Darbe‘ye teşebbüs edenlerin harekete geçmesine vesile olan;

Darbe‘yi durdurmak için, saldırganlaştırılan kitlelere komuta eden; 

Kim tarafından örgütlenmiş olsa da, darbecilerden pası alıp, planlayanları bile hayretler içinde bırakan yüksek gerilimli kaos yaratan;

Bunların tümünün tek bir mimarı var: Erdoğan ve ona bağlı sistem.

Kaos, tam düzensizlik ve karışıklık, bir tufan gibi, her geçen gün daha da karartılan delhizler açıyor. 

Kimse O’nun halkı sokaklarda iktidarlaştırıp, istediği kadar "tabut" üretecek yeteneğe sahip kılacağını tahmin etmedi. Darbeyi planlayanlar çokta, darbeyi hazmettirenler şokta; dünya şokta; Erdoğan’ın kendisi de yaşamının en kötü şokunu yaşamış oldu.

Korku, panik ve bilinmezliğe doğru gidiş, kitlelere "susma"yı dikte ediyor.

Kaos’la birlikte, "iblis"lerin mekanı ve adresleri belirlendi.

Erdoğan’ın başlattığı kitlelere dayalı "pogrom", sosyal soykırıma dönüşüyor.

Toplum kutuplara ayrıştırılmayacak.

Tek kutuplu bir sistem yapılandırılmak isteniyor.

Nedeni ise gelinen noktada, kendisine ölmek ve yaşamak dışında hiçbir şans tanımayan Erdoğan’ın geçmişi.

Frankfurter Allgemeine, Erdoğan‘‘ı kastederek: "O, kendisinden başka hiç kimseye güvenmiyor" belirlemesiyle belki de eksik bir saptama yapmış oluyor.

Paranoya ise biri, kendisinin yıkımına zemin hazırlar, "temelsiz, başkalarının kendisine zarar vermesinden kuşkulanır"; bu da "son" için başarılı senaryonun başlangıcı oluyor.

İstenilen: Herkes diz çökecek ve kayıtsız şartsız Erdoğan’a bağlılığını ilan edecek.

Ancak, Erdoğan’ın "iblis" olarak ilen ettiği Gülen’e sadakatle bağlı olanların böylesi bir yemin etmesi ve Erdoğan’ın yeni yaverleri olmasının engellenemez olduğunu kendisi de biliyor. Böylece Kaos, daha çok Erdoğan’ın geleceğin için de Kaos’dur.

Son resim karesini Goethe’nun Faust’undan aktarıyorum:

"Çok uzakta, Türkiye’de

Kavimler biribirine girerken

Pazar ve tatil günlerinde

Savaştan ve savaş çığlıklarından

Söz etmekten başka bir şey gelmiyor aklıma".

Erdoğan’ın hızla ele geçmek istediği hükümdarlığı Karl Marks Osmanlı için şöyle tarif etmiş:

"Sömürü, soygun, hegemonya ve baskıya dayanan feodal bir askeri rejim kurmaları ve gerek askeri gerekse sivil ve yargı makamlarını ellerine geçirmeleri…"

Burada, "feodal" yerine, "tefeci kapitalizm" betimlemesini koyarsanız, Erdoğan’ın atılımına uyar.

"Umursamadan erkeklerin kafalarını uçurmaları, kadınların ırzına geçmeleri, çocukları köle yapmaları" şimdiki "soylular"ında umurunda bile değil.

Böyle olunca da, herkesin geleceğinin karartıldığı Türkiye’de, Erdoğan’ın geleceği de karartılmış oluyor.

Her geçen gün, varolan kaosa yeni bir kaos eklenecek.

Bu Kaos’dan Erdoğan’ın zaferi çıkmaz.

Gelecekte beklenen en önemli gelişmenin Rojava’da olacağını haber veren birçok emare var.

Rojava Anayasa’sının bölgedeki etkileri ve Türkiye emekçileriyle Rojava arasında kurulacak enternasyonal köprü, heyecanla beklenen ve bölgeye umut verecek adımlar.