- Şengal’de savaşın üzerinden neredeyse on yıl geçti. DAİŞ yenildi. Ama asıl düşman kuraklık ve 50 dereceyi aşan sıcaklar. Tarım çöküyor, aileler birer birer köylerini terk ediyor. İklim krizi Şengal’i sessizce kuşatıyor.
TİJDA YAĞMUR
Şengal’de DAİŞ’in yenilgisinin üzerinden neredeyse on yıl geçti. Köyler hâlâ harabe. Ama artık asıl düşman kuraklık ve 50 dereceye yaklaşan sıcaklar. Su kaynakları kuruyor, tarım çöküyor, aileler birer birer köylerini terk ediyor.
The Guardian Gazetesi’nden Chris Huby’nin Şengal’den aktardığı tablo, savaşın bıraktığı enkazın üzerine iklim krizinin nasıl sessizce Şengal’in üzerine çöktüğünü gözler önüne seriyor.
Faka köyüne adım attığınızda sizi ilk karşılayan şey derin bir sessizlik. Sokaklarda çocuk sesi yok, dükkanlar kapalı, duvarlar ise mermi delikleriyle dolu. On yıl önce DAİŞ’in gerçekleştirdiği soykırımın izleri kentin her alanına sinmiş durumda.
Su, iş, gelecek…
Ama Şengalliler artık başka bir düşmandan söz ediyor. Faka köyünün muhtarı 62 yaşındaki Rajab Mohammed, “Bugün sorun sadece DAİŞ değil. Sorun su. İş. Gelecek” diyor.
Şengal genelinde terk edilmiş evler, içinde yaşananlardan çok daha fazla. Savaş bitti. Köyleri kuraklığa karşı kurtarma savaşı ise yeni başlıyor ve zaman aleyhlerine işliyor.
Ağustos 2014’ten önce Faka’da yaklaşık 150 aile yaşıyordu. DAİŞ çeteleri bölgeyi ele geçirdiğinde halk kaçtı.
Türkiye destekli DAİŞ’in soykırım saldırısında binlerce kişi katledildi, çoğu kadın ve çocuk olmak üzere 6 binden fazla Êzîdî Kürt kaçırıldı.
Aileler geri dönmüyor
Faka ve yakındaki Qubq köyü ise toplu katliamlardan görece kurtulsa da hava saldırıları ve kara çatışmaları bölgeyi harabeye çevirdi. Bugün geri dönen aile sayısı yalnızca 20 civarında. Geri kalanlar başka yerlere yerleşti. Çünkü ne ev var, ne iş, ne de temel hizmet. Üstüne bir de iklim krizi, tarımı giderek imkansız hale getiriyor.
Qubq’lu Aqil Ridha’nın sözleri net: “İnsanlar soruyor: Aileler neden geri dönmüyor? Cevap basit. Nerede yaşasınlar? Nasıl geçinsinler?”
Şengal 50 derece
Birleşmiş Milletler, Irak’ı su ve gıda kaynaklarının azalması ile aşırı sıcaklar konusunda dünyanın en kırılgan beşinci ülkesi olarak sıralıyor. Iraklı yetkililer, 2050’ye kadar ortalama sıcaklığın 2,5 derece artacağını, aşırı sıcak gün sayısının 24 gün artacağını öngörüyor. Bu yaz Şengal’de sıcaklıklar 50 dereceye dayandı. Yağışlar düzensizleşti, yazlar uzadı ve sertleşti. Uzun süren kuraklıklar ise tarımı bitirme noktasına getirdi.
İklim göçleri
BM’nin Irak özel temsilcisi, mevcut gidişat devam ederse 2035’te ülkenin su ihtiyacının ancak yüzde 15’ini karşılayabileceği uyarısında bulunuyor. Kırsal bölgelerde tarım başlıca geçim kaynağı. Bu yüzden iklim ve göç birbirinden ayrılmaz hale geldi. Uluslararası Göç Örgütü, Eylül 2025 itibarıyla Irak genelinde iklim nedeniyle 186 binden fazla insanın yerinden edildiğini kaydetti.
Tal Jado’o köyünde Bahjat Othman Hasan, hiç onarılmamış yıkık evlerin arasında yürüyor. Yollar toprak, elektrik kesintili. Savaştan önce 200’den fazla insan yaşayan köyde bugün ancak 50 kişi kalmış. Othman Hasan, “İnsanlar istemedikleri için gitmedi. Artık burada yaşayamadıkları için gittiler” diyor.
Çevredeki arazilerin bir kısmı patlamamış mühimmatla dolu. Ama asıl tehlike toprağın altında çünkü yeraltı suyu her yıl biraz daha derine çekiliyor. Hasan, “Yıllar önce suya 10 metre civarında ulaşabiliyorduk. Bugün 25 metreye kadar delmek zorundayız. Her yıl daha da pahalıya mal oluyor” sözleriyle sorunu dile getiriyor.
Köyde artık kimse yaşamıyor
Tal Jado’ya yakın Al-Sajea köyü ise eşiğin aşıldığını gösteriyor. Savaştan önce 37 aile yaşıyordu. Bugün ayakta kalan 24 evin hepsi ağır hasarlı. Artık kimse yaşamıyor. 43 yaşındaki Asef Hasan Ali, Tel Afar’da oturuyor ama tarım sezonunda köyün kenarına park ettiği karavanda kalıyor.“Herkes Tel Afar’a gitti. Aileler için imkansız. Her şey bombalandı, kimse burada yaşayamaz” diyor.
Qazal Quyu köyünden 19 yaşındaki Smain ise birkaç gün önce ailesinin sebze bahçesinin yanıp kül olduğunu anlatıyor. Irak’ın giderek daha şiddetli geçen yazlarında sık görülen bu sıcak hava sütunları, değişen iklimin yeni simgesi haline geldi.
Köyler kuşatma altında
Şengal’de köyler sadece insan kaybetmiyor bir kuşağı da kaybediyor. Okullarda öğrenci sayısı her yıl azalıyor. Ortaöğretimi bitirenler üniversiteden sonra nadiren geri dönüyor. Gençlerin çoğu Musul ya da Hewlêr’deki inşaat işlerine yöneliyor. Smain gençlerin çaresizliğini şöyle özetliyor: “Neredeyse bütün arkadaşlarım gitmek istiyor. Bazen ben de gitmek istiyorum. Ama gidersem anneme babama kim bakacak?”
DAİŞ’in korkunç yıkımını yaşayan Şengal’de susuzluk, aşırı sıcaklar ve yoksulluk köyleri, sessizce kuşatmaya devam ediyor. Geriye kalanlar, hem geçmişin enkazıyla hem de geleceksizlikle mücadele ediyor.