AKP ve Recep Tayyip Erdoğan tezahüründe varlığının son çırpınışlarını yaşayan resmi ideolojinin Kürtler başta olmak üzere Türkiye halkları üzerinde yürüttüğü politikaların iflasına şahit oluyoruz. İflasın ispatı olarak kazanılmış hakları, ödenen tazminatları, her geçen gün artan ‘özür dileme’ zorunluluklarını ve evrensel yasa, mahkeme ve sözleşmeler tarafından mahkum edilmelerle gündeme gelen AKP, Erdoğan ve temsil ettiği ideolojinin komik halini gösterebileceğimiz gibi ‘Taş atan çocuklar’, TMK ve diğer ismini hatırlamak istemediğim garip garip kanunlarla yargılananların savunmalarını da iflasa delil olarak gösterebiliriz.
Adaletin ne olduğu konusunda bile kafa karışıklığı yaşayan ve kalkınma adı altında her türlü hukuksuzluğa imza atanların parlamentodan tekme tokat çıkardığı, yasalarla yargılanan bir üniversite öğrencisinin durumu, ülkeyi yöneten zihniyetin dinozorların neslini tüketen meteora yakın ölçekte bir fiyasko yaşadığını apaçık, altı çizili bir şekilde döküyor tarih defterinin satırlarına. Hikaye şöyle; Katıldığı bir protesto gösterisinde gözaltına alınıp yargılanan ve hapis cezasına çarptırılan üniversite öğrencisi, mahkeme salonunda karar alındıktan sonra cebinden çakmağını çıkarıp aranmaya başlar. Hakim sorar:
- ‘Ne yapıyorsun?’
- ‘Adaleti arıyorum!’
Üniversite öğrencisinin bu davranışı yurttaşların parlamentodan tekme tokat çıkan yasalara itibar etmediğini, bu yasaları ti’ye aldığını ne kadar da samimi yansıtıyor değil mi?
Bir başka hikayede de yine tekme tokat çıkarılan yasaların neye dayanarak çıkarıldığının bilinmezliği, çıkarılan yasaların nasıl işleyebileceği konusunda kimsenin herhangi bir fikri olmadığını ve bu yasaların polise, askere, savcıya keyfi davranma sınırsızlığının nasıl verildiği konusunda fikir sahibi olmamızı sağlayacaktır. Ayrıca yine yurttaşların bu yasalara bakış açısını, söz konusu devlet zihniyetinin yaşadığı fiyaskonun ne boyutlarda olduğunu gösteriyor. Yine bir protesto sırasında polisin müdahalesine taşla karşılık veren yurttaş gözaltına alınarak, ondan ifade vermesi isteniyor.
- ‘Ben taş atmadım’ diyen yurttaşa ifadeyi alan memurun,
- ‘Elimizde taş atarken çekilmiş fotoğrafın var’ demesi üzerine yurttaşın,
- ‘Ben taş atmıyordum. Yolda bir taş gördüm. Aldım onu bu taş kimin diye etrafıma sordum. Siz de o sırada fotoğrafımı çekmişsiniz’ yanıtı iflasın yurttaşlar nezdindeki ölçüsünü ortaya koyuyor.
Başka bir olayda da yaklaşık 15 kişilik bir grup yargılandığı sırada savunmasını Kürtçe yapmak isteyen siyasi bir tutuklunun Kürtçe savunma talebinin reddi üzerine talebinde ısrarcı olan tutuklunun dışarı çıkarılmasını isteyen mahkeme başkanı direnişle karşılaşıyor. Arkadaşları, Kürtçe savunma talebinde bulunan tutuklunun dışarı çıkarılmasına müsaade etmeyerek hakimlere sırtlarını çeviriyor ve mahkeme böyle sürüyor. Mahkeme, kararını sırtı dönük tutuklulara bildirmek zorunda kalıyor.  Belki de üzerinde aylarca, hatta yıllarca kafa yordukları yasaların ve bu yasaların işleyiş mekanizmasının böylesi kolayca ti’ye alınabileceğinin henüz farkında değiller. Oysa dinozorlar fosil bırakmaktan bile vazgeçti.