Umut, inanç ve direnin bileşimiyle her türlü zorluğun göğüslenip onurun korunduğunu söyleyen açlık gevindeki Fatma Yıldırım, “Hiçbir şeyden korkmuyoruz ve her ne pahasına olursa olsun vazgeçmeyeceğiz. Hepimiz çok iyiyiz. Moral ve coşkumuz, eyleme dahil olduğumuz günkü gibi tazeliğini koruyor” dedi.

Kandıra 2 Nolu F Tipi Cezaevi’nde kalan yazar ve çevirmen Emin Gurban ise cezaevindeki tutsaklar adına gönderdiği mesajında şunları vurguladı:”Direnişimiz, 8 yıl aradan sonra İmralı’nın kapısını aralamıştır ancak Önderlik üzerindeki tecrit tamamen kaldırılıp hukuki bir güvenceye kavuşturuluncaya kadar direnişimiz devam edecektir.”

Bayburt M Tipi Cezaevi’nde 129 gündür açlık grevinde olan Fatma Yıldırım, ailesine gönderdiği mektupta korkmadıklarını vurgulayarak, “Ne kadar erisek de bu eylemi başarıya ulaştırmakta kararlıyız” dedi.

DTK Eşbaşkanı ve Hakkari Milletvekili Leyla Güven, Öcalan üzerindeki tecridin sonlandırılması talebiyle cezaevinde 79. günden sonra Amed’deki evinde sürdürdüğü ve 187. gününde olan süresiz-dönüşümsüz açlık grevi, 16 Aralık’tan itibaren Türk cezaevlerinde yayıldı. 16 Aralık’ta 10 cezaevinde başlayan ve 36 tutsağın dahil olduğu ilk grubun eylemi 149, 17 Aralık’ta 3 cezaevinde başlayan 10 tutsağın eylemi 148, 26 Aralık’ta 13 cezaevinde başlayan 35 tutsağın eylemi de 139. gününde. 2 Ocak’ta bir cezaevinde bir tutsağın başladığı eylem 132, 5 Ocak’ta 26 cezaevinde 100’ü aşkın tutsağın eylemi 129. gününde. 15 Ocak’tan bu yana süresiz-dönüşümsüz açlık grevinde olan DBP Eşbaşkanı Sebahat Tuncel ve HDP eski Milletvekili Selma Irmak’ın eylemi de 118. gününe girdi. 17 Ocak’ta bir cezaevinde 3 tutsak; 27 Ocak’ta bir cezaevinde 5 tutsak; 28 Ocak’ta bir cezaevinde 2 tutsak; 29 Ocak’ta, bir cezaevinde 3 tutsak; 15 Şubat’ta da 8 tutsak daha eyleme katıldı. 1 Mart’tan itibaren ise tüm cezaevleri eyleme dahil oldu. HDP Milletvekilleri Dersim Dağ (3 Mart), Tayip Temel ve Murat Sarısaç (8 Mart) da Amed’de eylemdeler. Ayrıca Güney Kürdistan’ın Hewlêr kentinde HDP’li Nasır Yağız, 174; Mexmûr’da İştar Kadın Meclisi Üyesi Fadile Tok, 124; Germiyan’da Herêm Mehmûd, 79 gündür eylemde.

Tahliye olanlar da bırakmadı

Erzincan T Tipi Kapalı Cezaevi’nde 7 Ocak’ta açlık grevine başlayan Sedat Akın, tahliye edilmesinin ardından eylemini Batman’daki evinde 127. gününde sürdürüyor. Gurbet Ektiren, Bakırköy Cezaevi’nde 15 Ocak’ta başladığı açlık grevi eylemini tahliye olduğu 8 Mart’tan bu yana Mardin’in Derik ilçesindeki evinde; İhsan Sinmiş (56), 1 Mart’ta Silivri Cezaevi’nde başladığı açlık grevini 11 Mart’ta tahliye olduktan sonra İstanbul Küçükçekmece’deki evinde; Mardin E Tipi Kapalı Cezaevi’ndeki Murat Aksin, 15 Mart’ta başladığı eyleme, 25 Mart’ta tahliye edildikten sonra Derik’teki evinde; Mardin E Tipi Kapalı Cezaevi’nde 5 Ocak’ta açlık grevine başlayan Mahsun Şen, eylemini tahliye olduğu 17 Nisan’dan sonra Derik’teki evinde; Amed’de HDP binasında açlık grevine başlaması üzerine gözaltına alınıp tutuklanan İsmet Yıldız 29 Mart’ta, Sevican Yaşar 2 Nisan’da, Salih Tekin ve Bilal Özgezer ise 5 Nisan’da tahliye edildikten sonra evlerinde sürdürüyor.

