Radikal dinci çeteleri bir maşa olarak kullanıp Ortadoğu’daki kaostan nemalanan Katar’a yönelik iki yıl önce başlayan ekonomik ve diplomatik ambargo sürüyor. Katar, AKP ve himayesindeki çeteler, bir nevi kader birliği içinde.
TARIQ HEMO / HABER/ANALİZ
Arap ülkelerinin Katar Emirliğine uyguladığı siyasi ve ekonomik ambargo ikinci yılı geride bıraktı. İki sene önce 5 Haziran 2017’de bir tarafta Katar, diğer tarafta Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır ve Bahreyn’in bulunduğu taraflar arasında büyük bir kriz baş gösterdi. Bu krizin neticesinde Katar’a karşı siyasi ve ekonomik ambargoya gidildi. Söz konusu Arap ülkeleri Katar’a sınır kapıları ve hava sahasını kapattı. Diplomatik ilişkileri askıya aldı.
O günden bu yana medya üzerinden yürütülen savaş da aralıksız sürüyor. Katar ve ona karşı olan Arap ülkeleri karşılıklı birbirlerini “teröre destek vermekle” suçluyor. Yaşanan kriz ve çatışmanın gerçek nedeni neydi? Niye bu ülkeler Katar’a karşı sert yaptırımlara gitti? Gelinen aşamada durum ne?
Katar Müslüman Kardeşler’e oynadı
Çıkarlar üzerinden ortaya çıkan bu ilişki ve çelişkiler, 2011’de paklak veren ve “Arap Baharı” olarak nitelendirilen halkların baskıcı rejimlere karşı başkaldırı sürecinin patlak vermesine dayanıyor. O süreçte Katar, başta El Cezire televizyonu olmak üzere kendi basınıyla Arap dünyasında farklı bir çizgi izlemeye başladı. Daha sonra tüm Ortadoğu’nun başına bela olacak siyasal İslamcı gruplara destek verdi. Bu destekle Arap ülkelerindeki rejimleri ekarte edebileceğini hesapladı. Bu tutum Arap ülkelerinin hoşuna gitmedi. Başta Suudi Arabistan, Katar’ı uyararak yürüttüğü çizgide değişikliğe giderek artık siyasi İslamcı grupları desteklememesini istedi.
Katar ise başta Müslüman Kardeşler örgütü olmak üzere Mısır, Libya ve Suriye’de radikal çetelere destek vermeye devam etti. Katar, 2012’de Mısır’da Müslüman Kardeşler’in iktidar olmasıyla artık Arap dünyasında belirleyici güç olduğuna ve hükümetleri-rejimleri değiştirebileceğine inanmaya başladı. Ancak bu beklentileri olmadı. Birleşik Arap Emirlikleri’ni (BAE) de yanına alan Suudi Arabistan sürece müdahale etti, Mısır ordusuna destek vererek Müslüman Kardeşler hükümetine karşı askeri darbenin alt yapısını oluşturdu.
Erdoğan’ın can dostu Mursi alaşağı oldu
2013’te Mısır’da Müslüman Kardeşler hükümetinin başındaki Mihemed Mursi ile diğer Müslüman Kardeşler üyesi yöneticiler devrilerek cezaevine atıldı. Bu askeri darbe ile birlikte Arap dünyasında Katar’ın etkisi kırıldı. En büyük Arap ülkesi olan Mısır’ın yönetimi bir anda el değiştirerek Katar yanlılarının kontrolünden, karşıtların eline geçti.
2011 yılında Katar ve karşı cephede bulunan ülkeler arasında baş gösteren soğuk savaş, 2017 yılına kadar sürdü. Katar’ı Arap dünyasındaki teröre destek vermekle suçlayan Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır ve Bahreyn 2017 yılında Katar ile diplomatik ve ekonomik ilişkilerini askıya aldı. Yine Katar’a ağır bir ambargo uygulayarak medya üzerinden karşıt kampanyalar yürütüldü.
Öbür yandan da Katar sınırına asker yığarak 300 yıldır Katar’da hüküm süren Al Thani (El Sani) ailesine mensup bazı bireyleri Doha yönetimine karşı kışkırtarak onları Katar’ın “gerçek emirleri” olarak ön plana çıkarmak istediler.
Kuveyt arabulucu
Kuveyt Emiri’nin arabuluculuğuyla bu dört ülke yerine getirmesi durumunda Katar ile ilişkilerin normelleşeceğini dile getirdikleri 13 maddeden oluşan koşulları sundu. Bu listede özetle Katar’ın artık terör örgütlerine desteğini kesmesi, Arap ülkelerinin içişlerine müdahale etmemesi, DAİŞ, El Nusra, Müslüman Kardeşler’in diğer bütün tonları ve Lübnan Hizbullah’ı gibi örgütleri terörist ilan etmesi istendi. Bu ülkeler Doha hükümetinden İran ile ilişkilerini kesmesi ve Türkiye’nin Katar toprakları üzerinde kurduğu askeri üsün kapatılması şartlarını ileri sürdü.
Katar’ın yerine getirmesi gereken şartlardan birisi de El Cezire televizyonunun kapatılması ve Arap rejimlerine karşı propoganda yapan kişilerin basın kuruluşlarından atılması ve propoganda imkanlarının ellerinden alınmasıydı.
