
Olağanüstü Hal (OHAL) kapsamında yayınlanan Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan dernek ve sivil toplum örgütleri arasında, Amed’de dar gelirli ailelere yardımda bulunan Sarmaşık Derneği ile Rojava Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği de bulunuyordu. Sarmaşık Derneği, her ay on binlerce insana doğrudan ulaşarak maddi ve gıda yardımları yapıyordu. Rojava Derneği ise kapatıldığı güne kadar yüz binlerce insana gıda, kira, nakdi yardımın yanı sıra “Kardeş Aile” kampanyaları sayesinde savaştan etkilenen aileler ile toplum arasında köprü kurarak dayanışmada bulundu.
Her iki dernek de özellikle Amed’in Sur ilçesinde ilan edilen “sokağa çıkma yasağı” ardından zorla göçertilmek istenen binlerce aileye yardımda bulunarak, yaralara derman oldu. Bu derneklerden yardım alan Surlu aileler, derneklerin kapatılmasına tepki gösterdi. Devletin her seferinde kendilerini mağdur ettiğini söyleyen aileler, bu politikanın devlet muhtaç etme amacı güttüğü konusunda hemfikir.
Devlet ikinci kez mağdur etti
Sur’un İskenderpaşa Mahallesi’nde yaşayan 85 yaşındaki Fatma Erşek, “sokağa çıkma yasağı”nın ardından evlerinin de yıkıldığını söyledi.
Rojava Derneği’nin kardeş aile kampanyasından yararlandıklarını dile getiren Erşek, “Sarmaşık Derneği ise bize gıda yardımı yaptı. Biz bu yardımlardan yararlanıyorduk. Şimdi derneklerimiz kapatıldı. Bizler hiçbir şekilde yardım alamıyoruz ve derneklerimiz kapatıldı. Şimdilik Rojava Derneği’nin bize bulduğu kardeş aile kampanyasında verdikleri 500 TL ile geçiniyoruz. 300 TL kira veriyoruz. Geriye kalan para ile ihtiyaçlarımızı karşılıyoruz. Devlet, derneklerimizin bize verdiği yardımı engelledi. Devlet bizi ikinci kez mağdur etti. Evimizi, derneklerimiz ve belediyelerimizi istiyoruz” şeklinde konuştu.
İki dernekten güç aldık
Evi Sur’un hala yasaklı yerleri arasında yer alan Dabanoğlu Mahallesi’nde yerle bir edilen 6 çocuk annesi Belkize Aslan (35) ise iki evinin de devlet tarafından yıkıldığını belirterek, Rojava Derneği ve Sarmaşık Derneği’nden güç aldıklarını söyledi.
Tek gelirlerinin bu dernekler üzerinden olduğunu dile getiren Aslan, “Rojava Derneği bize kardeş aile kampanyasından yardım etti. Yardımlar kesildi, çünkü dernek kapatıldı. Sarmaşık Derneği’nde de aynı yardımı alıyorduk. Şimdi dernekler kapatıldı ve hiçbir şekilde yardım alamıyoruz. Belediye de bize yardım ediyordu, kayyum atadılar, artık yardım alamıyoruz. Bütün yardımlarımızı elimizden aldılar. Devletin yaptığı bu zulüm kabul edilemez” dedi.
Sarmaşık ne yapıyordu

Sarmaşık Derneği, her ay 32 bin insana doğrudan ulaşarak bir çok yardımda bulunuyordu.
Derneğin kurucuları arasında HDP’li Selahattin Demirtaş, Osman Baydemir, katledilen Diyarbakır eski Baro Başkanı Tahir Elçi, CHP’li Sezgin Tanrıkulu, tutuklu Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi eşbaşkanları Fırat Anlı ve Gültan Kışanak ile AKP’li Galip Ensarioğlu’nun da vardı. Kentin iş insanları ve sivil toplum örgütleri tarafından derneğe bağışlar yapılıyordu.