Şimdiye kadar 8 şehit

 Almanya’nın Krefeld kentinde 20 Şubat’ta mahkeme önünde bedenini ateşe veren Uğur Şakar, tedavi gördüğü hastanede 22 Mart’ta şehit düştü. Zülküf Gezen (33), 17 Mart’ta Tekirdağ 2 Nolu F Tipi Cezaevi’nde; Ayten Beçet (24), 23 Mart’ta Gebze Kadın Kapalı Cezaevi’nde; Zehra Sağlam (23), 24 Mart’ta Oltu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde; Medya Çınar (24), 25 Mart’ta Mardin E Tipi Kapalı Cezaevi’nde; Yonca Akici, 9 Mart’ta Şakran Kadın Kapalı Cezaevi’nde; Siraç Yüksek, 2 Nisan’da Osmaniye 2 No’lu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde; Mahsum Pamay ise 5 Nisan’da Elazığ 1 No’lu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde şehadete ulaştı.

Birinci ölüm orucu grubu

PKK ve PAJK’lı tutsaklardan Nesrin Akgül, Şükran Aydın, Zozan Çiçek (Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi), Ardıl Çeşme, Aslı Doğan (Gebze Kadın Kapalı Cezaevi), Ahmet Anığı, Özhan Ceyhan, Vedat Özağar, İhsan Bulut, Erol Cengiz (Van Yüksek Güvenlikli Cezaevi),  Ergin Akhan, Enver Durmaz, Ahmet Topkaya, Abdulhalik Kaplan ve Ferhat Turgay (Diyarbakır D Tipi Cezaevi) tecridin kırılması amacıyla sürdürdükleri açlık grevini bir üst aşamaya çıkararak, 30 Nisan’dan itibaren ölüm orucuna da başladı.

İkinci ölüm orucu grubu

PKK ve PAJK’lı tutsaklar, Türk devletinin tecritteki ısrarına karşı ikinci bir ölüm orucu grubuyla direnişi yükseltti. 30 Nisan’dan beri 15 tutsağın sürdürdüğü ölüm orucu eylemine 10 Mayıs’tan itibaren 15 tutsak daha dahil oldu. Kandıra Cezaevi’nden Yaşar Cinbaş, Muhammed İnal, Diyadin Akdemir, Engin Kahraman; Bolu F Cezaevi’nden İbrahim Doğan, Ahmet Emin Eren, Mustafa Taştan; Patnos Cezaevi’nden Sena Efe, Burhan Şık, Faysal Atak, Şefik Kayhan; Tekirdağ 1 Nolu Cezaevi’nden Reşat Özdil; Tekirdağ 2 Nolu Cezaevi’nden Zeki Bayhan, Yılmaz Yıldız; Van Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nden Sait Öztürk eylemlerini ölüm orucuna dönüştürdü.

Mücadele meşru, direniş görkemli

Bayburt M Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan Fatma Yıldırım, 5 Ocak’tan beri açlık grevinde. Fatma, ailesine gönderdiği mektupta, insanın kendi kimliği, kültürü, diliyle yaşama hakkını hatırlatarak, bu hak gasp edilip yok sayılıyorsa mücadelenin de meşru olduğunu vurguladı. “Bizler de yaşam hakkı tanımayan tekçi zihniyete karşı mücadele etme iradesini gösteriyoruz. Kürt halkının ve onun iradesinin yok sayılmasını kabul etmiyoruz” diyen Yıldırım, görkemli bir direnişle cevap verdiklerini söyledi.

Hiçbir şeyden korkmuyoruz

Umut, inanç ve direnin bileşimiyle her türlü zorluğun göğüslenip onurun korunduğunu söyleyen Yıldırım, “Hiçbir şeyden korkmuyoruz ve her ne pahasına olursa olsun ahlaki değerleri korumaktan ve özgür insanı yaratmaktan vazgeçmeyeceğiz. Hepimiz çok iyiyiz; moral ve coşkumuz iyi. Eyleme dahil olduğumuz günkü gibi tazeliğini koruyor” dedi.

Omuz omuza özgürlük koşusu

Yıldırım, mektubuna şöyle devam etti: “Bugün binlerce Mazlum, Sara ve Hayri zulme karşı direniyor; özgürlüğe koşuyor. ‘Güneşsiz yaşama hayır’ çığlıklarını haykırıyorlar. Yoldaşlarımızla omuz omuza mücadele etmekten gurur duyuyoruz. Bu direniş bizleri özgür bir kişiliğe, güneşimize götürecek. Tecrit koşullarını parçalayacak olan bu eylemin kararlılığını ve sıcaklığını gün geçtikçe daha çok hissediyoruz. Bedenlerimiz erise de bu eylemi başarıya ulaştırmakta kararlıyız. Tecrit işkencesine son verilmeyene kadar eylemimizi sonlandırmayacağız.