Bu talepleri reddeden Katar, Arap ülkelerinden “Halkın iradesini tanımalarını” isteyerek ‘siyasi reformlara’ gitmelerini talep etti. İran ve Türkiye ile ilişkilerinin bağımsız bir ülke olan Katar’ın kararı olduğu söylendi. Katar bu talepleri dikkat almadığı gibi Mısır, Yemen ve Libya’daki dinci çetelere destek vermeye devam etti. Yine medyada kullanıldığı karşıtlaştırıcı dili değiştirmedi. Suudi Arabistan, Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri aleyhine propoganda yapan karşıt kesimlere daha fazla olanak sağladı. Tahran ve Türkiye ile olan ilişkilerini daha da güçlendirmekten geri durmadı.
Mevcut durumda Katar, 8 yıl önce başlattığı siyasi çizgide yürümeyi sürdürüyor. Libya’da İslami ögütlerce kurulan Siraç hükümetine destek veriyor. Yine bu hukümeti oluşturan siyasi örgütlere askeri ve siyasi destek vererek, Mısır ve Suudi Arabistan tarafından desteklenen General Hefter’e karşı savaşmaları için onları finanse ediyor.
Arap ülkeleriyle İran arasında baş gösteren krizde Katar, İran’dan yana ve krizin çatışmaya dönüşmemesi için ABD ile ilişkilenerek arabulucu rol oynamaya çalışıyor.
İran ve Türkiye ile ilişkilerini daha da güçlendiren Katar, bu iki büyük ülkenin caydırıcı olacağını, Türkiye ve İran’a rağmen Suudi Arabistan, Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin kendisine yönelik askeri bir saldırıyı göze alamayacaklarını hesaplıyor.
Katar Emiri daha önce bu ülkelerin yapacağı bir askeri operasyonla tahttan indirileceğinden korkuyordu. Bu nedenle de AKP’den Doha’daki ‘İslami hükümeti’ korumak için Katar’a asker göndermesini talep etti. Aynı zamanda İran ile bazı askeri anlaşmalar imzaladı.
AKP çelişkilerden nemalanıyor
30 Mayıs’ta Suudi Arabistan’ın Mekke kentinde başlayan İran karşıtı 3 konferansa katılan Katar heyeti toplantıları terk etti ve toplantı sonunda hazırlanan sonuç bildirgelerine katılmadı.
Türk devleti ise bu çelişkiden nemalanıyor.
Katar Emiri bir süre önce milyarlarca dolar olarak ifade edilen para yardımıyla çöken AKP ekonomisini ayakta tutmaya çalışıyor. Yine Müslüman Kardeşler gibi örgütler ve Yusif El Kardavi gibi şahsiyetler üzerinden Katar ve AKP, Arap dünyasını kendilerine göre dizayn etmeye çalışıyor.
Katar’ın Kürt düşmanı politikaları
Bu şekilde Katar ve Türkiye, Arap ülkelerinin içişlerine müdahale ediyor. AKP ve Katar’a bağlı istihbarat örgütleri Libya, Suriye ve Mısır’da tahribatlara yol açıyor. Cihatçı çete gruplarını finanse ederek ve onlar üzerinden kaos yaratarak bu ülkelerin yönetimlerinin el değiştirmesini sağlamaya çalışıyorlar.
Türkiye’de halkın desteği azaldığı için zayıflayan AKP hükümeti Katar’ın yardımı ile bölgeyi daha da istikrarsızlaştırarak konumunu tekrar güçlendirmeyi hedefliyor.
AKP, radikal dinci çetelerin üzerinden bölgedeki konumunu güçlendirmeyi ve söz sahibi olmayı amaçlıyor. Katar da AKP’nin politikasını esas alıyor.
Bu yüzden de Kürtlere karşı düşmanca politikalara girişiyor ve Kürt karşıtlığını destekliyor. AKP’nin etkisinde olan Katar medyası da Rojava’daki statü ve Kürt Özgürlük Mücadelesi’ne karşı karalama kampanyaları yürütüyor. Katar medyası adeta AKP’nin özel savaş aygıtları gibi Kürtlere karşı düşmanlık yapıyor. Katar, AKP üzerinden QSD’nin savaştığı çete gruplarına destek veriyor. DAİŞ’in temizlenmesi operasyonunda Katar medyası gerçekleri tersyüz ederek DAİŞ’lileri sürekli ‘sivil’ olarak lanse etti. AKP ve Doha yönetimi Kürtlere karşı bir eşgüdüm siyaseti yürütüyor.
Bu süreçte Suriye Demokratik Meclisi (MSD) ve Rojava yönetimi Katar’ın dışındaki Arap ülkeleriyle ilişkilerini güçlendiriyor. Mısır, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’ne AKP ve Katar’ın Suriye’de oynadığı olumsuz rolün sona ermesi ve çete gruplarına verdikleri desteğin sona erdirilmesi, Türkiye’nin Suriye’deki işgaline son verilmesi için harekete geçmeleri isteniyor. Arap ülkeleri Katar’a karşı yürüttükleri siyasette kararlılar. Ambargoyu daha da ağırlaştırarak Türkiye ve İran’ın bölgedeki etkilerinin kırılmasını sağlamaya, Arap ülkelerinin içişlerine müdahalelerini sonlandırmaya çalışıyorlar. Bunun için de Katar’ın bölgedeki kaosun sürmesindeki rolüne son vermesi, etrafında topladığı radikal dinci terör örgütlerini kovması ve Türkiye’nin Katar’daki askeri varlığına son vermesi gerekiyor. Kürtler de Katar’ın Arap dünyasına dahil olması, AKP ile bölgenin istikrarlaştırılması üzerine kurgulanmış ilişkilerine son vermesi ve Kürt Özgürlük Mücadelesi’ne karşı yürüttüğü karalama kampanyası ve saldırılarını sonlandırmasını istiyor ve bekliyor.