Bu bir savaş kararı mıdır?
Şimdilik ironi ile savaş uçuca:
Reyhanlı’daki bombaların adresi önemli değil, önemli olan, Türkiye’nin savaş tansiyonunu yükseltmesi.
Erdoğan’ın yardımcısı Atalay, Suriye istihbaratını “olağan şüpheli” ilan etti.
Davutoğlu bu patlamadan sonra:
“Kimse Türkiye’nin gücünü test etmeye kalkmamalıdır” diyerek, Erdoğan’ın muhtemel bir kara harekatına “start” verir gibi konuştu.
Ve sonunda Erdoğan’da ABD ziyareti öncesi gündemi açıkladı:
“Ana gündem maddesi Suriye”.
…
Reyhanlı’da katledilenler büyük bir ihtimalle “Aleviler”, yani Beşar Esad’ın doğal yandaşları.
Böylece, Suriye’ye karşı bir savaşın “ilk adımı”.
Azmettirenler ve yaptıran güç kim olursa olsun, Reyhanlı’daki saldırı 11 Eylül saldırısının “mini”sidir.
11 Eylül saldırısından sonra dünyada uluslararası hukuk hem var hem de yoktur artık.
ABD, diğer devletlerin hükümranlık alanlarında “örtülü askeri operasyonlar” düzenler, ve burada söz konusu olan, devletlerarası hukukun ihlali değildir artık.
Hiçbir gücün ABD’ye müdahale hakkı yoktur; ABD’nin bu hakkı “meşru mudafaa”dır.
Şimdi sıra Türkiye’de.
Bu mini örnek, Erdoğan yönetiminin “intikam” operasyonları için yeterli olacaktır.
Ancak, ABD’nin bir kara harekatı gerçekleştirmesi mümkün görünmemektedir.
Nedeni: ABD askerlerini Ortadoğu’da telef etmeyecek “acı tecrübeler” yaşadı.
Irak ve Afanistan örnekleri var.
Bundan dolayı da, eğer bir kara harekatı yapılacaksa bunun öncülüğünü Türkiye yapacaktır.
Bunun zemini hazır: Suriye “Osmanlı topraklarına” dahil değil miydi?
Bakın 20 Ekim 1921 tarihinde Türkiye ile Fransa arasında imzalanan Ankara Anlaşması’nda nasıl bir madde koymuş:
“İskenderun bölgesi için özel bir yönetim kurulacaktır. Bu bölgenin Türk ırkından olan halkı, kültürlerinin gelişmesi için her türlü kolaylıktan yararlanacaktır. Türk dili orada resmi bir niteliğe sahip olacaktır”.
Sonra ne oldu?
Fransızların terkinden sonra, 7 Eylül 1938’de Hatay Devleti kuruldu.
10 aylık bir sürede, Türk işgali gerçekleşti. Fransa’ya sus payı olarak 7 milyon Fransız Frank’ı ödendi.
Direnen Kürtler’e karşı caydırıcı askeri harekat başlatıldı.
Devlet Başkanı Tayfur Sökmen ve meclisi de korku ve para çemberine alınarak Türkiye’ye katılmak zorunda bırakıldılar.
Adına “referandum” dendi ve 29 Haziran 1939’da Hatay Devleti Türkiye’ye biat etti.
…
Şimdiki tablo:
Türkiye, Kürt gerillalarının çekilmeye başlamasıyla birlikte, hemen “ikinci bir savaş cephesi açtı”.
Suriye’ye dokunacak bir Türkiye’nin ilk hedefi “Rojava”, ikinci hedefi Kerkük ve Musul’dur.
Ordular Kürdistan’dan geçecekler.
Esad’a karışacaklar mı?
Rusya adına açıklama yapan Duma Dışilişkiler Komisyonu Başkanı Puşkov: “Türkiye’deki saldırıyla ilgili Suriye’yi suçluyorlar. Her zaman ve her olayla ilgili suçladıkları gibi. Burada barış konferansını engellemek ve askeri operasyonu öne çekmek isteyenler var.”
Büyük ihtimalle Şam’a giriş için Rusya’dan “kırmızı çizgi” kondu.
Ya Kürdistan?
Merakla bekleniyor?
Türkiye Kürdistan’ı işgal etmek için bir operasyon başlatacak mı?
Önemlisi, buna karşı Kürdistan halklarının cevabı ne olacak?
Karmaşada ‘savaş kararı’
Sessiz konuştu, ama Erdoğan ABD’ye gitmeden önce yakınen iki hafta önce kararı verdi: “ABD karadan Suriye’ye girerse destekleriz”.