AKP’nin eylemsizlik tartışması basın yansıdığından itibaren ön almaya başladığını ve reddettiğini belirten Karayılan, Ankara Katliamı’nın da AKP’nin eylemsizlik sürecine uymayacağını gösterdiğini kaydetti. Karayılan, “Çünkü AKP, kaos ve çatışmaya dayanarak bir darbe seçimi tarzında 1 Kasım seçimlerini oldu bittiye getirerek iktidarını kalıcılaştırmak istemektedir. Bu sürece büyük oranda uymayacaktır. Bu nedenle tüm arkadaşlar bizim geliştirdiğimiz bu sürecin tek taraflı bir tutum olduğunu ve olacağını iyi bilmelidir” dedi.

KCK yönetiminin 10 Ekim günü ilan etmiş olduğu eylemsizlik kararı vesilesiyle Halk Savunma Merkezi Karargah Komutanı Murat Karayılan, Kürdistan gerillasına seslendi.

Halk Savunma Merkezi Karargah Komutanı Murat Karayılan, KCK’nin 10 Ekim günü ilan ettiği eylemsizlik kararı vesilesiyle Kürdistan gerillasına seslendi. Uzun mesafeli telsiz aracılığıyla Kuzey Kürdistan ve Medya Savunma Alanları’nda görev yürütmekte olan güçlere hitap eden Karayılan, Ankara’da yaşanan katliam, KCK’nin eylemsizlik kararı ve gerillanın bu süreçte alması gereken pozisyonla ilgili olarak önemli açıklamalarda bulundu.


10 Ekim tarihi belirlenmişti

Türkiye halklarına dayatılan 1 Kasım seçimlerine gidilirken Türkiye, Kürdistan ve uluslararası alanda yapılan çağrıları dikkat alan KCK’nin eylemsizlik sürecinin başlatılmasını uygun gördüğünü hatırlatan Karayılan, “Özellikle çok değerli bir takım sendika ve STK’nin Ankara’da yapılmasını planladıkları Barış Mitingi’nin gerçekleştirileceği gün olan 10 Ekim’de böylesi tarihi bir adımın atılması, yani eylemsizlik sürecinin ilan edilmesi uygun görülmüştür” dedi.


Topyekun savaşın parçası

Ancak seçime savaşla gitmek ve iktidarda kalmak isteyen AKP zihniyetinin Kürdistan’da geliştirdiği topyekun savaş kapsamında bu barış mitingini kana buladığını kaydeden Karayılan, “Bu saldırı bize yapılmıştır; barışa, kardeşliğe yapılmıştır; demokrasiden, barıştan, kardeşlikten yana olan herkese yapılmıştır. Bu saldırıda şehit düşen o değerli ve güzel insanlarımızın ailelerine ve tüm halklarımıza başsağlığı, yaralılara acil şifalar diliyoruz. Barış ve demokrasi şehitlerimizin kanları elbette ki yerde kalmayacaktır. Bunun hesabı tarih karşısında gerektiği gibi sorulacaktır” diye konuştu.


Biz bu devleti biliyoruz

Bir kesim derin devlet güçleri ve AKP/Gladio çetelerinin Kürt halkına karşı DAİŞ ile yaptıkları ittifak ve Kürt Özgürlük Mücadelesi’ne yönelik Kobanê’de geliştirdikleri katliamın devamı olarak Kürdistan ve Türkiye zemininde yaşanan bir dizi katliama dikkat çeken çeken Karayılan, “Ankara’da gerçekleştirilen bu katliam, seçimlerden önce Adana ve Mersin’de, 5 Haziran günü Amed’de, 20 Temmuz günü Suruç’ta gerçekleşen bombalı saldırıların bir devamıdır. Türkiye Cumhuriyeti’nin başkentinde, yani Türkiye’de en çok korunan, kuş bile uçmayacak düzeyde denetim altında tutulan bir şehirde böylesi bir katliamın gerçekleşmiş olması her şeyi açık ortaya koymaktadır. Biz bu devlete karşı mücadele eden bir güç olarak çok iyi biliyoruz ki, polisin ve MİT’in bilgisi veya göz yumması olmadan, iki intihar eylemcisinin bu şehre girip eylem yapması kolay değildir” dedi.


