
Almanya’dan REFERANDUM notları KARLSRUHE - 6. Bölüm / Hazırlayan: Osman OÐUZ
Yurtdışında oy kullanma işleminin başlamasına günler kala Almanya’nın Karlsruhe kentindeyiz. Burada Hayır çalışmalarının genel görüntüsünü ve sorunlarını anlamak için Avrupa’da Hayır Platformu’nun yerel bileşenlerinin toplantısına katıldık, gözlemledik.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, tüm yerellerde olmasa bile birçok yerelde “birlikte iş yapma” konusunda sıkıntılar var. Bu sıkıntılar, çalışmalara katılanlar tarafından yüksek sesle de dile getiriliyor. Özellikle daha önce HDP çalışmalarına da katılmış olanlar, Hayır Platformu’nun bazı bileşenlerinin çalışmalara yeterli düzeyde sahiplik etmemesinden dert yanıyor.
Kürtler, Hayır çalışmalarının her açıdan en etkin öznesi. Demokratik Kürt Toplum Merkezleri, bazı yerellerde “motivasyon sorunları” yaşansa da, hemen hemen her yerde platformların temel gücü. Üstelik bu çalışmanın özgün gerekliliklerini düşünerek DKTM’ler, kendilerinin değil farklı renklerin öne çıkmasını istiyor, çalışmalara bu duyarlılıkla yaklaşıyor. Çalışmaların büyük oranda DKTM emeğiyle yürüdüğü birçok merkezde, “Bizimle değil diğerleriyle görüşün; onlar görünür olsun” dediklerine bizzat şahit oldum.
Buna rağmen “bazı çevreler” ise halen “Kürtlerin referandumdaki tercihi ne olacak acaba” tartışması yürütüyor; derinden derine geleneksel Türk kafasının nobran ve üstten bakışıyla Kürtleri değerlendiriyor. “Referandum sath-ı mâili” deyip çok söz etmeyelim üstüne…
Toplantı notları
Karlsruhe’deki sandıkta oy kullanacak kentlerden müteşekkil Hayır Platformu’nda NAV-DEM, DİDF ve AABK’ye bağlı dernekler ile birkaç bağımsız birey bulunuyor. Katıldığım toplantıda ise Karlsruhe Alevi Kültür Merkezi temsilcisi dışında NAV-DEM dışından hiçbir bileşen bulunmuyordu. Toptancı bir hüküm elbette yanlış olur ama başka pek çok kentte de özellikle AABK ve DİDF’in Hayır Platformu’nda yer almalarına rağmen toplantılara ve çalışmalara güç vermemesi eleştiri konusu oluyor.
Toplantıda tartışılan, gündemleşen konuları maddelerle sıralarsak, Almanya genelindeki tartışmalara dair de bir ipucu elde etmiş oluruz. Parçadan bütünü büyük oranda görebilir insan…
* Katılımcılardan biri, “Sadece yazıyoruz, başka da çok bir şey yapmıyoruz” diyordu. Oy kullanma sürecine bu kadar az zaman kalmasına rağmen halen “Hayır’ın sokağa taşınması” özellikle küçük kentlerin büyük sorunu.
* Yazı dizimizin dünkü bölümünde de dikkat çektiğimiz “soruşturma korkusu”, bu toplantıda da en fazla vakit alan tartışma oldu. Müşahit organizasyonunun önündeki en temel sorun bu. Her bir sandıkta onlarca müşahite ihtiyaç var ve pek çok kişi TC kimlik numarası ve açık kimliğiyle bu çalışmada yer almaya çekiniyor; “Ya Türkiye’ye gidersem”, “Ya konsolosluğa işim düşerse” gibi şerhlerle bu en doğal hakkını kullanmayı reddediyor. Toplantıda bu hâli, Pforzheim DKTM temsilcisi şu sözlerle mahkûm ediyordu: “Bir siyasi partiye üye olmak, herkesin en doğal hakkıdır. Kürdistan ve Türkiye’de yüz binlerce HDP üyesi var. O insanlar, o kadar düşmanlığın, saldırının ortasında üye olabiliyorken bizim Avrupa’da bu sorunu yaşıyor olmamız utanç verici. ‘Vallahi billahi yapmadım’ bilinçsiz insan savunmasıdır. Haklarını, kendini bilen insan, en doğal haklarını savunur. Biz bu hakları savunamaz hale gelirsek, haklarımızın hepsini elimizden alırlar.”