Zorlukları biliyoruz

 Elbette birçok engel ve zorluklarla karşılaşacağımızı biliyoruz. Bu zorlukları göğüslemeye hazırız. Bizleri düşünüp kendinizi üzmeyin sakın. Üzülmek bize bir şey katmaz. Sizi yıpratır, umutsuzluğa götürür. Umutsuz olmak demek ölmek demektir. İnanıyorum ki sizler de büyük bir heyecan ve umutla biz çocuklarınız gibi eylemimizin sıcaklığını yüreğinizde hissediyor ve sonun muhteşemliği için hala bir çaba içerisindesiniz. Tecridi parçalamak için yapılması gereken daha çok çalışmak, mücadeleyi yükseltmektir.”

İmralı kapasını araladık

Kandıra 2 Nolu F Tipi Cezaevi’nde kalan yazar ve çevirmen Emin Gurban, cezaevindeki tutsaklar adına gönderdiği mesajında, Öcalan ile yapılan görüşmeye dair görüşleri paylaştı. Gurban, mesajında şunları kaydetti: “Tüm alanlarda devam eden açlık grevleri ve ölüm orucu direnişimiz, 8 yıl aradan sonra İmralı kapısını aralamıştır, ancak Önderlik üzerindeki tecrit tamamen kaldırılıp, hukuki bir güvenceye kavuşturuluncaya kadar direnişimiz devam edecektir. Bu duygularla içeride ve dışarıda direnen tüm arkadaşlarımızı ve annelerimizi selamlıyoruz.”

 

AMED

 
 

Kararımız nettir

 

Edirne F Tipi Cezaevi’nde açlık grevinde olan Hüseyin Aydın, ailesi üzerinden gönderdiği mesajda, kararlarında net olduklarını söyledi.

Edirne F Tipi Cezaevi’nde 1 Mart’tan beri açlık grevinde olan Hüseyin Aydın, Salı günü ailesiyle açık görüş yaptı. Ailesi aracılığıyla cezaevinde yaşanan durumları aktaran Aydın, sağlık durumlarının gittikçe kötüleştiğini belirtti. Kalp ağrısı, eklem ağrıları, baş dönmesi ve bilinç kaybı, görme sorunu ve yüksek tansiyon gibi rahatsızların baş gösterdiğini dile getiren Aydın, düzenli sağlık kontrollerinin yapılmadığını kaydetti.

Açlık grevleriyle birlikte cezaevi yönetimin keyfi uygulamalarının arttığını dile getiren Aydın, tutsakların iletişimini engellemek için koğuşların değiştirildiğini her koğuşun farklı bir bloka alındığını ifade etti. Kantin ihtiyaçlarının karşılanmadığını vurgulayan Aydın, şeker ve limon gibi gereksinimleri istediklerinde “yok” denilerek verilmediğini belirtti.

Annelerin yaptığı eyleme de dikkat çeken Aydın, “Onlar var oldukça ve direndikçe bizler daha moralli oluyoruz. Ne olursa olsun kararımızda netiz. Tecrit son bulmayıncaya kadar direneceğiz. Dışarıda olan her kes annelere omuz verip sesimize ses katmalı” dedi.

Başarı yakındır

Şırnak T Tipi Kapalı Cezaevi’nde açlık grevinde olan 22 tutsak, ölmek için değil, yaşatmak için mücadeleye başladıklarını vurgulayarak “Büyük başarı yakındır” dedi.

Tutsaklar, tecrit kırılıncaya kadar eylemi sürdüreceklerini vurguladıkları bir mektup gönderdi. Tutsaklar, şunları ifade etti: “Kısa bir sürede bu faşizm ve tecridin kırılacağına inanıyoruz. Biz ölmek için değil, yaşatmak için; özgür bir irade ve inançla, halkların kardeşliği, demokrasi, barış, eşitlik ve demokratik bir toplum için mücadeleye başladık. Bu nedenle barışçıl ve huzurlu günlerin tekrardan topraklarımıza hakim olacağı noktasında Özgürlük Hareketi ve halka inancımız tamdır.

Kentlerimiz, köylerimiz ve doğamız yakıldıktan sonra bile Kürt Halk Önderi, 2013’teki Newroz’da bir manifestoyla bütün kamuoyu ve halka siyasi ve demokratik çözüm çağrısında bulundu. Biz siyasi tutsaklar olarak Önder Apo’nun bu çağrısını destekliyor ve sahipleniyoruz.

