Ortadoğu toz duman. Kimin eli kimin cebinde tam belli değil. Kürtler böyle bir coğrafyada etrafını çevrelemiş dört sömürgeci devlete karşı iki asra yakındır özgürlük mücadelesini sürdürüyor. Sadece etrafını çevirmiş sömürgecilere karşı değil, kendi içerisindeki işbirlikçilere karşıda mücadele ediyor. Bitmedi, birde Kürt örgütlerinin kendi içlerinde ve birbirine karşı yürüttükleri ideolojik, politik mücadele var. Bu nedenlede Kürtler kendi içlerindeki mücadele yüzünden dışa karşı mücadelede bir araya gelemiyorlar. Müşterek bir ulusal, demokratik programla dünya kamuoyunun önüne çıkamıyorlar. Böyle olunca dış güçlerde Kürtleri adam gibi dikkate almıyor.
ABD Suriye’de IŞİD’de karşı hava operasyonları yapıyor. Karada ise Irak müdahalesi sırasında uğradığı kayıplardan dolayı askerin sahaya sürmüyor. Mevcut kara askerleri ise eğitim amaçlı olarak sahada bulunuyor. Denge politikası gereği YPG güçlerinin belli bir noktaya kadar ilerlemesine evet derken, Kürt ve Kürdistan sorunu ile arızalı müttefiği Türkiye Cumhuriyetini ise karşısına almak istemiyor. Bu nedenlede TSK’nin öncülüğünde ÖSO (taşeron güçlerinin) Cerablus –Azez arasında yaptığı işgal operasyonuna ses çıkarmıyor. Operasyon öncesi, yapılacak operasyona olur veriyor.
1920-1990 yılları arasında SSCB, şimdilerde de Rusya yine Ortadoğu’da denge politikasını sürdürüyor. 1930 Ağrı harekatı sırasında hudutlarını kapatarak Ağrı’nın düşmesine yardımcı oldu. 1946’da Mahabad Kürt Cumhuriyetinin kuruluşunda yardımcı olmasına karşın vaad edilen askeri yardımı yapmadı. İran’ın 2.Paylaşım savaşı sırasında İran’ı İngiltere ile birlikte işgali sırasında yaptığı anlaşmaya uyması konusunda ABD ve İngiltere’nin uyarılarını dikkate alarak askerini geri çekmesi sonucu tek bağlantısı SSCB ile olan Mahabad’ın yıkılmasına neden oldu.
SSCB, M.Mıstefa Barzani’ye sığınma hakkı tanımasına karşın, ona ve peşmergelerine Stalin döneminde esir muamelesi yapıldı. 1961 ihtilali döneminde ilk başlarda destek verirken, daha sonra Ortadoğu’ya yerleşebilmek için Arapları kızdırmaması gerekiyordu. ”Kapitalist olmayan yoldan kalkınma projesi” kapsamında Baas rejimlerini Kürtlere tercih etti. Irak ve Suriye Baas rejimleri birbirlerine düşman olmalarına karşın her iki Baas iktidarını da sonuna kadar destekledi. Şimdi de Ortadoğu’daki tek üssü Suriye’de olduğu için Baas rejimini desteklemeye devam ediyor. TC ile ilişkilerinin düzelttikten sonra TC’nin Cerablus’a girmesine de olur verdi.
Erdoğan 71. BM Genel Kurulu’na katılmak üzere ABD’ye gitti. Ajandasında başta YPG ile mücadele olmak üzere DAİŞ ile Mücadele, FETÖ’nün iadesi, G.Batı Kürdistan’da derinliği 30-40 Kilometreye varan tampon bölge oluşturulması gibi yüklü dosyalar var. Görüşmeler sonucunda bu dosyaların hangisi öncelik alacak hep birlikte göreceğiz. TC, İran, Suriye, Irak devlet statüsüne sahip. Türk devleti ABD’nin temel müttefiği ve NATO ülkesi. Kürtler ise halen hiç bir uluslararası statüye sahip değiller. Etrafını çeviren sömürgeci güçler Kürtlerin statü sahibi olmasını istemiyorlar. Kürtler Ortadoğu’da “Kurtlar Sofrası“nda. Duyarlı olmak, edbirli olmak, birlikte olmak gerekiyor.
KÜRDİSTAN TARİHİNDE BU HAFTA:
* Kürt bilgesi, yazarı, siyasetçisi, Dicle Talebe Yurdu kurucusu ve Kürtleri koruma Komitesi Üyesi, 49’lar, 23’ler ve DDKO davası sanıklarından Apê Musa 20 Eylül 1992 tarihinde Diyarbekir Seyrantepe’de uğradığı kontrgerilla saldırısı sonucunda şehit düştü.
* Sömürgeci İran ve Irak rejimleri arasında sekiz yıl süren, Kürdistan’ın güneyi ve doğusunda sürdürülen, başta Halepçe katliamı olmak üzere onbinlerce sivil Kürdün yaşamını yitirmesine neden olan savaş 22 Eylül 1980 tarihinde başladı.
* 24 Eylül 1996 tarihinde güvenlik güçleri ile infaz memurlarının birlikte yaptıkları operasyonda Diyarbekir Cezaevinde bulunan 10 PKK’li tutsak kafaları parçalanarak katledildiler.