DAİŞ’in güney Kürdistan’a girişiyle birlikte Irak merkezi hükümeti ile Federe Kürdistan hükümetine bağlı askeri güçler birçok yerde direniş göstermeden mevzilerini terk ettiler. Özellikle peşmergenin çekildiği Şengal, Maxmur, Kerkük gibi yerlere HPG gerillaları geçerek DAİŞ’in ilerleyişini durdurdu. Halkı katliamlara karşı korumaya aldı.
Halen Irak’ta birçok yer DAİŞ çetelerinin elinde bulunuyor. Çetelerin daha önce ele geçirdiği Celewla ve Xaneqin hattında son günlerde yoğun çatışmalar yaşandı. Bu savaşa peşmerge, Irak askeri ve HPG gerillaları birlikte katıldı. Celewla’nın geri alındığı bu çatışmalarda gerilla en az diğer güçler kadar etkin rol aldı. Ancak bu çatışmalar sonucunda gerillanın savaşa katılmadığı yönünde bir takım spekülasyonalar yapıldı.
Peki bu spekülasyonlara neden gerek duyuldu? Rudaw başta olmak üzere bir kısım basın bu gerçekliği neden pas geçti, neden kamuoyundan gizledi?
Açık söylemek gerekir. Gerilla mücadelesini gizlemek peşmergenin DAİŞ karşısında çizilen karizmasını düzeltme çabasıdır. Bunu da bilinen bazı önemli yerlerin peşmerge direnişiyle geri alındığını göstermekle yapıyorlar. Bölgede yıldızı parlayan PKK’yi ise bu şekilde elimine etmeyi amaçlıyorlar. Peşmerge ismi ne kadar öne çıkarılırsa gerilla o kadar etkisizleşirmiş gibi.
Gerillanın Şengal'den, Maxmur, Celewla, Kerkük’e kadar ki mücadelesi ortadadır. Bunu inkar etmekle birilerinin çizilen karizma düzeltilemez. Doğru olan karizma savaşından öte halk savunmasını geliştirmektir. Halkın beklediği, tarihin emrettiği de budur. Savunma güçleri içinde yer alan HPG’nin yaptığı da budur.
Gerillanın bu alandaki komutanı Agit Kelarla yaptığım görüşmede, "Gerillamız Celawla’da en ön saflarda savaştı. Ama buna rağmen buradaki mücadelemizi yok saymak ucuz hesaplar peşinden koşmaktır, gerillanın halk içindeki sempatisini geriletmek istiyorlar. Oysa biz halkımızı savunuyoruz, görevimizi yerine getiriyoruz." Diye konuştu.
Kürtlerin ortak savunma gücü, ortak siyasi iradesi Kürtlerin en büyük özlemidir. Kısmi de olsa pratikleşen bu ortak güç birliğiyle Kürtler DAİŞ gibi insanlık düşmanı bir çete sürüsüne karşı durabildiler. Görünen o ki bazıları halen bunun tarihsel önemini idrak etmekten uzaktır. Halen ortak cephede ikna değiller. İşin doğrusu kendilerine güvenmiyorlar. Belki de en büyük sorunları bu.
Sürekli dış güçlerinin, bölge güçlerinin senaryolarında yer almayı tercih ediyorlar. Oysa bu hesabın yanlış olduğu defalarca kanıtlandı. Kürtler ortak cephe oluşturdukları her yerde kazanım elde ettiler. Bu sadece askeri değil, siyasi ve diplomatik olarak da büyük kazanım sağladı.
Bu gerçeklik bazı kesimler tarafından özellikle görmezden geliniyor. Kürtlerin olgunlaşmaya başlayan birlik zeminini daha baştan engellemeye çalışan bazı basın kuruluşları da artık bu kirli amaçlarından vaz geçmelidirler. Özellikle Rudaw televizyonu kurulduğu ilk günden bugüne bu yönlü çok uğursuz bir işlev gördü. DAİŞ’e karşı savaşılan yerlerde yaptığı yayınlarla DAİŞ’e açıkça istihbari bilgi sağladı. Yayınları Türk özel-psikolojik savaş merkezlerinin on yıllardır PKK’ye karşı verdiği mücadeleden kopya edildi.
Sonuç olarak eğer Kürt güçleri bölgede hem askeri hem de siyasi olarak güç olmak istiyorlarsa birbirlerini inkar ederek değil, sahiplenerek, varlıklarına ve mücadelelerine saygı duyarak, güçlerini birleştirerek bunu yapabileceklerini bilmelidirler. Bunun dışındaki tüm ilişkiler esas değil ancak tali olabilir. Kerkük, Maxmur ve en son iki ayı aşkındır süren Kobanê direnişi buna en açık bir örnektir.