Kürtler kolektif olarak istisna bir rejim kapsamına alındı, hukuk dışı ve statüsüz bırakıldı

  • Demokratik Kürt Hukukçular Konferansı, geçiş hukuku kapsamında 'çerçeve yasa'nın, herhangi bir kategorik ayrım gözetmeksizin tüm örgütsel kademeleri ve yapıları kapsayan bütünlüklü bir yaklaşımla düzenlenmesini istedi.
  • Konferans, negatif barış aşamasından pozitif barış aşamasına geçişin sağlanması için 'çerçeve yasa' dahil tüm düzenlemelerin, taraflarla tartışılarak düzenlenmesini, sürecin başarısı için bir zorunluluk olduğunu vurguladı.

 

Demokratik Kürt Hukukçular Konferansı, eşit yurttaşlık, ana dil hakkı, yerel demokrasi, kimlik ve kültürel haklar, kadın özgürlüğü ve eşitliği ile demokratik temsil ilkelerini esas alan çoğulcu, sivil, yeni ve kurucu bir anayasal düzenin inşa edilmesi gerektiğinin altını çizdi.

Birçok hukuk kurumunun çağrısıyla “Özgürlük, statü ve barış için demokratik hukuk” şiarıyla hafta sonu ÇandAmed Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen Demokratik Kürt Hukukçular Konferansı’nın sonuç bildirgesi açıklandı. Açıklamanın Kürtçesini Amed Baro Başkanı Abdulkadir Güleç, Türkçesini ise Avukat Suzan Akipa okudu. Açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucu unsuru olan Kürt halkı, aynı Cumhuriyet tarafından yok sayılmış, Kürtlerin varlık, kimlik ve kültür haklarına karşı inkâr siyaseti yürütülmüştür. Bir asır boyunca Kürtlerin temel insan hakları ile halk olmaktan kaynaklı kolektif hakları yok sayılmıştır. Kürtler kolektif olarak istisna bir rejim kapsamına alınmış, hukuk dışı ve statüsüz bırakılmıştır.

Çağrıyla kırılma yaşandı

Tüm bu hukuk dışı ve statüsüzlük sürecinde, Sayın Abdullah Öcalan'ın 27 Şubat 2025'te yaptığı Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı ile tarihsel bir kırılma yaşandı. Sayın Öcalan, PKK’nin feshi çağrısını yaptı ve ‘Şüphesiz pratikte silahların bırakılması ve PKK'nin kendini feshi, demokratik siyaset ve hukuki boyutun tanınmasını gerektirir’ diyerek demokratik siyaset ve hukukun gerekliliğine vurgu yaptı. Konferansımız, Sayın Öcalan'ın çağrısına tarihsel bir önem atfeder. Konferansımız, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin devam etmesi ve demokratik siyaset ile hukuki boyutun tanınması için gerekli olan hukuksal çalışmaların yapılması konusunda aktif sorumluluk alacağını ifade eder.

Yeni bir hukuksal düzen

Konferansımız, güvenlikçi, cinsiyetçi, milliyetçi, mezhepçi hukuksal kodların terk edilerek kadınların özgürlüğünü ve eşitliğini esas alan, demokrasi ve ekolojiye duyarlı, temel hak ve özgürlükler ile grup haklarını önceleyen yeni bir hukuksal düzenin oluşturulmasını gerekli görür. Bu temelde de yasal ve anayasal tanınmanın, sosyal varlık ve siyasal yaşamın temeli olduğunu deklare eder. Demokratik toplum, kadınların kendi hukukunu ve örgütlü iradesini kurabildiği ölçüde yaşam bulacaktır. Bu nedenle de demokratik, ekolojik ve kadın özgürlükçü bütüncül bir hukuk inşasını savunuyoruz. 

