Med Nuçe televizyonunun geç kalınmış da olsa organize edip başlattığı çok anlamlı bir kampanya var. Kardeş Aile Kampanyası! Kampanyaya destek sunanların bir kısmı da Med Nuçe kanalında canlı yayınla programlara katıldı. Gerillalarla katılımcıların, destekçilerin konuşmalarını izlerken bir yandan çok duygulandık, üzüldük; bir yandan da çok sevindik. Kürtlerin hala bu çağda çektiği çileler, yaşadığı acılar, trajedi üzücü bir durum, ama birbirine sahip çıkma duygusunun gelişmesi sevindirdi bizi.  

7 yaşındaki bir çocuk katılıyor, diyor ki, kumbarada topladığım miktar 50 lira ve ben onu vermek istiyorum. Bir ana duygularının gözyaşına dönüşerek sel gibi akmasına mani olamayıp hıçkırıklarla “onlar bizim için her şeylerini verdi, canlarını verdiler biz de elimizden ne geliyorsa yapacağız” diyor. Karadenizli bir kadın katılıyor, Kürt kardeşleriyle dayanışma içinde olacağını söylüyor. Avrupa’daki neredeyse her ülkeden, Rusya’dan,  Japonya’dan, Türkiye'den, Bakurê Kurdîstan’dan katılan Kürtler bu kampanyaya katılım sağlıyor. Yüz yıla yakındır Türk devletinin Kürtleri yok etmek için yürüttüğü bütün saldırılara rağmen ve onlara inat Kürtler tam bir halk olmuş; kimsenin gücü artık bu halkı yok etmeye yetmez dedirtiyor biz izleyicilere. 

Bir gerilla şunu diyor; Kürt halkında bu birlik duygusu gelişti artık. Keşke bu halk için canımdan başka vereceğim bir şey olsaydı.

***

Kampanya şunun için başlatılmış: Silopi’de, Cizre’de, Sur’da yerel demokrasiyi ifade eden öz yönetim ilanlarına AKP iktidarı ve çeteleri vahşice saldırmış, Kürtler de öz savunmaya geçmişti. Saray çeteleri bunun üzerine şehirlere tank ve toplarla saldırmış, direniş alanları başta olmak üzere Kürdistan'ın birçok yerini yıkmaya yönelmişti. Her ne kadar direnişçiler ve öz yönetimler gerekçe olarak gösterilse de Tayyip Erdoğan bomba gibi bir söylemle baklayı ağzından çıkararak “Sur’u yıkmak benim hayalimdi” deyivermişti. 

Bir ülkenin cumhurbaşkanının hayaline bakar mısınız Allah aşkına; Kürdistan'ın, insanlığın ilk yerleşim yerlerinden olan Sur gibi bir yeri, bir tarihi yıkmak! Yerine de kapitalist modernitenin her yere tümden hakim olmasını sağlamanın aracı, merkezi olan TOKİ’nin inşa edeceği betondan çok güzel(!) binalar dikmek!

Batsın böyle hayal! Korkutucu geliyor insana, ama hayalini böyle insanlık dışı şeyler üzerine kuranlar da oluyormuş. Daha yeşil, daha renkli, daha yaşam dolu, adil, eşit, özgür ve daha güzel bir dünyada yaşayalım hayalleri kurma varken böyle yıkıcı ve yok edici hayaller de kuranlar oluyormuş… Bir şehri yıkma hayaliyle, baş ezme, gövde üzerinde baş bırakmama hayali arasında kesinlikle hiçbir fark yoktur; ya da birinci hayali kuran birisi ikincisini de rahatlıkla kuruyordur, kurmuştur, kurar. Zaten “taş üstünde taş, gövde üzerinde baş bırakmama” deyimi bunun için söylenir ve bugünlerde Türk siyasetine Kürtlere yönelik tehdit olarak çok kullanılmaktadır. 

Hukukta böyle yıkıcı hayaller kurulmuştur diye bir cezai madde var mı bilmiyorum, ama insanlığa duyulan en büyük nefret suçu olduğundan daha büyük suç olma durumunu ifade ettiğini söyleyebilirim. İnsanlar hayalleriyle var olur ve kimse hayallere karışmamalı denebilir, ama şu şartla; hayaller de karışmamalı insanlara… Belki toplumdaki etkisi ve yetkisi olmayan, hastalıklı, psikopat bir insanın böyle bir hayali var olmuş olabilir, bu hayalini gerçekleştirmek isteyebilir ve bunun sonucu birilerinin katledilmesine sebep olmuş olabilir. Ama bir ülkenin en üst makamında yer alan birinin, yani Cumhurbaşkanının böyle yıkıcı, katletme üzerine kurulu hayalleri varsa o zaman ne olur? Açıkça büyük katliamlar yapılacağının haberi,  mesajı verilmiş oluyor. AKP'ye göre insanlar ister sevsin ister sevmesin, zatı muhteremin açıkladığı gibi böyle hayalleri var; toplum da bunu kabul etmelidir. Zaten AKP iktidarının Kürdistan'daki uygulamaları bu yıkım hayallerinin bir planlamaya dönüştürüldüğünü ve pratikleştirildiğini ortaya koymaktadır. 

