- DEM Parti İmralı Heyeti'nden Riha Milletvekili Mithat Sancar, 'çerçeve yasa' ve kurulların olumlu adımlar olduğunu belirterek, "Bu temelin güçlenmesi için daha kapsamlı bir pratiğin ve kararlı bir iradenin ortaya konulması gerekiyor" dedi.
İlk aşamada hukuki düzenlemelerin özel bir önem taşıdığını belirten DEM Parti İmralı Heyeti'nden Mithat Sancar, sürecin sağlıklı biçimde ilerleyebilmesi için gerekli olan “güvence–güven” diyalektiğine dikkat çekti. Sancar, bu diyalektiğin işleyebilmesi için hukuki altyapının oluşturulmasına yönelik adımların hızla atılması gerektiğini vurguladı.
Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında çıkarılan 'çerçeve yasa'nın Türk Milli Güvenlik Kurulu'nun (MGK) kararının ardından yürürlüğe girmesi bekleniyor. MGK’nin 27 Kasım’da yeniden toplanarak yasaya ilişkin karar vermesi öngörülüyor. 1 Ekim’de yeni yasama yılına başlayan Türkiye Meclisi’nde de çalışmaların yürütülmesi bekleniyor. Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş’un başkanlığında, siyasi parti temsilcilerinin katılımıyla bir komisyon kurulması ve sürecin çalışmalarının takip edilmesi öngörülüyor. Süreci, Barış ve Siyasallaşma Koordinatörü olarak süreci yürütecek olan Rêber Apo'nun çalışma koşullarında önümüzdeki dönemde ne gibi değişiklikler yapılacağı da kamuoyunda merak ediliyor. Kürt Özgürlük Hareketi de sürecin düzenli ve sağlıklı ilerleyebilmesi için Rêber Apo'nun statüsünün resmileşmesi gerektiğini belirten bir açıklama yaptı. Pervin Buldan, Mithat Sancar ve Faik Özgür Erol’dan oluşan DEM Parti İmralı Heyeti, 'çerçeve yasa' ve sürece ilişkin çalışmalar kapsamında AKP heyeti, Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile görüşmeler gerçekleştirdi. DEM Parti İmralı Heyeti'nden Prof. Mithat Sancar, gerçekleştirdikleri görüşmeler, sürecin geldiği aşama ve Rêber Apo ile yaptıkları son görüşme hakkında Ajansa Welat’tan (AW) Mahmut Altıntaş'ın sorularını yanıtladı.
Rêber Apo'nun barışın karşılığının silahların bırakılması, siyasallaşmanın karşılığının ise demokratik siyaset ve demokratik toplum olduğunu vurguladığını hatırlatan Sancar, kurulların yalnızca biçimsel olarak değil, etkili ve sonuç alıcı mekanizmalar olarak çalışması gerektiğini söylediğini aktardı. Yasanın uygulanma aşamasına ilişkin temel değerlendirmesinin, yasanın tek başına yeterli olmadığı; karşılıklı pratik adımların atılması ve hukuki güvencelerin sağlanması gerektiği yönünde olduğunu anımsatan Sancar, “Cumhuriyet demokratikleşmezse entegrasyon gerçekleşmez” ifadesine dikkat çekti. Sancar, şunları söyledi: "Entegrasyon, demokratik bir temel ve çerçeve üzerinde karşılıklı bütünleşmeyi ifade eder. Bunun sistematik formülü ise Demokratik Cumhuriyet'tir. Bu nitelikte bir sistemin inşası, ancak çok boyutlu bir hukuki, siyasi ve toplumsal programla mümkündür."
Güvence-güven diyalektiği
İlk aşamada hukuki düzenlemelerin özel bir önem taşıdığını belirten Sancar, sürecin sağlıklı biçimde ilerleyebilmesi için gerekli olan “güvence–güven” diyalektiğine dikkat çekti. Bu diyalektiğin işleyebilmesi için hukuki altyapının oluşturulmasına yönelik adımların hızla atılması gerektiğini vurgulayan Sancar, "İlk adım olan 'çerçeve yasa'yı bir 'kök yasa' olarak kabul edeceksek başka düzenlemelerle tamamlanması gerekir. Bu çerçevede öne çıkan başlıklar şunlardır:
* Yerel yönetimlerin güçlendirilmesi, kayyum uygulamalarına son verilmesi,
* Yerel Yönetimler Özerklik Şartı üzerindeki çekincenin kaldırılması,
* Dil ve kültür haklarının hukuki güvenceye kavuşturulması,
* Eğitim hakkının ve Kürtçenin resmi kurumlarda kullanılmasının yasalarla güvence altına alınması,
* Anayasal vatandaşlık anlayışının güçlendirilmesi,
* AİHM’nin siyasi tutukluların durumuna ilişkin kararlarının uygulanması,
* Eşbaşkanlık sisteminin yasal güvenceye kavuşturulması.
