Trabzon’dan Giresun ve Bulancak’a sahil boyunca ilerlediğinizde bir Bakan Bayraktar klasiği olan “deniz doldurma” işinin nerelere vardığını görüyorsunuz. Bir inşaatçılık ruhu teslim almış ortalığı. Esasında bir cennet parçası olan sahil, her gün o cennetin içinde yaşayan insanlar tarafından artık kanıksanmış gibi. Bilboardlarda ne kadar “çalışkan” olduğu vurgulanan CHP’li başkanın şehri Giresun’da (ve başka yerlerde de) hayatımda ilk kez deniz manzaralı şehir çöplükleri görüyorum. Öyle ki, insanın çöp olup orada kalası geliyor!

Sırtı tepelere dayandığı için denizin kıyısında dar birer şerit oluşturan Karadeniz şehirlerinin çoğunda bir kat sıralaması, bir kademelenme filan da yok. Herkes tutturduğu kadar kat çıkıyor anlaşılan ve böylece sahili beton kaplı, tepeleri ferah olan garip bir kent biçimi çıkıyor ortaya.

Ayağımızı toprağa basıyoruz

Trabzon’un doğrusu bana biraz kasvetli gelen havasından sonra Bulancak insanın içini açıyor. Liseli gençleri, bayrakları ve ortadaki enerjiyi görünce insan daha iyimser oluyor. “Burası böyle” diyor Bulancaklılar; biraz da gururlanarak ayaklarını daha sağlam bastıklarını anlatıyorlar. “Adam, aday listesine baktığında, tepki gösterecekse bile isimlere ve soy adlara baktıktan sonra duruyor” diyor Başkan Adayı Köksal Yılmaz ve Eşbaşkan Yeter Veyisoğlu.   
Bunun nedeni, onlara göre biraz da süreklilik. 70’li yıllarda solun kalelerinden olan Giresun’un Bulancak İlçesi, her dönem bir devamlılık sağlamış. “Özellikle seçim dönemlerinde, bir dönem hariç hiç boş bırakılmadı burası” diyor Köksal Yılmaz. Yeter Veyisoğlu da ekliyor: “HADEP döneminde de örneğin, Türkiye geneline göre Giresun oldukça yüksek oylar aldı.” Anladığım kadarıyla ilçede belli bir SYKP ağırlığı olmakla birlikte sol yapılar arasında da gerilimli bir tablo yok.

Yer küçük azim büyük

“Bizim salon toplantıları konusunda ekonomik durum dışında bir sorunumuz olmaz” diyor Yılmaz ve şöyle sürdürüyor sözlerini: “Mesela ben dün kendi broşürlerimi dağıttım, çok iyi tanıdığım MHP’lilerin de işyerlerine giriyorum; aynı köylüyüz zaten. Beni görünce ayağa kalkıp kucakladılar, ‘bizden oy bekleme ama tebrik ederiz’ dediler.”
Yerleri küçük tabii ama Yılmaz bunun sorun olmadığını söylüyor: “Belediyeyi aldıktan sonra hallederim!” Veyisoğlu’nun itirazı geliyor hemen: “Daha şimdiden eşbaşkanlığı unuttu, kendi başına karar alıyor!” Eş Başkanlığın nasıl karşılandığını soruyorum Veyisoğlu’na, insanların bunu normal gördüğünü, hatta hoş karşıladığını anlatıyor.
Ne beklediklerini soruyorum... 90’lı yıllarda hatırı sayılır rakamlara ulaşılmış, benzeri bir tablonun yine olacağını düşünüyor Yılmaz ve şöyle diyor: “Şu anda bizimle birlikte görünmekten çekinen insanlar var mesela ama bu seçimlerde Bulancak ve Türkiye’de belli bir potansiyel yakalarsak, özellikle CHP içinden çok insan kendisi gelecektir. Çünkü bu seçim artık genel seçim havasında gidiyor.”   

Herkes destek vermeli

Bu arada, Fındık-Sen Genel Başkanı Kutsi Yaşar geliyor ve haberin içinden haber doğuyor; ortaya seçim gündeminin dışında üretici sendikalarıyla ilgili başka bir sohbet çıkıyor. Kutsi Yaşar, bölgede HDP’nin önemli olduğunu düşünüyor. “Devrimciler buraya omuz vermeli, küçümsemek yerine ne gücü varsa destek vermeli” diyor.
Aynı şey Bulancak’ta ertesi gün de oluyor ve yine haberden haber doğuyor. HDK’nin Piraziz Temsilcisi Atalay Kesikoğlu ile tanışıyorum ve Kesikoğlu, Samsun’dan Artvin’e uzanması planlanan “yayla yolu” projesi hakkında ilginç bilgiler veriyor. Tam bir AKP rant politikası; bütün yaylaları kesen ve doğal olarak etrafı imara açılacak olan bir doğa katletme projesi kurgulanıyor ve sanıyorum önümüzdeki aylarda bu konu da bir çevre mücadelesinin konusu olacak. Bu, Atalay Hoca ile gelecek zamanlarda da epey işimizin olacağı anlamına geliyor.

HDP: Düzen için bir tehdit

Bulancaklılar da Kürt hareketi ile Türkiye demokratik hareketinin buluşma noktası olarak HDP’nin düzen için bir tehdit olduğunu söylüyorlar. Urla’yı da böyle yorumluyorlar: Kürt var, tamam, partisi de var ama Giresun’a, Urla’ya karışmasın! “Asıl bölücülük budur” diyor Yılmaz: “Biz Kürtlerle Türklerin, bütün milletlerin bir arada yaşamasını istiyoruz diyoruz; siz ise herkes kendi köyüne diyorsunuz.”  
Bu işin temelinde Kürtlerin bölgede ağır işleri yapmasının da rolünün olduğunda Yılmaz ve Veyisoğlu da katılıyor. Ve tabii bu aynı zamanda riyakarlık. Fındıkta ve HES inşaatlarında en ucuz emek olarak Kürtler çalıştırılıyor ama ırkçılık da baki kalıyor! Çalıştırırken iyi, iş birlikte yaşamaya gelince durum değişiyor.



M.ENDER ÖNDEŞ