DAİŞ ile ortaktırlar

DAİŞ denilen yapılanma ile Türk Özel Harp Gladiosu’nun zaten iç içe olduğunu; Kobanê’de ortak savaştıkları gibi, 9 gün süren Cizre kuşatmasında Arapça konuşan ve sürekli tekbir getiren yüzü örtülü kişilerin de yer aldığını, bunların Kürt halkına dönük DAİŞ’le ortaklaşa yapılan saldırıların bir uygulaması olduğunu ifade eden Karayılan, şöyle devam etti: “Türk Özel Harp Gladiosu ile DAİŞ, Kürt halkına karşı ortak bir konsept içerisinde eylemlerini gerçekleştiriyor. Yoksa, sivil insanlara karşı bu tarzdaki bombalı eylemler niye Türkiye’de sadece HDP kitlesine ve sol-sosyalist çevrelere karşı yapılıyor! Neden bir AKP mitinginde veya daha farklı bir mitingde benzer bir eylem gözükmüyor! Tabii ki biz kime karşı olursa olsun bu tür yönelimlerin yapılmasına karşıyız; her ne olursa olsun sivil insanların hedeflenmesi bir insanlık dışı girişimdir, kabul edilemez bir şeydir ama açık ki Kürt halkını ve Türkiyeli sol-sosyalist-demokrasi hareketini bastırma, ezme, gözünü korkutma ve bu temelde Türkiye’deki tüm şoven-ırkçı çevrelerin oylarını alarak AKP iktidarını perçinleme konsepti temelinde bunlar gerçekleştirilmektedir. Şöyle veya böyle bizzat içinde olunmuş ve bu saldırılara göz yumulmuştur. Bu katliamlar bu konsept temelinde yapılmıştır. Dolayısıyla bu katliam, AKP’nin iktidarının devam etmesi için Kürt halkına ve sosyalist güçlere karşı yapılmış bir saldırıdır. Bu, gizlenmesi mümkün olmayan ve hiç kimsenin gizleyemeyeceği bir gerçektir.” 


AKP bir özel savaş gücüdür

Bu olaylar dizisinden, AKP’nin aslında baştan beri bir özel savaş hükümeti olduğu ve bir özel savaş kliği olarak organize edildiğinin çok net anlaşıldığını vurgulayan Karayılan, şöyle izah etti: “Yani onların Kürtlere yaklaşımı, ‘benim Kürt kardeşlerim’ demesi, yine çözümden ve ileri demokrasiden bahsetmesi, hatta bizlerle ve Önder Apo’yla diyalog süreçlerini geliştirmesinin esası Kürt Özgürlük Hareketi’ni tasfiye konsepti eksenine dayanmaktadır. Belli ki bunlar aslında ne Türkiye’ye demokrasi getirme, ne de Kürt sorununu çözme derdinde. Daha önce doğrudan karşıya alarak imha edilemeyen Kürdistan Özgürlük Hareketi’ni hem ilişkilenerek hem de karşıya alarak ezme konseptinin uygulanması çerçevesinde AKP hükümeti kendisini bir özel savaş gücü olarak örgütlemiştir.”


