Yüzlerce kadın, çocuk ve erkek yetersiz barınma, yoksulluk, savaş gibi nedenlerden dolayı umuda yolculuk yapıyor. Birçoğu daha umut yolculuğun ilk adımlarında ölümle tanışıyor. Akdeniz mavi sularına ölü bedenlerini veriyorlar. Akdeniz’de aşıp Avrupa’ya ya da dünyanın başka bir yerine gidenlerin durumu ise ölümü aratacak cinsten. Buna örnek olarak dünyanın sayılı gelişmiş ülkelerinden birini göstermek istiyorum. Hepimizin kafasında teknolojisi ve kültürleri ile kazınmış olan uzak Asya ülkesi Japonya.

‘Japonya’ya mülteci gider mi’ diye sorduğunuz farz ederek; duruma açıklık getirmek istiyorum. Türkiye’den mülteci olarak gidenlerin hemen hemen hepsi yönünü Avrupa’ya çevirir. Bazıları ise memleketten hayli uzağa hem de hiç bilmedikleri bir yere Japonya’ya gelmiş. Japonya Ortadoğu ile kıyaslanmayacak kadar teknik olarak gelişmiş ve modern bir ülke, belki de kültürel farklılığın en fazla olduğu yer diye bilirim. En basit haliyle bizler kaşıkla yemek yiyen bir topluluğuz, Japon halkı hasi dedikleri çubuklarla yemeklerini yerler. Bu örnek kültürler arası farklılığı anlamanız açısından önemli. Öncelikle belirtmek isterim ki, Japonya’ya dünyanın her yerinden mülteciler geliyor ve gelmeye de devam edecekler. Yazının başlığına dönersek, Higashi Nihon Immirgraion Ushiku sözde bir mülteci kampı, resmi kurumlar öyle diyor, Birleşmiş Milletler de öyle diyor. Japonya’da hangi resmi kuruma sorarsanız orası mülteciler için oluşturulmuş bir kamp. 


Mülteci kampı mı hapishane mi?

Peki, kamp ile hapishane arasındaki farklar nelerdir? Bir hapishanede kimler barındırılır? Bu iki soruyu Higashi Nihon Immirgraion Ushiku kampında kalanlara sorduğumda verdikleri cevaplara bakınca oranın bir hapishane mi yoksa kamp mı olduğuna karar veremiyorum. Higashi Nihon Immirgraion Ushiku kampı doğu Japonya’nın Ibaraki eyaletinde bulunan bir kamp, dünyanın birçok yerinden gelen mültecileri barındırıyor. Buraya kadar herhangi bir sıkıntı yok. 

Higashi Nihon Immirgraion Ushiku kampının etrafı beton blokları ve demir parmaklarla kapalı bir alan, içerinden dışarıyı görebilmeniz imkansız, sadece gökyüzünün maviliğini görebilme hakkına sahipsiniz. Her gün sadece 40 dakika kamp bahçesinde spor yapma veya hava alma hakkına sahipsiniz. Sadece günde 40 dakika dışarıya çıkabiliyorsunuz, dışarı dediğime bakmayın çarşıya pazara ya da deniz falan değil, kampın yüksek duvarlarının içindeki 100 metre karelik alanda zaman geçiriyorsunuz. Bundan daha az avluya çıkma süresi 80 darbesinden uygulanmıştı sanırım. 

Nurettin Kurt, Higashi Nihon Immirgraion Ushiku kampına girdiğinde 21 yaşındaydı ve 69 kiloydu, 9 ay boyunca bir koğuşta ‘kamp’ın sakinlerinden biri oldu. Çıktığında ise sadece 51 kiloydu ve böbrek rahatsızlıkları yüzünden tedavi olmak zorunda kalmıştı. Higashi Nihon Immirgraion Ushiku kampının görevlileri tarafından kelepçelenerek hastaneye tedavi edilmeye götürülmüş ve doktorların verdiği raporların imza kısımları karalanmıştı. Daha sonra yabancılar polis şubesi bu raporları kabul etmeyecek ve inkar edecektir. Bu olayların sadece bir örneği bu sözde kamp çok defa Kürt mültecilerin açlık grevleriyle gündeme gelmişti. 


Japonya’nın mültecilik karnesi kötü

Sadece Kürdistan’dan gelenler değil, Peru’dan, Filipinler’den, Gana’dan kısacası yoksul bırakılmış ve ülkelerin de emperyalistlerin uyguladığı savaşlar yüzünden umuda yolculuk yapan dünya halklarının hepsi var ve hepsi de Higashi Nihon Immirgraion Ushiku kampında yıllarca mahkum koşullarında kalmakta. Japonya, Mülteci konusunda herhangi bir statü belirlemediği gibi geçmiş uygulamaları ile de hayli kötü bir karnesi var. İddia edildiği üzere birçok Filipinli’yi battaniyelere sarıp deniz attığı söylenir. Nurettin Kurt, Kamp demiyor durmadan hapishane diyor hatta hapishane anılarını anlatmakta ısrar ediyor. Kamp demek istedin değil mi diye sorduğum da, o da herkes gibi hayır, orası bir hapishanedir diyor. 

