PKK Yürütme Komitesi Üyesi Murat Karayılan, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ı özgürleştirmenin onursal bir görev olduğunu söyledi.

Denge Welat Radyosu’na konuşan PKK Yürütme Komitesi Üyesi Murat Karayılan, 4 Kasım’da Almanya’nın Düsseldorf kentinde “Faşizme geçit vermeyeceğiz” sloganıyla düzenlenecek mitinge  güçlü katılım çağrısında bulundu.

Karayılan’ın konuşmasının satırbaşları şöyle: “Önder Apo sadece bir kişi değildir. Bir halkın önderidir. Bir halkın iradesini temsil etmektedir. Bizim ve halkımız için bir onurdur. Önder Apo’yu özgürleştirmek onursal bir görevdir. Bu boynumuzun borcudur. Önderlik olmadan bu topraklarda başı dik ve onurluca yaşanamaz. Böyle bir yaklaşım sergilenmeli ve zaten düşman da böyle ele alıyor.

Düşman halkımızın projesini karartmak için, İmralı işkence sistemini ortaya koymuştur. Halkın iradesini kırmak ve teslim almak için bu sistemi uygulamaktadır. Onun için de esasta bu İmralı işkence sistemi Kürt halkını katliamdan geçirme planıdır. Türk sömürgeciliği Erdoğan öncülüğünde halkımıza yönelik katliamdan geçirme savaşı yürütmektedir ve İmralı’da geliştirdikleri işkence sistemi de dünyada eşi benzeri bulunmamaktadır. Burada ne kanun ne nizam ne de herhangi bir yasa bulunmakta. Türk devleti uluslararası kanunları ve kendi kanunlarını ayaklar altına almaktadır. Neden bunları yapıyor? Bir sonuca varmak için yapıyor. Burada bir savaş yaşanmakta. Burada bir direniş var. Onun içinde bazen halkın psikolojisini bozmak için yalan haberler yapılmakta. Bir bilinmezlik söz konusu ve iki yıldır hiçbir haber alınmamakta. Halk bize sormakta ve biz de bir şey olmadığını söylemekteyiz. Yani tek bir şey var: Biz her türlü direneceğiz! Önder Apo’nun özgürlüğü için direnmek, Kürdistan halkının özgürlük direnişinin bir bütünüdür. Türkiye’de yaşanan bundan ibarettir. En başta biz militanların görevidir. Biz de bu görevimizin bilincinde olmalıyız.


ABD ve AB’nin sorumluluğu var

Türk devletinin bu uygulamalarına karşı uluslararası güçlerin de görevleri olduğu ayrıca bir husustur. Amerika ve Avrupa Birliği’nin de sorumluluğu var. Şu an halkımız CPT önünde eylemler gerçekleştirmekte. Doğrudur, Avrupa Birliği’nin ve CPT’nin de görevleri ve sorumlulukları vardır. Neden? Çünkü uluslararası komploda esaret, kaçırma durumlarında uluslararası devletlerin rolü var. İkincisi, bilindiği üzere Ortadoğu’da şimdi Üçüncü Dünya Savaşı yürütülmekte, DAİŞ- El Nusra gibi insanlığa bela edilmiş. Bu güçler, Avrupa, Amerika’da birçok saldırıda bulunmadı mı? Bütün dünya bunlardan dolayı bir korku ve panik durumuna girdi. Peki kim bunlara karşı savaştı? DAİŞ’in başkenti QSD, YPG, YPJ güçleri tarafından özgürleştirildi. DAİŞ’i yerle bir etti. Bunlar hepsi orada savaşan savaşçıların sırtından kazanıldı. Bu savaşçılar kimden ilhamlarını aldılar? Kimin ideolojisinden cesaret aldılar? YPJ içinde yer alan kadınlar kimin fikirleri ve düşünceleri ile yaşam buldular ve özgürlük mücadelesini yürüttüler? Gidip bu soruları sorun. Onlar Önder Apo’nun fikir ve düşünceleri ile bu kudrete ulaştılar. Böyle DAİŞ’e karşı büyük bir cesaret ile durdular.