* Toplantıdaki başka bir temsilci ise, şu güzel sözlerle karşı çıktı bu yaklaşıma: “Ben Türkiye’ye gitmek istiyorum, o yüzden bir şey yapamam” diyorlar. Böyle dersen, yakında hiç gidemezsin ülkene. Biz ülkemize gönlümüz rahat, güvenlik içinde gidebilmek için de bu çalışmayı yapıyoruz.”
* Bu “güvenlik bunalımı” öyle koyu ki, toplantıda iletişim için kurulan WhatsApp grubuna dair tartışmalara bile yansıyor. Grupta bilgilerin açıkça yazılmamasını isteyenler oluyor.
* Platform her yerden müşahit bulmaya çalışırken AABK’ye bağlı yüzlerce üyesi bulunan derneklerden neredeyse hiç kimsenin çalışmaya dahil edilmemesi de eleştirildi. Karlsruhe’de kurulan sandıklarda DİDF’ten de yalnız 1 müşahit bulunacak; geriye kalan 50’den fazla müşahitin neredeyse tamamı NAV-DEM üyeleri.
* Toplantıda ortaya çıkan olumluluklar da vardı elbette. Hayır emekçileri, tüm eksiklere rağmen özellikle geçen seçimde sandığa gelmeyen seçmenlerden umutlu. Kendi çevrelerindeki gözlemlerine dayanarak birçoğunun Hayır diyeceğini düşünüyorlar. Kararsız seçmeni etkilemek içinse son dönemeçte stant ve bildiri çalışması planladılar.
* Pforzheim DKTM, süreci ciddiyetle ele almış görünüyor. DKTM, platform çalışmaları dışında, şimdiye kadar “kendi kitlesinden” 381 seçmeni -memleketlerine göre ayrıştırarak- tespit etmiş ve bu seçmenlerin sandığa nasıl taşınacağına kafa yormuş. Bu sayının oy kullanma işlemine kadar artacağı da görülüyor. DKTM, tek bir seçmeni bile es geçmemek motivasyonuyla çalışmaları yürütüyor.
Müşahitin yetkileri, SORUMLULUKLARI
Seçim çalışmalarının her dönemde en önemli gündemlerinden biri de “oyları korumak”. Bu amacın en önemli icracıları ise sandık görevlileri ve müşahitler.
Referandum için oluşturulacak sandık kurullarında AKP, CHP ve MHP’nim görevlendirdiği sandık kurulu üyeleri bulunacak. HDP, meclis aritmetiğine göre üçüncü büyük parti olmasına rağmen sandık kuruluna alınmadı; HDP adına referandum oylamasını -daha önce olduğu gibi- yalnız müşahitler takip edebilecek. Fakat müşahitlik de, sandık kurulu üyesine nazaran yetkisi az da olsa, oy güvenliği açısından kritik önemde bir görev.
Referandumda ise müşahitlik, geçtiğimiz seçimlere göre çok daha zorlu bir görev olacak. Zira oy kullanma süresi çok daha uzun. Seçmenler, 09:00-21:00 arasında oylarını kullanacak; 21:00’dan önce sandık alanına giriş yapan seçmenlerin oy kullanma işlemi bitene kadar sandık kapanmayacak.
Peki bir müşahit, nasıl davranmalı, nelere dikkat etmeli? Oy kullanma işleminin başlamasına günler kala, HDP ve CHP’nin bu konudaki metinlerinden de faydalanarak bir kılavuz hazırladık…
Temel kavramlar
Müşahit: Sandık kurulunun oluşumu, oy kullanma, zarfların ve pusulaların sayımı ve tutanakların tutulması işlemlerini takip eden; siyasi partilerin görevlendirdiği yetkili kişiye “gözlemci” ya da “müşahit” denir.