Planları altüst oldu, hesapları tutmadı

Normal koşullarda yapılacak olan seçimlerle iktidarı yeniden garantileyemeyeceğini gören bu zihniyetin, bütün dengeleri alt üst edecek çabalar içerisinde olduğunu; bunun için savaş geliştirdiğini, ancak savaştan da istenilen sonucu elde edemediğini söyleyen Karayılan, şöyle sürdürdü: “Doğrudan Erdoğan’ın talimatıyla hareket ettikleri anlaşılan çete türü örgütlenmiş olan bu gladio yapılarının geçmişte hiçbir biçimde görülmeyen yöntemlerle halkımıza yönelmesi, tank ve topla mahallelerin bombalanması, asker-sivil demeden herkesi hedeflemesinin, toplumda büyük bir sindirme, yaşamdan bezdirme ve göçertmeyi hedeflediği açıktır. Bu gözü dönmüş çetelerin saldırısı sonucu şimdiye kadar başta Cizre’de 22 sivil insanımız olmak üzere toplam 100’ün üzerinde sivil insanımız katledilmiştir. Bu katledilenlerin 23’ünün çocuk olması kendi başına bir insanlık olayıdır. Bu resmen bir vahşettir. Ama bütün bunları yapıyor olmasına rağmen bu savaşı istedikleri gibi kendi kontrollerinde yürütemediler. Halkımızı sindiremediler. Halklarımızın büyük direnişi ve gerillanın yepyeni taktiklerle ortaya çıkışı onların planını altüst etti. Yani hesapları tutmadı. Büyük darbeler alınca da şimdiki oy oranı eskisinin de altına düştü.”


Eylemsizlik kararı AKP’yi ürküttü

Karayılan, KCK’nin eylemsiz kararının da AKP’yi ürküttüğünü belirterek, “5-6 gündür eylemsizliğin olacağı tartışılıyordu. Nasıl ki bu tartışmalar basına yansıdı, AKP yetkilileri hemen reddettiler, ‘bizim karnımız bu şeylere tok; savaşa devam’ dediler. Buradan da anlaşılıyor ki eylemsizlik onların hesabını daha da alt üst edecekti” dedi.


Eylemsizlik sürecini bozmayacağız

Tam da eylemsizliğin ilan edileceği gün, Ankara’da barış isteyen insanların canına kıyıldığını anımsatan Karayılan, şunların altını çizdi: “Bu katliamla eylemsizlik sürecini engellemek/bozmak istiyorlar. Bu değerli ve güzel insanların kanlarını dökerek bizlere ulaştırdığı vasiyeti doğru okumak durumundayız. Biz onların vasiyetinin gereği olan eylemsizlik sürecini tereddüde düşmeden uygulayarak cevap olmak zorundayız. Bu anlamda eylemsizlik sürecini bozmayacağız. Bu tutum, onların anısını yaşatmak ve bu katliamın hesabını daha kapsamlı bir biçimde sorabilmek için gerekli olan bir tutumdur. Biz bu tutumda ısrar ederek, özgürlük, demokrasi ve halkların kardeşlik yürüyüşündeki kararlılığımızı güçlendirme temelinde bu katliamın hesabını sormayı esas alacağız. Bu açıdan tüm birliklerimizin, KCK Yürütme Konseyi’nin aldığı karar çerçevesinde bugün (11 Ekim) itibarıyla eylemsizlik pozisyonunu geliştirmesi önemli bir tutum olacaktır. Şehitlerimizin mesajını bu biçimde pratikleştirerek onların hesabını sormayı esas alacağımızı, onların kanının yerde kalmayacağını herkesin bilmesi gerekmektedir.”


AKP uymayacak, bilelim

Bu katliamın da AKP’nin eylemsizlik sürecine uymayacağını gösterdiğini kaydeden Karayılan, “Çünkü AKP, kaos ve çatışmaya dayanarak bir darbe seçimi tarzında 1 Kasım seçimlerini oldu bittiye getirerek iktidarını kalıcılaştırmak istemektedir. Bu sürece büyük oranda uymayacaktır. Bu nedenle tüm arkadaşlar bizim geliştirdiğimiz bu sürecin tek taraflı bir tutum olduğunu ve olacağını iyi bilmelidir. Kuşkusuz bizim tutumumuz onlar halkımıza ve güçlerimize saldırı yapmadıkça, eylem planlamamak ve yapmamaktır. Fakat onlar saldırı yaptığında kendi meşru savunma hakkımızı kullanacak ve yine misilleme hakkımız çerçevesinde gereken cevabı vermek durumunda olacağız. Belirttiğimiz gibi devlet güçlerinin halkımıza ve gerilla güçlerimize saldırmaması halinde ise herhangi bir askeri eylem faaliyetinde bulunmamalıyız” diye konuştu.


