Kanser bir modernite hastalığı mı?

Doğan Barış ABBASOĞLU yazdı —

  • Kanser modern çağların hastalığı olarak nitelendirilir. Peki bunun bilimsel bir dayanağı var mı?

1990 yılından bu yana Batılı ülkelerde 55 yaşının altında olan insanlarda bağırsak kanseri görülme oranı neredeyse iki kat arttı. Tüm kanserler baz alındığında ise yine anlamlı sayılabilecek bir artış görülürken, her yeni kuşağın bir öncekine göre kanser hastalığına daha fazla yakalanma riski altında olduğu görülüyor.

Bilim insanları bu durumun neden kaynaklandığı konusunda ise henüz bir fikir sahibi değil. Ancak baş şüpheli Batılı yaşam ve beslenme tarzı.

ABDli ve İngiliz bilim insanlarının son dönemde yaptığı bir araştırmada 1990 yılından itibaren başlayarak meme, bağırsak, yemek borusu, böbrek, karaciğer ve pankreas gibi kanserlerin daha erken yaşlarda görülmesinin nedenleri incelendi.

Çalışmaya başkanlık eden Harvard Tıp Fakültesinde profesörlük yapan Shuji Ogino yaptığı açıklamada, 1960 yılında doğan insanların 1950 doğumlulara göre daha fazla kanser riski taşıdığını tespit ettiklerini söyledi. Ogino’ya göre bu risk her nesilde giderek artış gösteriyor.

Araştırmada olası şüpheli olarak alkol tüketimi, uykusuzluk, sigara, obezite ve işlenmiş gıda tüketimi yer alıyor. Önceki kuşakların yaşam tarzlarını da inceleyen uzmanlar çocukların çok daha az uyuduğunu ve beslenme kaynaklı risk faktörlerinin de artış gösterdiğini tespit etti.

Artış gösteren kanser türlerinin sekiz tanesinin sindirim sistemiyle alakalı olması, yaşam tarzı ve beslenmenin önemli bir etken olabileceğini gösteriyor.

Peki kanser gerçekten bir modernite hastalığı mı? Batılı yaşam tarzı ile kanserin çok yaygın olarak görülmesi arasında pozitif bir bağ var mı?

İlk kanser vakası

Bilim insanları kanserin modernite öncesinde de yaygın olmasa da görülen bir hastalık olduğunu biliyor. Bugüne kadar tespit edilen en eski kanser vakası, Güney Afrika’da bulunan 1.7 milyon yaşındaki bir homininde görüldü. Bilim insanları Swartkrans mağrasında bulunan bir hominin kemiği üzerinde bir osteosarkoma, yani yaygın bir tür kemik tümörü tespit etti.

İlk belgelenmiş kanser vakaları

M.Ö. 27’inci yüzyılda yaşamış olan Imhotep, vezir ve mimar olmasının yanı sıra aynı zamanda bir hekimdi. 1862’de Mısır’da Edwin Smith tarafından satın alınan bir papirüs üzerinde yer alan bilgilere göre Imhotep, şahit olduğu sekiz meme kanseri vakasını anlatmıştı. Bu hastalığın bir tedavisi olmadığını söyleyen Imhotep, görülen kitlenin dağlanmasının gerektiğini yazmıştı.

MÖ 1500’lerden kalan papirüslerde ise Mısırlıların kötü huylu kitlelerle iyi huylu kitleleri ayırma konusunda çalıştıkları da görülüyor.

Kanserin adlandırılması

Kanserin modern adlandırılması MÖ 460 ile 370 yılları arasında yaşamış olan Hipokrat’a dayanır. Tümörleri carcinos olarak adlandıran Hipokrat’ın neden yengeç kelimesinden kökünü alan bu terimleri kullandığı ise bilinmiyor. Bazı bilim insanları ciltte görülen kanserlerin sert kabukları olması nedeniyle böyle bir tanıma gidildiğini savunuyor.

Hipokrat kanserin tedavi edilmemesi gerektiğini belirtiyordu. Buna dayanak olarak da tedavi edilmeyen kişilerin tedavi edilenlere göre daha uzun yaşadığı yönündeki gözlemini gösteriyordu.

İlk kanser tedavisi

Kanseri ilk metodik olarak tedavi etmeye çalışan insan Yunan doktor Galen’di. Galen tüm kitleleri “onco” olarak tanımladı. Kanser bilimi de bu terim üzerinden “onkoloji” olarak ifadelendirilir. Yine carcinoma tanımını yapan Galen, tedavi için metodik bir yol izlemeye başladı ve bunları yazdı.