Son 8 yılda yaptıkları mesleki projeler yanında Çocuk Eğitim Destek Projesi, Kadın Sağlık Projesi, Sarmaşık Fotoğraf Projesi, Diyarbakır Açlık ve Yoksulluk Sınırı Projesi, Sarmaşık Gıda Bankası Projesi yanında ayrım yapmadan 5 bin 400 aileye düzenli destek sunan ve 32 bin insana 180 bin kez ulaşan bir dernekti.
Devlet eliyle yaratılan yoksulluk
Sarmaşık Derneği'nin Başkanı Şerif Camcı, Kürtlerin yaşadığı yoksulluğun doğal bir yoksulluk olmadığının altını çizerek, devlet eliyle yaratılan bir yoksullukla karşı karşıya olduklarını söyledi. Camcı, “Sistematik göç ettirme politikaları yanında eş zamanlı uygulamaya sokulan yoksullaştırma politikaları ile açlıkla terbiye etmeyi, yola getirmeyi amaçlıyor. Esasen yoksullaştırılan Kürt’ün siyasal, sosyal, kültürel bağlarından koparılması amaçlanıyor. Kendine yabancılaştırılması, toplumla bağlarının koparılması isteniyor” dedi.
Karşılaştırmanın sonucu
Devlet Planlama Teşkilatı’nın (DPT) verilerini paylaşan Camcı, şöyle izah etti: "2002-2007 yılları arasında İller Bazında Gerçekleşen Kamu Yatırımlarını inceledik. Diyarbakır’ı nüfus yoğunluğu bakımından birbirine yakın olan Mersin, Samsun ve Kocaeli ile karşılaştırdık. Tüm yatırım sektörlerinde yaptığımız karşılaştırmada binlerce kata varan bir farkın ve ayrımcılığın yapıldığını tespit ettik. Örneğin turizm sektöründe belirttiğimiz 5 yıllık sürede Diyarbakır’da gerçekleşen kamu yatırımı miktarının 0 TL olduğunu söylersek sanırım meramımızı anlatmış olmaya yetecektir. Türkiye’de insani gelişme indeksine göre; en üstte Bursa, Kocaeli, İstanbul ve İzmir gelirken, en düşük indekse sahip şehir Şırnak’tır. Bölgelere göre Marmara toplam gelirin yüzde 38,6’sını alırken; doğu yüzde 5,7’sini, Güneydoğu yüzde 4,5’ini almaktadır.”
İnkar ve imhanın mağduru
Kürtlere devlet eliyle yaşatılan yoksulluğun farkında olduklarının altını çizen Camcı, “Özellikle mücadele süresince yaşam alanlarından zorla göçe zorlanan, varlıklarına el konulan, her türden ayrımcılığa tabi tutulan, istihdam olanaklarından yararlandırılmayan, güvencesiz ve en kötü koşullarda gündelik/mevsimlik işlerde çalıştırılan ve milyonları aşan yoksul Kürtlerin trajedisi, sosyal, siyasal dışlanmışlığı ve artık tahammül edilemez duruma gelişleri mutlaka görülmelidir. Tüm Kürtler inkar ve imha uygulamalarının ekonomik ve siyasi mağdurlarıdır” dedi.
Yapısına tersten müdahale
Camcı, devlet konseptinin “Yoksullaştır Yardım Et, Kendine Bağımlı Kıl” şeklinde tanımlanabileceğini kaydetti. Camcı, durumu şu sözlerle anlattı: “Bu program ile bölgenin sosyolojik, ekonomik, demografik yapısına tersten bir müdahale ile bir konsept yürütülmektedir. Bölgeye ayrılan kamu yatırımları minimalize ediliyor, istihdam alanları gittikçe azalıyor; çalışabilir nüfusun üretim dışı kalmasına bağlı olarak işsizlik her geçen gün artıyor, tüm bunlara bağlı olarak ciddi bir yoksullaştırma gerçeği yaşanıyor.”
AMED