Yol denetimleri sona erdirildi

Eylemsizlik ruhuna uygun olarak hareket etmek ve çatışmaya hiçbir biçimde meydan vermemek için herkesin bulunduğu yerde kalmasını ve yeni mevziler kazanmaya dönük herhangi bir hareket yapmamasını isteyen Karayılan, “Yani devlet güçleri kendi yerlerinde kalmalı, gerilla da üs alanı olarak bulunduğu yerde kalmalı. Kimse ‘bu süreç fırsattır, yeni yerlere uzanayım, oraları da denetime alayım’ dememeli. Bu açıdan eğer gerillanın üs alanlarına, yani dağlık alanlara dönük saldırı olursa gerilla cevap verme hakkını kullanacaktır. Bu dönemde gerillanın üs alanlarında, yani dağlık alanlarda denetimi sürecektir. Ama şimdi Hakkari’den Dersim’e kadar bir çok alanda gerillanın yol denetimleri var. Bir kısım yollar sürekli bir biçimde denetim altında tutulmakta, kontrol yapılmakta; bir kısım yollar da çeşitli zamanlarda aralıklı olarak denetim altına alınmaktadır. Bu eylemsizlik süreci nedeniyle yol denetimleri sona erdirilmiştir. Yol denetimi pozisyonunda olan güçlerimiz yol hattından üs alanlarına çekilebilirler” şeklinde konuştu.


Şehirlerde de eylemsizlik

Kentlerdeki öz yönetim ve savunmanın artık Kürdistan’ın bir gerçekliği haline geldiğini hatırlatan Karayılan, “Bu süreç siyasi bir formasyon kazandı ve bir çok alanda artık halkın bir sistemi oluşmuş bulunuyor. Dolayısıyla herhangi bir çatışmaya mahal vermemek için en azından bu aşamada polis kuvvetleri bu mahallelere baskın yapmayı düşünmemelidir. Eğer böyle bir yönelime girerse çatışmalar yaşanır. Buralarda bulunan halkın ve gençliğin polis zulmünden kendini korumak amacıyla kendi mevzilerini koruma ve savunma hakkı vardır. Kısacası eylemsizliğin her iki tarafça uygulanması halinde herkes bulunduğu yerde durmalıdır. 

Hem şehirlerdeki bu mahallelerde hem de kırsal alanlarda devlet güçlerinin yönelmemesi gerekmektedir. Buralara yönelmesi durumunda buralardaki güçlerin kendini savunma ve karşılık verme hakkı vardır. Eğer kan dökülmesi istenilmiyorsa bu konulan çerçeveye her iki taraf da uymalıdır. Belirttiğimiz gibi AKP’nin ve onlara bağlı çete biçimindeki Gladio güçlerinin buna uyacağını pek beklemiyoruz ama yine de tansiyonu yükseltmemek, kendi alanlarını savunmakla sınırlı kalmak biçimindeki bu tutumumuz önemli olacaktır. Biz bu tutumumuzda ısrarlı davranarak kendi açımızdan seçimlerin güvenliğini, hiçbir şekilde baskının olmadığı, herkesin hür iradesiyle oyunu kullandığı bir ortamı muhafaza etmek istiyoruz. Bu konuda üzerimize düşen sorumluluğun gereğini yerine getirmek durumundayız.”


DENİZ KENDAL/ANF/BEHDİNAN