Risk faktörlerinin tanımlanması

Kanser Orta Çağ ve Yakın Çağ’da az görülen bir hastalıktı. Risk faktörlerinin tespiti tütünün yaygın olarak kullanılmaya başlanmasının ardından geldi. 1760 yılında İngiliz botanist John Hill ilk kez tütün kullanımı ile kanser arasındaki bağı ortaya koydu.

Ondan 50 yıl kadar önce de İtalyan doktor Bernardino Ramazzini, rahibeler arasında rahim ağzı kanserinin hiç görülmediğini ancak meme kanserinin ise yaygın olduğunu tespit etti. Ramazzini, buradan hormonel dengelerin meme kanserine olan etkisi konusunda çıkarımlarda bulundu.

1775 yılında ise İngiliz cerrah Percivall Pott, baca temizleyiciler arasında testis kanserinin yoğun görüldüğünü tespit etti. Pott’un tespitinin ardından İngiltere’de çocukların ve gençlerin baca temizleyici olarak çalışması yasaklandı. Pott’un bu tespiti ancak 20’inci yüzyılda doğrulandı. Benzopyrene maddesinin testis kanseri riskini arttırdığı tespit edildi.

Kanserin niteliği açısından tanımlamalar

19’uncu yüzyıla gelindiğinde bilim insanları kanserin niteliği açısından tanımlamalar arayışına girmeye başladı. 1858 yılında Alman bilim insanı Rudolf Virchow kanserin temel nedeninin hücrelerde yaşanan değişim olduğunu söyledi. Virchow, kanserin vücuda bir sıvı aracılığıyla yayıldığını savunuyordu. Bu tez meslektaşı ve çalışma arkadaşı Karl Thiersch tarafından çürütüldü ve kanserin başla hücrelerin duvarlarına nüfuz edilerek yayıldığı savı ortaya atıldı.

Kanserin yayılmasını anlamak

1874 yılında İngiliz cerrah Campbell De Morgan ise kanserin birincil bir tümör olarak oluştuğunu ve daha sonra lenf bezleri üzerinden vücuda yayıldığını tespit etti. De Morgan kanserin zamanında tespit edilerek alınması durumunda önüne geçilebileceğini de söyledi. O güne kadar kanserin genel bir hastalık olduğu düşünülüyordu.

İlk mastektomi

Modern cerrahinin kurucularından biri olarak kabul edilen William Halsted, 1882 yılında ilk kez meme kanseri için mastektomiyi yani meme dokusunun alınması yöntemini uyguladı. Bu yöntemde sadece meme değil, göğüs ve koltukaltı bölgesinde de büyük bir parça doku alınıyordu. Bu metot etkin görüntülemenin kullanılmaya başlanılacağı 1970lere kadar hekimler tarafından uygulandı.

Modern kanser teorisi

20’inci yüzyılın başında Alman zoolojist Theodor Boveri, modern kanser teorisinin oluşmasını sağladı. Boveri’ye göre kanser kromozom seviyesindeki mutasyonlara bağlı olarak ortaya çıkıyordu. Bu bozunmalara kimyasal ve fiziksel faktörlerin yanı sıra enfeksiyonlar da neden olabiliyordu. Boveri aynı zamanda onkogenler ve tümör bastırıcı genlerin varlığına da ilk işaret eden kişi oldu.

Kansere yol açan virüs

Amerikanlı virolog Peyton Rous, tavuklarda görülen bir kanserin nedeninin bir virüs olduğunu buldu. Rous Sarcoma Virüs olarak adlandırılan virüsün bu etkisi uzun yıllar tartışma konusu oldu. Rous bu keşfi nedeniyle Nobel Ödülü aldı ama bunun için tam 59 yıl bekledi.

Savaş kemoterapinin keşfini sağladı

1943 yılında Almanlar hardal gazı taşıyan bir ABD donanma gemisini bombaladı. Gemide ölen ABD askerlerine otopsi yapan doktorlar hardal gazının hücrelerin çoğalma mekanizmasını etkilediğini ve ölen askerlerin lenf bezlerinin küçüldüğünü fark etti.

