl Newroz’u dışarda karşılayacak. Paris 24 Mart günü büyük bir buluşmaya hazırlanırken Newroz tertip komitesi, Ile De France bölgesindeki halka sesleniyor : “Newroz için alanlarda buluşmak, Newroz’un coşkusunu, direniş ruhunu ortak alanlarda paylaşmak Kürtlerin yıllardır Dehak’lara karşı yürüttüğü mücadelenin bir parçasıdır.”
Kürtler özgürlük ve statü talepleri etrafında kilitlenirken, Fransa kendi katillerini yaratmaya çalışıyor. Biri özgürleşme uğruna canlarını kurşunlara siper eden bir halk, diğeri modern-kapitalizmin ve devlet geleneğinin batağında debelenen siyaset... Biri özgürlüğünü mevzi mevzi elde ederken, diğeri kapitalizmle hergün yeni kayıplara imza atıyor...
Fransa yeni kanlı pazarlara hazırlanırken daha ne kadar can yakılacak, onu önümüzdeki günlerde hepbirlikte göreceğiz. Malum seçim, iktidar oyunları bu sistemin karekteri gereği her zaman kan ister!
Kanla dönen siyaset!