Kelimenin imgesel anlamının dışında gerçek anlamıyla da kanlı bir düğüne tanıklık ettik. Bu kanlı düğün için günlerdir İstanbul’un bir ilçesinde park ve bahçeler yeniden düzenlendi, çiçekler ekildi, biçildi. Düğün günü de olağanüstü hal ilan edildi, İstanbul halkına tam bir zulüm yaşatıldı. Yollar trafiğe kapatıldı, etrafa polis bariyerleri konuldu, halk bu kez de bir düğün uğruna mağdur edildi.
Bahsettiğim düğün Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kızı Sümeyye Erdoğan’ın düğünü. Kişisel olarak Sümeyye Erdoğan’ın damat Bayraktar ile izdivacı ile ilgili değiliz elbette. Özel alandır. Ancak özel alan elbette politiktir ve Saray’ın Cumhurbaşkanı’nın kızı olduğu için de kamusaldır.
Bu düğün savaşın Saray tarafından derinleştirildiği ve yaygınlaştırıldığı bir süreçte yapıldı. Nusaybin’de, Yüksekova’da, Şırnak’ta sıkıyönetim sürüyor örneğin. Sur’da da sokağa çıkma yasağı kalkmış değil. Nusaybin günlerdir bombalanıyor. TSK’nın uçakları sınırlarının içinde bir kenti bombalıyor. Enkazların altından, vahşet bodrumlarından çıkartılan cansız ve parçalanmış bedenlerin kimlikleri tespit edilmiş değil. Diyarbakır’da aileler, evlatlarının cansız bedenlerine ulaşmak için bekliyor. Ölüler, mezar bekliyor. Sadece Kürt halkı değil Saray’ın savaşının mağduru. Türk halkı da bu savaşın öznesi olduğu kadar mağduru. Erdoğan, kızını onlarca askerin yaşamını yitirdiği bir günde evlendirdi. Düğün için dünyanın dört bir yanından davetliler Yahya Kemal Beyatlı Salonu’na geldiği sırada, zorla askere gönderilen ya da vicdanları ve akılları esir alınarak askerleştirilen gençlerin tabutları ailelerine veriliyordu. Törende Genelkurmay Başkanı’nı da nikah şahitleri arasında yer aldı. İnsansız hava aracı imal eden Baykar Makina’nın sahibi Özdemir Bayraktar’ın oğlu Selçuk Bayraktar, JÖH mensuplarının kendisine sevgilerini gösteren bir mesaj gönderdiği sosyal medya hesabından duyurdu.
AKP/Saray rejimi Kürtlerin canını zaten umursamıyor. Ancak kanlı düğün Türk halkının canının da Saray’ın hiç umurunda olmadığını bir kez daha dünya aleme ilan etti.
Bu düğün kanlı olduğu kadar da görgüsüzlüğün nişanesi. Tıpkı tuvaletten mutfağına her noktası görgüsüzlük abidesi olan Ak Saray gibi.
Gelin arabasının geçeceği bölgelerde güvenlik önlemlerinin alınmasının yanısıra, yoksulların evlerinin bulunduğu sokaklara set çekildi. Setlerin üzerine de görüntüyü engellemek için malzemeler serildi. Böylesine şaşalı bir düğüne giderken araçlarından yoksulların kondularını gördüklerinde tiksinmiş oldukları kesin. Çünkü onların burjuva sınıf kini bunu gerektiriyor. Yoksulları, ezilenleri görmek istemiyorlar. Bu nedenle Tarlabaşı ve Sur gibi kent merkezlerindeki yoksulları “kentsel dönüşüm” ve “sıkıyönetim” ile sürüyorlar.
Kasımpaşalı Erdoğan ailesi sonradan dahil oldukları burjuva sınıfının tüm özelliklerini taşıyor. Ancak buna ek olarak Erdoğan ailesinde sonradan sermaye sahibi olmanın kompleksleri de mevcut. Gerek Saray gerekse düğün için kopardıkları tantananın, şatafatın anlamı bu. Özeniyorlar, benzemek istiyorlar. Bu nedenle abartarak kendilerini var edeceklerini düşünüyorlar.
Bir düğüne 6 bin kişiyi davet etmek ne demek? Düğün salonuna helikopterle inmenin anlamı nedir? Katar’ın anladık, ikinci vatanın da, Bosna Hersek liderinin ve ailesinin düğünde işi ne? Başka işi mi yok?
Zenginliklerini görgüsüzce göstermek istiyorlar. Bu abartı, vasatlığın, düzeysizliğin de somut bir göstergesi.
Kanlı ve vasat düğün aynı zamanda güç gösterisi. Davutoğlu’na yol verilmesiyle de görüldü ki Saray’ın içi/dışı Erdoğan ailesi için güvenilmez. Dört bir tarafın düşmanla dolu olduğu algısıyla yaşamak hiç de kolay değil. Sürekli düşmanların sayısı artırmak, bu halet-i ruhiye sürekli tetikte olmayı gerektirir. İnsanın dengesini bozar, kantarın topuzunu kaçırtır. Bu nedenle de Erdoğan ailesi her durumda güçlü olduklarını göstermek durumunda. Hele kaybettikleri bu günlerde bu güç gösterisi bir zorunluluk. Güçlü ve mutlu aile görüntüleri verecekler. Bu şaşalı düğün, mutlu ve güçlü Erdoğangillerin fotoğrafı olarak halkın belleğine kazınsın istiyorlar. Resmin etkisi ne kadar sürer bilinmez ama gerçekler şaşmaz, her durumda ortaya çıkar. Gerçek de şu ki; bu kanlı ve vasat düğün de imrenilecek değil tiksinilecek çok şey var.