Bu bilgiden hareket eden ABDli farmakologlar Louis S. Goodman ve Alfred Gilman, hardal gazını oluşturan bileşenlerin lenf bezi kanserinin tedavisinde kullanılabileceğini keşfetti. 1958 yılında Ulusal Kanser Enstitüsü ilk katı tümörü kemoterapi kullanarak tedavi etmeyi başardı.

Kansere neden olan genler tespit edildi

1976 yılında Harold Varmus ve Michael Bishop adlı iki bilim insanı oncogenler olarak adlandırılan ve kansere neden olan genleri tespit etti. İkili bu keşifleriyle 1989 yılında Nobel ödülüne layık görüldü. Varmus ödülü kabul konuşmasında “Kanser hücresi bizim bozunmuş kendimizdir” ifadelerini kullanacaktı.

Bu keşfi 1986 yılında tümörleri baskılayan, tümör gelişimini engelleyen genler tespit edildi. Her bir DNA zincirinde birer tane bulunan bu genin ikisinin birden bozulması durumunda kanser gelişimi çok daha olası hale geldiği de görüldü.

Kanser modern zamanların hastalığı mı?

Bilim insanları çoğu zaman kesin bir kanıt olmadan konuşmaktan kaçınır. Bugün dünyada kanserin modern yaşamdan kaynaklı bir hastalık olduğunu söyleyecek tanınmış bir bilim insanı bulmak zor. Zira bir bilim insanı bu kadar kesin konuşmak için Batılı toplumlarda yaşayan ve kanser olmayan insanların neden kanser olmadığını da açıklamak durumunda olduğunu düşünür.

Ama dünyadaki istatistikler bir fikir oluşturmamız için oldukça yeterli sayılabilir. Dünyada en az kanser görülen ülkeler Sudan ve Cibuti. Onu Doğu Timor, Tacikistan, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Bhutan, Nepal, Gambia ve Nijer takip ediyor.

Bu ülkelerin ortak yönü Batı tarzı yaşamın, daha popüler deyimiyle modern yaşamın henüz bu ülkelere sızamamış olması. Buna karşın Batılı ülkeler kanserin en çok görüldüğü ülkeler listesinin üst sıralarını domine etmiş durumda.

Bilim insanları gelişmekte olan ülkelerde kanser teşhisi konusundaki istatistiklerin sağlıksız olduğunu belirtse de modern yaşam ile kanser arasında risk faktörleri açısından bağ kurmaktan da geri durmuyor.

Modern yaşamın risk faktörleri

Sigara ve tütün kullanımı: Sigara ve tütün kullanımı, akciğer kanseri başta olmak üzere birçok kanser türü için önemli bir risk faktörüdür.

Alkol tüketimi: Aşırı alkol tüketimi, özellikle karaciğer, ağız, boğaz ve yemek borusu kanseri riskini artırabilir.

Kötü beslenme: Yüksek yağlı, düşük lifli ve işlenmiş gıdalarla beslenme, özellikle kolon ve rektum kanseri riskini artırabilir.

Fiziksel inaktivite: Düzenli egzersiz yapmamak, meme, kolon ve endometrium kanseri riskini artırabilir.

Obezite: Obezite, özellikle meme, kolon, böbrek, endometrium ve pankreas kanseri riskini artırabilir.

Ultraviyole (UV) ışınlara maruz kalma: Güneş ışığına veya suni UV ışınlarına (ör. solaryum) aşırı maruz kalma, cilt kanseri riskini artırabilir.

İyonlaştırıcı radyasyon: Röntgen ve diğer tıbbi görüntüleme yöntemleri gibi iyonlaştırıcı radyasyona maruz kalmak, kanser riskini artırabilir.

Hava kirliliği: Hava kirliliği, özellikle solunum yoluyla alınan zararlı maddeler nedeniyle, akciğer kanseri riskini artırabilir.

Kimyasal maddelere maruz kalma: İş yerinde veya evde bazı kimyasal maddelere maruz kalmak, özellikle mesane ve akciğer kanseri riskini artırabilir.

Viral ve bakteriyel enfeksiyonlar: Bazı viral ve bakteriyel enfeksiyonlar, özellikle hepatit B ve C virüsleri (karaciğer kanseri), insan papilloma virüsü (HPV) (rahim ağzı kanseri) ve Helicobacter pylori (mide kanseri) kanser riskini artırabilir.

Stres: Kronik stres, bağışıklık sistemi üzerinde olumsuz etkiler yaparak kanser riskini artırabilir.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.