AKP'nin Kürdistan'a saldırı biçimi ve yöntemleri, hayalleri IŞİD’in sivil insanları cani yöntemlerle katletmesine, tarihi yerleri yakıp yıkmasına ne kadar çok benziyor değil mi? Beslendikleri zihniyetin kaynağı aynı gibi! Kimileri IŞİD’in bu insanlık dışı yöntemlere Türk devletinin Kürtlere yönelik uygulamalarından feyz alarak başvurduğunu söylüyor; kimileri de Erdoğan ve AKP hükümetinin IŞİD’ten feyz alarak böyle hayaller kurduğunu, sonradan katliamlara giriştiğini söylüyor. Biz kimin kimden etkilenerek, feyz alarak insanlık suçu hayaller kurup katliamlar gerçekleştirmeye yöneldiğini bilmiyoruz, ama acı çektirilen insanların Kürtler olduğu çok net ortada duruyor. Bu da bizde feyz alınan kaynağın Kürt düşmanı bir merkez ya da malum kişi olduğu kuşkusunu arttırıyor.   

Tayyip Erdoğan insanların aklıyla alay etmeyi bırakmalı. Türk milliyetçiliğiyle zehirlediği Türk toplumuna bakarak herkesi kandırabileceğini sanmamalı. Unutuyor olmalı, herkesin bir aklı var, herkesin bir anlama düzeyi var. Artı, bilgi-bilim-internet çağında yaşıyoruz. Ne kadar bilgi kirliliği yaratılmak istense de insanlar bilgiye ulaşabiliyor. Dumanla haberleşilmiyor artık, o çağ bitti, artık duman görüldü mü bu sadece kötü haberler veriyor insanlara. O da AKP iktidarının yıktığı, yaktığı, bombaladığı şehirlerin olduğu haberini... Sur’u daha güzel yapacaklarmış yalan, palavra... Amedliler birisi böyle çok aleni olarak insanlarla alay ettiğinde ona Qeşmerlıx yapma derler. Bunlar da Qeşmerlıx yapıyorlar. 

Demek ki Silopi AKP hükümetinin planları dahilinde tanklarla-toplarla yıkılmış. Cizre, Sur hakeza öyle! Gever, Nusaybin, Şırnak, İdil’den başlamak üzere Kürdistan'ın bütün şehirleri böyle yıkılacak. Böylece Kürt kültürel soykırımı tamamlanmaya doğru götürülecek. Kürdistan'ın mimari yapısı bozulacak. Kürt orijinliği ortadan kaldırılıp kapitalist  modernist karakterde Türk İslam sentezli bir mimariye kavuşturulacak! AKP ve MHP yöneticilerinin taş üstünde taş, gövde üzerinde baş bırakılmamalı söylemleri bu anlama gelmektedir. 

Dünyanın her yerinde eski yapılar koruma altına alınırken neden Kürdistan şehirleri yakılıp yıkılmak isteniyor ki? Nedeni ortada, Kürtlerin hafızası silinecek. Çünkü yapı demek hafıza demek oluyor.  İnsanı insan yapan en temel değer hafıza değil midir? Bir insanın hafızasını silerseniz o insanda kendisine dair ortada ne bırakırsınız? Ya da bir insanı kendisi yapan şey nedir? Hafızası, anıları değil midir? Bir insanı yok etmenin iki biçimi vardır; ya fiziki olarak öldürerek ya da hafızasını silerek! İkisi de bir öldürme biçimidir. Çünkü insanın anıları silinir ve etkileşim içinde olduğu, karakterini aldığı toplumun bütün özellikleri silinmiş olur. 

Kürtler kendi hafızalarıyla ve dünyanın neresinde olursa olsun hep birlikte, kardeş halklarla da dayanışma içinde olarak toplumsallıklarını korumak için yapılarını kendileri inşa etmelidirler. Devletin, AKP'nin, uşaklarının Sur’un, Cizre’nin, Kürdistan'ın herhangi bir yerine bir çivi bile çakmasına izin vermemelidirler. Bunun için mücadele etmelidirler. Yoksa başı kesilmiş bir tavuğun sağa sola gidip ortaya düşmesi gibi bir duruma düşerler.