Sandık Çevresi: Sandığın 15 metre yarıçaplı çevresi.
Sandık Alanı: Sandık kurulunun görev yaptığı alanın bütünü.
Sandık Kurulu: Bir başkan, bir kamu görevlisi ve son seçimdeki ilk üç partinin bildirdiği birer kişiden müteşekkil5 kişilik kurul. Referandumda bu kurulda AKP, MHP ve CHP temsilcileri bulunacak. Kurul, oy pusulasını ve zarfını seçmene verir, sistemden seçmenin daha önce oy kullanıp kullanmadığını kontrol eder, oy kullananları işaretler, adını ve imzasını alır, oylama bittikten sonra sandığı açıp zarfları sayar, zarfları açmadan torbalara koyup ağzını mühürleyerek saklama kuruluna teslim eder.
Saklama-Ulaştırma Kurulu: Her sandıkta kullanılan oyları mühürlü torbalarda saklama ve Türkiye’ye ulaştırma ile görevli kurul. Her temsilcilik için ayrıca kurulacaktır.
Sandık Kurulu üyesi gelmezse ne olur: Yedek üyelerden biri çağrılır. Eğer kurul üç kişiden aza düşerse sandık kurulu başkanı, sandık alanında seçme yeterliliğine sahip kişiler arasından kurul üyeleri tayin etme yetkisine sahiptir.
Sandık alanında kaç müşahit bulunabilir: Her parti, temsilcilikteki sandık sayısı kadar müşahit bulundurma hakkına sahiptir. Bunlardan daha önce bilgileri kaydedilmiş üç kişi, “itiraza yetkili kişi” olarak görev yapar.
Müşahitin görevi nedir: Sandık kurulu, taraflı davranamaz; sandık alanında herhangi bir siyasi partinin veya tercihin propagandası yapılamaz; hiçbir seçmen yönlendirilemez. Müşahit bunun gibi hususlarda en etkili denetçidir.
DİKKAT: Müşahitlerin hangi sandıklarda görevli olduğu, yaka kartlarında mutlaka yazılı olmalıdır. Bir müşahit, birden fazla sandıkta da görevli olabilir.
Müşahit ne yapabilir:
* Sandık kurulunun tarafsızlığını kontrol eder.
* Seçmenlerin yönlendirilmediğinden emin olur; dezavantajlı (yaşlı, engelli vs.) seçmenlerin refakatçilerine dikkat eder.
* Mükerrer oy kullanılmasını önlemek için her seçmenin isim ve imzasının alındığından ve bilgisayar sisteminde (SEÇSİS) “Oy Kullandı” olarak işaretlendiğinden emin olur. (Referandumda seçmenler istedikleri temsilcilikte oy kullanabildiği için bu takip çok önemli. Keza geçen seçimlerde yurtdışında AKP’lilerin mükerrer oy kullanma girişimleri olmuş ve yakalananlar tutanakla kayıt altına alınmıştı.)
* Seçmenlerin sandık başına elektronik cihazla girmediğinden emin olur.
* Bir usulsüzlük tespit ettiğinde hemen itiraz eder; usulsüzlüğün giderilmediği durumlarda şikayetini mutlaka tutanak haline getirir.
* Oy verme işlemi bittiğinde, saat tutanak defterine geçirilir; oy kullananları belirten imzalı sandık seçmen listesinden toplam seçmen sayısı tespit edilir ve yüksek sesle duyurulur.
* Her oy verme günü sonunda oy torbalarına sadece kullanılmış oyların bulunduğu zarflar sayılarak koyulur; oy torbasının ağzı mutlaka mühürlenir. Torbaya zarflar dışında hiçbir şey (mesela mühürler) konulamaz. Müşahit, bu işlemi takip etme hak ve sorumluluğuna sahiptir. Zarf sayım ve dökümü açık olarak yapılmak zorundadır.