Önder Apo’yu okumuşlar. Önder Apo’nun ruh, fikir ve felsefesini kendilerine yöntem yapmışlar, böyle irade kazanmışlar. Önder Apo’nun düşünceleri ile DAİŞ ve El Nusra’ya karşı savaşmaktadırlar. Böyle bütün insanlığı bu beladan kurtardılar. Ama insanlık da Önder Apo’ya yönelik yapılan bu işkenceye seyirci kalmaktadır. Onların da sorumlulukları vardır. Ne zaman DAİŞ’e karşı Rojava’da zafere doğru gidildiyse AKP çözüm projesini durdurma kararını almıştır. Önder Apo ile diyalogu kestiler, Önder Apo üzerinde tecridi ağırlaştırdılar ve işkence sistemini uygulamaya başladı. Neden Kobanê’de savaş oldu, neden Girê Spî özgürleştirildi? Bu sebepleri ortaya koyup ‘bize karşı tehdit oluştu’ demediler mi? Erdoğan ve AKP hükümeti bütün bunlar için Önderliğimizi suçlu görmüyor mu? Bütün bunlar için bugün yoğun bir işkence uygulamaktalar. Fakat Önder Apo bu çabası ile birlikte, fikir ve felsefesi ile ne yaptı? İnsanlığı DAİŞ ve El- Nusra belasından kurtardı.


CPT görevini yapmalı

Bundan dolayı biz buradan bir daha Amerika ve Avrupa Birliği yetkililerine çağrıda bulunuyoruz, bu hususta da sorumluluklarınıza sahip çıkın. Onlar da sorumlu. CPT herkes için CPT’dir fakat Önder Apo ya da Kürt halkı için hiçbir şeydir. Kendisini bu rolden çıkarmıştır. İmralı’ya ziyaret için gidip geliyor ama kimseye bir şey söylememekte ya da gitmemektedir. Bu örgütün asıl görevi değil midir ki, bir yerde insan hakları ayaklar altına alınırsa ya da aile ile görüştürülemiyorsa ve insanlık onurunun çiğnendiği noktalara gidip müdahalede bulunsun? Peki niye İmralı’da bunu yapamıyor? Neden kendi sorumluluklarına sahip çıkamıyor? Bütün bunlardan ötürü halkımız bu devletleri de sorumlu görmelidir. Biz de buradan çağrı da bulunuyoruz, bu güçler sorumluluklarına sahip çıksınlar. Çünkü Türk devletinin bu yaptıklarından, onların da sorumluluğu ve payı vardır. Onun için de buna karşı çıkmalılar ve tavır koymalıdır.


Eylemler büyümeli, güçlenmeli

Bu çerçevede halkımızın bir çabası vardır. Başta Avrupa’da yaşan halkımız olmak üzere Kürdistan’ın her yerinde zayıf da kalsa bir çaba ortaya konuluyor, sahiplenme ve eylemler düzenleniyor. Bu eylemler daha güçlenmeli ve büyümelidir. Bizler daha cesaretli Önder Apo’yu sahiplenmeliyiz. 

Avrupa’da bazı demokratik kurumlar ve Kürtlerin demokratik kurumları ortak bir şekilde 4 Kasım’da Düsseldorf’ta ‘Faşizme geçit vermeyeceğiz’ sloganıyla miting gerçekleştirecekler. Bütün Avrupa’da yaşayan yurtsever halkımız bu eyleme katılmalıdır. Bu da Önder Apo’ya yönelik yapılanlara karşı büyük bir başlangıca vesile olabilir. Avrupa’nın her yerinde yaşayan Kürdistanlılar bu mitinge katılmalıdırlar. Bütün dünya Kürt halkının Önderliğine, onuruna ve geleceğine nasıl sahip çıktığını görebilir. Bütün bunlardan dolayı Avrupa’daki halkımız çok güçlü bir şekilde bu mitinge katılmalıdır.  


 ANF/BEHDİNAN