Bilindiği gibi özgürlük tutsaklarının anneleri ve barış anneleri zindanların kapısında bizim çığlığımızı bütün dünyaya duyuruyor. Ancak vicdanları zayıf olanlar, insanlık onurunu sahiplenen eylemi tam olarak anlamamışlar. Biz barış isteyen ve vicdan sahibi insanlara çağrı sesleniyoruz: Bugün sessiz kaldığınızda acaba ne zaman kendi onurunuza sahip çıkacaksınız?

Sonsuz selam ve sevgilerimizi direnen annelere, eylemin öncülerine ve yurtsever halkımıza gönderiyoruz. Onların emeği önünde eğiliyoruz. Büyük başarı yakındır. Direniş yaşamdır.”

 
 

İki kardeşten tek mesaj

   

Van T Tipi Cezaevi’nde tutulan Mahsum Tamur ve Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde Cihan Tamur kardeşler, anneleri aracılığıyla kamuoyuna “Mutlaka kazanacağız” mesajı iletti.

Hakkari’nin Gever ilçesinde yaşayan Hanife Tamur’un (56), ömrünün 30 yılını cezaevi kapılarında geçirdi. Van cezaevlerinde tutulan iki oğlundan Cihan, 148 gündür, Mahsum ise 1 Mart’tan bu yana açlık grevinde. Çocukların yaşaması için çabalayan anne Tamur, 6 Nisan’da Cihan’ın, 7 Nisan’da ise Mazlum’un açık görüşüne gittiğini ve her ikisinin de eylemlerinde kararlı olduğunu dile getirdi.

Görüşte oğlu Cihan Tamur’un kendisine, “Bizler tecridin kaldırılması için açlık grevine girdik. Tecrit tüm ülkeye yayılmış durumda. Bizlerin bu eylemi barışa vesile olacaktır. Herkes barışa ses vermeli. Mutlaka kazanacağız” dediğini ifade eden anne Tamur, Mazlum’un ise “Tecrit kalkana kadar açlık grevine devam edeceğiz. Mutlaka kazanacağız” dediğini aktardı.

Çocuklarının morallinin yüksek olduğunu ve açlık grevinin barışa vesile olacağını dile getiren anne Tamur, “Çocuklarım tecrit tam anlamıyla kırılmadığı sürece açlık grevlerine devam edeceklerini belirtti. Çocuklarımız gözlerimiz önünde eriyip gidiyor. Bu duruma ‘dur’ demek gerekiyor. Çocuklarımızın taleplerinin bir an önce yerine getirilmesini istiyoruz. Bu talepler hukuki ve insani taleplerdir. Tüm halkımızın da bu taleplere destek vermesini istiyorum” diye konuştu.

 
 

Eylemi tecridin sonlanması bitirir

   

Bandırma Cezaevi’nde 129 gündür açlık grevinde olan Engin Okuducu, “Bedeli ne olursa olsun eylemimiz sürecek. Tecrit kalkmadan eylemimiz son bulmayacaktır” dedi.

Bandırma 1 No’lu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan Engin Okuducu, 129 gündür süresiz-dönüşümsüz açlık grevinde. Okuducu, 6 Mayıs’ta açık görüştüğü amcası Sabahattin Okuducu’nun aracılığıyla gönderdiği mesajında, moralinin yüksek olduğunu ve talepleri yerine getirilene kadar direnişte olacaklarını söyledi. Okuducu, “Tecrit ortadan kalkmadan asla bu eylemimizi bırakmayacağız. Eylemimizde kararlıyız. 24 kilo kaybım var. Sürekli kan kusuyorum. Son 48 saatte sadece 2 saat uyuyabildim. Bir süre vitaminlerimiz verilmedi. Hiçbir şekilde bizlere gazete verilmiyor. Dış dünyayla bağlantımız yok. Bedeli ne olursa olsun eylemimiz sürecek. Sonunda ölüm de olsa tecrit kalkmadan eylemimiz son bulmayacaktır” dedi.

Amca Sabahattin Okuducu da yeğenin aşırı kilo kaybettiğini gözlemlediğini dile getirdi. Morallerinin yüksek ve eylemlerinde kararlı olduğunu belirten amca Okuducu, “Sağlık problemleri olmasına rağmen tecridin kaldırılması için açlık grevinde. Eylemlerinde de kararlı ve netler. Bizden çok güçlüler. Kendisini gördüğümde şok oldum. Aşırı kilo kaybı var. Bu durum beni çok etkiledi” diye konuştu.

Açlık grevinde ve ölüm orucunda olan tutsakların taleplerinin hukuki ve insani olduğunu hatırlatan Okuducu, devlet yetkililerini kendi yasalarını uygulamaya çağırdı. Okuducu, “CPT’yi göreve çağırıyorum. İnsanlar ölüyor. Gözlerimizin önünde eriyorlar. Yasal ve insani taleplerinin karşılanması gerekir” diye seslendi.