Geçtiğimiz hafta dünya Notre Dame Kilisesi’nin yangınına ağladı. Son yıllarda insanlık tarihinin biriktirdiği değerler, görünürde doğal afetler gibi gözüken ama 21. yüzyılın egemen sınıfların ihtiyaçları doğrultusunda yok oluyor. Tıpkı 2003’te ABD önderliğinde Irak’ın işgali sırasında, Amerikan askerlerinin, Irak Ulusal Müzesi’nin yağmalanmasını teşvik etmiş ve yağmaya seyirci kalması gibi. Böylelikle 5 bin yıl kadar geriye giden 50 bin eserin kaybedildi. Dönemin ABD Savunma Bakanı Rumsfeld, “Özgür insanlar, hata yapmakta ve suç işlemekte özgürdür,” diyerek yağmayı onaylamıştı. Sonrasında Suriye savaşında Palmira antik kentini yağmalamasını da kapsayan, devamında Amed-Sur’da yüzyılların tarihinin Türk devletinin barbarlığı ile yerle bir edilmesine tanıklık ettik. Paris’te alevleri yükselen Notre Dame tıpkı Sur ve Palmira gibi egemenlerin daha fazla kar hırsının kurbanı oldu. 1163’te inşa edilmeye başlamasından bu yana, Fransız Devrimi, 1871 Paris Komünü’nü, I. Dünya Savaşı’nı ve Nazi işgalinden sekiz yüzyılı sağ salim atlatmış ama 21. yüzyılda Emmanuel Macron devrinden sağ çıkamadı. Peki bu sürece nasıl gelindi? Notre-Dame’ın yenilenmesine zorunlu hale gelince iki yıl önce kilise yetkilileri proje için 100 milyon Euroya ihtiyaç olduğunu açıklıyor. Devlet malı olmasına karşın Fransız devleti tadilat için sadece 2 milyon Euro vermeyi kabul ediyor. Kilise o dönem yardım için çağrıda bulunuyor ama yeterli desteği de bulamıyor. Yangından sonra bağış yarışına giren birçok isme aslında tadilat başlamadan önce başvurulmuş ama sonuç alınamadığı için eldeki paralarla tadilat başlatılıyor. Yangına dair hazırlanan ön raporda çıkan sonuç, yeterli güvenlik önlemlerinin alınmadığını trajik bir biçimde ortaya koyuyor. Yangına ilişkin rapor’da Pazartesi günü akşam 18:20’de, inşaat işçilerinin işi bıraktığı belirtiliyor. Bir süre sonra çatı bölgesinde ilk yangın alarmının çalmasının ardından, kilise çalışanları, apar topar, çatıyı tutan 13. ve 19. yüzyıl malzemesini çapraz kesen devasa labirenti kontrol ediyor ama herhangi bir aleve rastlamıyor. 18:45’te, yeni bir yangın alarmı çalmış. Bu kez, dakikalar içinde, son derece eski, kuru ve kolay tutuşur olan malzeme kontrolden çıkmış biçimde alev almış. Notre-Dame’ın üzerinde yükselen duman ve alevler adeta, çağımızın kapitalist sisteminin dizginlerinden boşaldığının resmiydi. Yıkıcı süreçlerin korkunç bir dışa-vurumudur. Macron’un 2023’e kadar orduya 3 yüz milyar Euro harcamayı ve zenginler için milyarlarca euroluk vergi indirimleri yapmayı planlarken, böylesi bir insanlığın tarihsel zenginliği ve halkı için bütçesinin olmaması işte bu yıkıcı sürecin özetiydi. Bu arada Macron aynı gün saat 19.00’da televizyon ekranlarından Sarı Yeleklilerin talepleri ve ülke genelinde yapılan toplantılardan elde edilen sonuçlara göre hangi taleplerin karşılanacağına dair açıklama yapacaktı. Ama Fransa o saatte Notre-Dame’dan yükselen alevlere kilitlendi. Bu manzara ABD’nin 11 Eylül tarihinde yanan ikiz-kulelerini ne kadar çok akla getiriyor!