
TEV-DEM (Tevgera Civaka Demokratîk-Demokratik Toplum Kongresi) Cenevre-2 toplantısına ilişkin yazılı bir açıklama yayınladı. Uluslararası müdahaleci güçlerin “Suriye halkının Suriye sorunu konusunda karar veremeyecek durumda olduğu” yönünde bir yaklaşım sergilediğini kaydeden TEV-DEM, Cenevre-2 toplantısı yaklaşırken, Suriye sorunun buradaki halklar ve iç dinamiklerinin görüşlerine göre değil uluslararası güçlerin hesaplarına ve çıkarlarına göre tartışıldığının altının çizdi. Açıklamada, Rojava’nın Suriye’de üçüncü bir çizgi olduğu hatırlatılarak, Kürtlerin taraflarla çatışmak yerine, kendi meşru savunmalarını esas aldıkları ve bu duruşu sürdürecekleri vurgulandı.
Yeni bir Lozan
Kürt halkının gerçek temsilcilerinin Cenevre-2’den dışlandığına işaret edilen TEV-DEM açıklamasında şöyle denildi: “Kürtler şimdiye kadar ne Suriye muhalefeti içinde ne de bağımsız bir heyet olarak davet edilmiş değil. Demokratik taraflar toplantıdan dışlanmış durumda. Kürtlerin katılmasına karşı olanlara, bu hesaplarla Kürtlerin varlığını inkar edemeyeceklerini ifade ediyoruz. Kürtler tüm inkar politikalarına karşı kendi topraklarında onurlu duruşlarını sürdüreceklerdir.”
Cenevre-2’yi düzenleyen güçlere “Suriye halkları ve oluşumlarını dışlayarak nasıl bir demokrasi inşa etmeyi düşünüyorsunuz” sorusunu yönelten TEV-DEM, Kürtlerin katılmadığı bir toplantının yeni bir Lozan anlamına geleceği tespitini yaptı. TEV-DEM, parçalanmış bir Suriye muhalefeti ve bunun içinde yer alacak birkaç Kürt ile ne Kürt halkının haklarının tanınması ne de Suriye’de demokrasinin kurulmasının mümkün olamayacağını kaydetti.
'Kararları tanımayacağız'
Cenevre-2 Konferansı'na çağrılan Kürt şahsiyetlerin Kürt halkını temsil etmediğini ifade eden TEV-DEM, Kürt halkının buna karşı demokratik tepkilerini ortaya koymasını istedi. TEV-DEM açıklamasında Cenevre'de alınan kararları tanımayacaklarına dikkat çekerek, ENKS’ye (Suriye Kürtleri Ulusal Cephesi) de Kürt halkı için yeni bir Lozan anlamına gelen girişimlere alet olmamaları için çağrı yaptı: “Kürt halkının haklarını savunmadan Cenevre-2’de bulunmak Kürt halkına karşı açık bir ihanettir. Kürt halkını temsil etmeyen ve Kürt halkının haklarını tanımayan bir Cenevre konferansı bizi bağlamayacak, alınacak kararları tanımayacağız.“
ANHA/QAMIŞLO
Ford yanlış yolda
TEV-DEM Yürütme Kurulu Üyesi Aldar Xelil, eski büyükelçi Robert Ford tarafından dizayn edilen ABD’nin Suriye politikasındaki Kürt karşıtı tutumdan vazgeçilmesini istedi.
TEV-DEM Yürütme Kurulu Üyesi Aldar Xelil, ABD ve Avrupa’nın Suriye politikasının çözümden ve rejimin değişmesinden ziyade, El Kaide ile mücadele eksenine dönüştüğünü söyledi. Xelîl şunları ifade etti: “Şu anda Cenevre toplantısını organize edenlerin temel bir amacı var. O da muhalefet ve Esad rejimini yakınlaştırarak, El Kaide ve kendi denetiminde olmayan güçlere karşı ortak bir cephe oluşturmak istiyorlar. Aynı zamanda görüyoruz ki El Kaide bağlantılı binlerce kişi Avupa’dan ve değişik ülkelerden Suriye'ye cihat için gönderiliyor. Böylece bu güçler kendi içlerindeki El Kaide bağlantılı kişileri tehlike olmaktan çıkartıyor ve bu kişileri Suriye’deki savaşta tasfiye ediyorlar. Bunun için çözümün esası olan Suriye’nin demokratikleşmesi, rejimin değişmesi, bütün halkların kendilerini temsil etmesi temelinde bir toplantıyı organize etmek istemiyorlar. Hatta bu güçlerin Suriye krizinin uzamasını kendi çıkarlarına uygun gördüklerini belirtebilirim.”
Kürt karşıtı politikalar
ABD’nin Suriye politikasında Kürt karşıtı tutumun sürdürdüğünü söyleyen Xelîl, bu politikaların da ABD’nin Suriye eski Büyükelçisi Robert Ford tarafından dizayn edildiğini söyledi. Bu politikaların halkların yararına olmadığını ifade eden Xelîl, ABD'nin Kürt karşıtı politikadan vazgeçmesini istedi. Xelîl, “Robert Ford Kürtler içinde hiçbir etkisi olmayan bir kısım Kürt’ü ön plana çıkararak, gerçekte Kürtler içinde kabul gören Kürtleri dışlamıştır. Suriye krizinin bu kadar derinleşmesinde bu politikanın da etkisi olmuştur. ABD, Suriye’de başarılı olmak istiyorsa, Robert Ford eksenli politikaları bırakmalıdır” şeklinde konuştu.
Kendileri için Cenevre-2 toplantısının bir anlamının kalmadığını vurgulayan Xelîl, toplantının sonunda çıkabilecek kararların da uygulama şansı bulamayacağını söyledi.