Almanya’nın Kassel kentinde Rojava Komitesi ile Protestan Kilisesi, “Hep beraber savaşa karşı” adıyla Rojava için dua gecesi düzenledi.  Bruder Kirsche’de düzenlenen çok sayıda Kürdistanlı ve dostlarının katıldığı etkinlik Kürt çocuklarının korosunun “Axa Rojava” parçasını seslendirmesiyle başladı. Kilise Papazı Stephan Nadolny açılış konuşmasında “Bugün buraya Rojava’da yaşanan katliamların durması için dua edeceğiz“ dedi.

Kilisenin müzik grubunun seslendirdiği parçalar ile devam eden etkinlikte Rojava’daki demokratik özerklik modeline ve şu an içinde bulunduğu işgal ve soykırım saldırılarına ilişkin sunumlar da yapıldı. Rojava’da kadının yaşamdaki öncülüğü ile Kassel’de bulunan silah fabrikalarına karşı ne yapılması gerektiğine ilişkin tartışmaların da yürütüldüğü etkinlik dualar ve yemeklerle sona erdi.

Britanyalı dosttan bir mektup

Etkinlikte yaklaşık bir yıldır Rojava’da yaşayan Britanyalı, enternasyonalist bir kadının gönderdiği ve Rojava’da kadın mücadelesi etrafında şekillenen yaşamını anlattığı mektup da okundu. Mektupta şu vurgular dikkat çekti: “Bir senedir Rojava’dayım, ve en büyük şansım burda kadın hareketi ile beraber çalışmak. Farklı kadınlarla ile yaşıyorum, Arap, Ermeni, Kürt, Suriyeli, Êzîdî ve birçok farklı halktan kadınlar… Genç kadınlar, anneler, savaş cephesinde kendilerini ve bizi koruyan kadınlar ile yaşıyorum. Saat 04:00’te uyanıp koyunları sağan, üniversiteye giden, hata saat 04:00 hala uyumayan, silahları elinde savaşan kadınlar ile yaşıyorum.  Bu çok güzel bir resim, abartılı değil. O kadar güzel ki; gözlerimin önünde akan berrak bir su gibi… Bu bir masal değil ben yaşadım ve yaşamaya devam ediyorum. Kadınlar nasıl organizeli çalışıp sorunlarla başa çıkıyorlar, hatta farklı düşünceler ve fikirlerin nasıl tartışıp güzel sonuçlar çıkabileceğini gördüm. Bir kadın sadece bir kadın değil birçok şey olabiliyor.

Rojava Devrimi’nde yaşadım

Çalışmalar, kültür, gelenek ve aile bizi belirliyor. İşte bu çalışmalar bize farklı perspektifler veriyor ama aynı olduğumuz anlamına gelmiyor. Rojava Devrimi’nde yaşayıp gördüm. En güzeli de, burda özerkliliği, kendini savunmayı, kapitalist moderniteye karşı yaşamayı ve nasıl yaşayacağımı öğrendim. İşte budur Rojava Devrimi. Ama bunu kabullenemeyen güçler vardı ve 9 Ekim’de işgal girişiminde bulundular. Ben Serêkaniyê’deydim ilk bombalar düştüğünde. Ve artık barışçıl yaşam sona ermişti. Öğleye doğru yemeğimizi yerken ailelerin nasıl kaçtığını ve kentin savunma güçlerinin nasıl savunmaya geçtiğini gördüm. Barbar Türk askerlerinin, DAİŞ çeteleriyle beraber nasıl saldırdıklarını gördüm. Ama dünya her şeyin farkında ve artık insanlar dayanışma sağlamalı. İnsanım diyen herkes bu barbarlığa karşı çıkmalı.”

KASSEL