* Yurtdışındaki son oy kullanma günü olan 9 Nisan akşamı (veya temsilcilikteki son gün) ise oy torbasının alt kısmına kullanılmayarak artan oy zarfları ve pusulaları konulup boğum şeklinde bağlanır; torbanın boğumdan sonraki kısmına ise o gün kullanılan oyların bulunduğu zarflar konulur ve torbanın ağzı mühürlenir. Diğer seçim malzemeleri ise HARİCEN Saklama-Ulaştırma Komisyonu’na teslim edilir. Müşahit, bu işlemlerin doğruluğunu kontrol eder.
Şikayet/itiraz nasıl yapılır:
Seçmenler, müşahitler, sandık kurulu üyeleri, itiraza yetkili kişiler… Sandık alanında bulunan seçme yeterliliğine sahip herkes sözlü veya yazılı şikayette bulunabilir.
Sandık Kurulu, sözlü şikayetleri tutanağa geçirmek ve şikayetçinin imzasını almak durumundadır. Bundan sonra kurul, şikayetin “itiraza yetkili kişiden” gelip gelmediğine bakar. Eğer itiraza yetkili kişiden gelmiyorsa, hemen reddetme hakkına sahiptir; fakat itiraza yetkili kişiden gelen şikayetler, kurulca görüşülür.
Şikayetin haklı ve yerinde görülmesi durumunda kurul, şikayet konusu işlemi hemen düzeltir.
Şikayetin haksız olduğuna veya süresinden sonra yapıldığına karar verilirse ise bu karar hakkında tutanak tutulur, kurul üyeleri ve başkan tarafından imzalanır ve tutanak defterine işlenir; bu tutanağın bir örneği de şikayetçiye verilir.
Kurul kararları salt çoğunluk ile alınır; oylar eşitse, başkanın bulunduğu tarafın oyu üstün tutulur.
Müşahitlerin yanlarında bir “itiraz dilekçesi örneği” bulundurmaları çok önemlidir.
CHP’lilerin HAYIR’ı
Mannheim Merkez Tren İstasyonu’nda yağmur altında yürürken üzerinde büyük bir Türkiye haritası üzerinde “Hayır” yazan, Türk bayraklarıyla süslenmiş bir stantla karşılaşıyoruz. Masada herhangi bir siyasi partinin sembolü yok; ama ekseriyetle CHP’liler bulunuyor.
CHP, yurtdışı seçim bölgesinin üçüncü partisi ve ‘Hayır’ diyenler arasındaki güçlü bir özne. Yurtdışında CHP’liler ise çok mobillize değil. CHP’den çok daha az oy alan, hatta oyları ancak binlerle ifade edilebilen bazı hareketler bile yurtdışındaki Türkiyeli kamuoyunda daha fazla görünür oluyor. Fakat CHP’liler, tüm bunlara rağmen Hayır kampanyasında bir hayli yol kat ettiklerini söylüyor. Hayır’ın ulaştığı güçten memnun ve referandumdan çıkacak sonuçtan umutlular.
Söz ilk olarak Türkiye ile Almanya ve Hollanda başta olmak üzere Avrupa ülkeleri arasındaki krizden açılıyor. CHP’liler, bu konuda AKP’ye oldukça kızgın. AKP’nin Türkiye’nin imajına zarar verdiğini, Avrupa toplumunda da bunun karşılığı olduğunu söylüyorlar. Bu gelişmenin Evet cephesini güçlendireceğini ise hiç düşünmüyorlar; hatta aksine CHP’liler, bu gelişmelerle birlikte yurtdışındaki Türk seçmenlerin tedirgin olacağını ve Hayır’ı tercih edeceğini söylüyor. “Çünkü” diyorlar, “referandum bittikten sonra da bu insanlar buralarda yaşamayı sürdürecek. Yaşadıkları ülkelerle bu düzeyde karşı karşıya kalmayı istemezler.”
Üstelik bunu bir “milli mesele” olarak da okuyorlar; Türkiye’nin “muz cumhuriyetleri” klasmanına düşürülmesine, AKP’nin bu sonucu yaratmasına kızgın görünüyorlar.