Neden hapishaneye konuldunuz sorusuna ise bizi kampa yerleştirdiklerini sanıyorduk oysa bizi adli bir suçlu gibi hapishaneye tıktılar diye cevap veriyor. Filipinlilerin kamptan zorla alındığını, dövüldüklerini, yaka paça uçağa bindirilip gönderildiklerine şahit olmuş. N.Kurt’un anılarını buraya yazmaya kalksam sanırım sayfalarca yer tutar. Ama kısaca değinmek gerekirse, Japonya hükümeti BM gözetimindeki bir kampta mültecilere mahkum koşullarını yaşatıyor. İltica talebinde bulunmalarına rağmen özgürlüğünü ellerinden alıp yıllarca kamp adı altında bir hapishaneye yerleştiriyor. Psikolojik baskı yöntemlerini uygulayarak ülkelerine dönmeye zorluyor.


Yok hükmünde bir kimlik

Olayın bir de yasal boyutu var birçok mülteci Higashi Nihon Immirgraion Ushiku hapishanesinden çıktıktan sonra üzerinde uyruğu ve fotoğrafı olan bir kağıt veriliyor bu kağıdın adı ise KARIHONMENSHO. İsmi gibi kağıdın da pek bir faydası yok. Mültecilere bu kağıt tam olarak nedir diye sorduğumda aldığım cevap hayli ilginç. BİLMİYORUZ! Sizin anlamanız için söyle ifade edeyim; KARIHONMENSHO denilen belge tam olarak şu: denetimli serbestlik olarak ifade edersem daha iyi anlarsınız. Çünkü uygulama açısından ondan bir farkı yok, iki ayda bir gidip göçmenlik bürosunda mühürletiyorsunuz. Herhangi bir devlet kurumu sizin burada yaşadığınızı kabul etmiyor. Bu belge ile ne ev kiralayabilir ve bisiklet satın alabilir ne de çalışabilirsiniz. Yani kısaca ben burada yaşıyorum deseniz bile aslında siz hiç orada değilsiniz anlamına geliyor. 

Tipik bir yaşar ne yaşar ne yaşamaz durumu söz konusu. Göçmenlik bürosu haricinde hiç bir resmi kurumdan evrak ya da herhangi bir şey alamazsınız. Maddi ya da sosyal yardım kesinlikle söz konusu değil, hatta Kuno Cho kampından çıkabilmeniz için belli bir süre yatmanız ve sonrasında kefalet ödemeniz gerekiyor yani; Japon hükümeti mülteciler barınma ve sığınma hakkı vermediği gibi üstüne birde mültecilerden para alıyor. Nurettin Kurt, 2 bin Dolar para ödemiş. Eğer onların istediği haracı vermezseniz, ömrünüzün sonuna kadar orada kalırsınız ta ki bir gün ülkenize geri dönmeye karar verene kadar, diye belirtti.


Nurettin Kurt, Higashi Nihon Immirgraion Ushiku kampına girdiğinde 21 yaşındaydı ve 69 kiloydu, 9 ay boyunca bir koğuşta ‘kamp’ın sakinlerinden biri oldu. ‘Kamp’tan çıkan Kurt’a KARIHONMENSHO kartı verildi, ama bir faydası yok...


Onlar suçlu değiller


Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR), mültecileri ilişkin şu belirlemelerde bulunoyur: Özgürlük tıpkı sığınma gibi temel bir insan hakkıdır. Genel bir kural olarak sığınma arayanların gözaltına alınması kabul edilemez. Hapsedilenler çocuk, yalnız kadın veya işkence kurbanları gibi tıbbi veya psikolojik ihtiyaçları olan kişilerse durum özellikle istenmeyen bir hal alır. Onlar suçlu değildirler, zaten pek çok zorluk çekmiş olan bu kişileri hapse atmak yanlıştır.

….

Her mülteci güvenli sığınma hakkına sahiptir. Fakat uluslararası koruma fiziksel güvenlikten fazlasını içerir. Mültecilere en azından ülkede yasal olarak ikamet eden diğer yabancılara sağlananlarla eşit haklar ve yardım, her bireyin sahip olması gereken temel ihtiyaçlar dahil olmak üzere, verilmelidir. Böylece, mülteciler düşünce ve dolaşım özgürlüğü, işkenceye ve onur kırıcı muameleye tabi olmama gibi temel medeni haklardan yararlanırlar


SOR MEYMAN/TOKYO