Kararlı bir irade olmalı
İktidarın ve devletin ne ölçüde hazır olduğunun ise süreçte atılacak pratik adımlarla ölçübileceğini kaydeden Sancar, şimdiye kadar 'çerçeve yasa'nın çıkarılması ve bazı kurulların oluşturulmasının olumlu adımlar olduğunu söyledi. Sancar, "Ancak bu temelin güçlenmesi için daha kapsamlı bir pratiğin ve kararlı bir iradenin ortaya konulması gerekiyor" dedi.
Kalıcı barış için
Demokratik Cumhuriyet'in temel kurucu dinamiğinin güçlü toplumsal örgütlenme ve etkili siyasi mücadele olduğu gerçeğinin asla unutulmamasını isteyen Sancar, "Demokratik Cumhuriyet'in varlık kaynağı demokratik toplum, kurucu yöntemi ise demokratik siyasettir. Kalıcı barış da ancak kapsamlı ve bütünlüklü bir demokrasi programı ve pratiğiyle mümkün olabilir" diye konuştu.
Cevdet Yılmaz ile görüşme
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ile 3 Ekim’de yaklaşık bir saat süren bir görüşme gerçekleştirdiklerini hatırlatan Sancar, şunları paylaştı: "Kurulun şimdiye kadar yaptığı iki toplantı ve dört alt kurulun çalışmaları hakkında bilgi aldık. Biz de görüş ve önerilerimizi ilettik. Kurulların çalışmaları şu anda yöntem ve esasların netleştirilmesi, sahada yürütülen tespit ve teyit çalışmalarının değerlendirilmesi aşamasında. Alt kurullar oluşturuldu, ancak bunların etkili biçimde çalışmaya başlaması ve sonuç üretmesi hâlâ beklenen bir aşama. Sayın Yılmaz, her kurulun sürecin farklı aşamalarında görev üstlenecek şekilde yapılandırıldığını ve yakın zamanda çalışmaların daha görünür hâle geleceğini belirtti. Biz de sürecin hızlandırılmasının önemli olduğunu ifade ettik."
Rêber Apo'nun statüsü
Sancar, Rêber Apo'nun statüsünün ne olacağı, çalışma koşullarının nasıl düzenleneceği ve fiilen ne zaman çalışmaya başlayacağı konusunda henüz açık bir karar alınıp uygulamaya konulmadığını söyleyerek, "Bunlar gerçekleşmeden kurulların etkili biçimde çalışması mümkün değildir. Sürecin sağlıklı ilerleyebilmesi için bu konunun mümkün olan en kısa sürede açıklığa kavuşturulması gerekiyor" dedi.
Numan Kurtulmuş ile görüşme
Aynı gün Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş ile yaptıkları görüşmede, 'çerçeve yasa'nın ardından yeni yasama döneminde yapılacak yasal düzenlemeleri ve Meclis’te kurulması öngörülen İzleme Komisyonu’nu da ele aldıklarını aktaran Sancar, şunları söyledi: "Komisyonun yalnızca pasif bir denetim ve izleme organı olarak kalmaması gerektiğini belirttik. Komisyon, süreçteki eksiklikleri tespit edebilecek, gerekli yasal düzenlemeler için öneriler geliştirebilecek ve girişimlerde bulunabilecek bir işlev üstlenmelidir. Komisyonun kuruluş çalışmaları henüz tamamlanmış değil. Meclis Başkanı’nın siyasi partilerle yapacağı görüşmeler sonucunda yöntem ve esasların belirlenmesi bekleniyor. Sayın Öcalan’ın bu konudaki yaklaşımı da Meclis’in sürece aktif katılımının, sürecin toplumsallaşması ve güvence altına alınması açısından önemli olduğu yönünde. Yalnızca denetimle sınırlı bir yapı, sürecin ihtiyaçlarını karşılayamaz."
Takvim yok, Ekim kritik
Görüşmelerinde herhangi bir takvimden söz edilmediğini; tespit ve teyit sürecinin ardından yasanın uygulanmasına başlanacağının ifade edildiğini, ancak bu sürecin ne zaman sonuçlanacağına ilişkin somut bir tarih paylaşılmadığını belirten Sancar, şunları ifade etti: "Ekim ayı, sürecin ilerlemesi açısından kritik bir aşama. Özellikle Sayın Öcalan’ın süreçteki statüsünün belirlenmesi, çalışma koşullarının iyileştirilmesi, gazeteciler ve akademisyenlerle görüşme olanaklarının oluşturulması, Meclis’te bir komisyon kurulması ve yasanın uygulanmasına ilişkin takvimin belirlenmesi temel gündem maddelerimiz arasında yer alıyor. Bu konularda gelişmeler yaşanmasını bekliyoruz. Sürecin ertelenmesini değil, aksine ilerletilmesini istiyoruz. Ekim ayında karşılıklı adımların atılması, hem sürecin tarafları arasındaki güveni hem de Türkiye kamuoyunun güvenini güçlendirecektir. Bu doğrultuda görüşmelerimizi ve karşılıklı temaslarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz." HABER MERKEZİ