Yasal ve anayasal tanınma

Konferansımız, öncelikli olarak Kürt sorununun güvenlikçi politikaların konusu olmaktan çıkarılarak demokratik müzakere ve siyasal çözüm yöntemleriyle ele alınması gerektiğini vurgular. Kürt halkının dili, kültürü, kimliği, tarihsel hafızası ve siyasal iradesiyle Demokratik Cumhuriyet içerisinde diğer halklar ve inançlarla birlikte eşit ve kurucu bir özne olarak yasal ve anayasal tanınmasını savunur. Bu bağlamda, ana dilin kamusal alanda kullanımını ve ana dilde eğitim hakkını savunur. Konferansımız, Kürtçe başta olmak üzere ana dilimizi sosyal yaşamlarımızda ve çalışmalarımızda kullanmak için duyarlılık çağrısı yapar ve bu konuda etkin sorumluluk alır.

Mevcut yurttaşlık anlayışı, Kürtlerin, farklı kimlik ve inançların, kadınların; eşit, özgür ve kurucu özne olarak varlığını güvence altına alacak biçimde yeniden tanımlanmalıdır. Kadınların siyasal, toplumsal ve hukuksal süreçlere kurucu irade olarak katılımı, demokratik yurttaşlığın temel ölçütlerinden biri olarak kabul edilmelidir. Barış ve müzakere süreçlerinde kadınlar yalnızca katılımcı değil, karar veren ve süreci kuran temel aktörler olarak yer almalıdır.

Kapsamlı geçiş hukuku

Konferansımız, çatışmalı dönemden demokratik topluma geçiş için kapsamlı bir geçiş hukukunu gerekli görür. Bu kapsamda da silahlı çatışmanın sona ermesiyle birlikte silah bırakanların, siyasi nedenlerle cezaevinde bulunanların, sürgünde yaşayanların ve vatandaşlıktan çıkarılanların, demokratik ve sosyal yaşam ile demokratik siyasete katılımını sağlayacak yasal düzenlemeler derhal yapılmalıdır. Geçiş hukuku kapsamında çıkarılması gerekli olan 'çerçeve yasa', herhangi bir kategorik ayırım gözetmeksizin tüm örgütsel kademeleri ve yapıları kapsayan bütünlüklü bir yaklaşımla düzenlenmelidir. Konferansımız, negatif barış aşamasından pozitif barış aşamasına geçişin sağlanması için çerçeve yasa dahil tüm yasal demokratik düzenlemelerin, çözümün taraflarıyla tartışılarak düzenlenmesini, sürecin başarısı için bir zorunluluk olarak görür.

Başmüzakereci statüsü

Konferansımız, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin temel aktörlerinden olan Sayın Öcalan’ın hukuki statüsünün demokratik çözüm sürecinin temel başlıklarından biri olduğunu kabul eder. Bu kapsamda Sayın Öcalan'ın başmüzakereci statüsünün hukuken de tanınması ve güvence altına alınması için yetkililere çağrı yapar. Sürecin başarısı için demokratik müzakereyi yürüten Sayın Öcalan'ın özgür çalışma ve iletişim koşullarının sağlanması, toplumsal ve siyasal aktörlerle doğrudan temas kurabilmesinin önündeki engellerin kaldırılması ve nihai olarak koşulsuz bir şekilde serbest bırakılmasını bir zorunluluk olarak görür. 

AYM ve AİHM kararları

Bununla birlikte insan hakları rejimi kapsamında 'umut hakkı'nın uluslararası yargı kararları doğrultusunda iç hukukta tanınması ve öngördüğü gerekli yasal değişikliklerinin gecikmeksizin yapılması gerektiğini ifade eder. Gerekli yasal değişikliklerin bir an önce yapılması için Meclis'e çağrı yapar. Konferansımız, ayrıca AYM ve AİHM kararlarının derhal uygulanmasını, hukuk devletinin bir gereği olarak kabul eder.

Kurucu anayasal düzen

Konferansımız, demokratik anayasal dönüşüm ve toplumsal yüzleşmenin kaçınılmaz bir ihtiyaç olduğunu belirtir. Bu temelde eşit yurttaşlık, ana dil hakkı, yerel demokrasi, kimlik ve kültür hakları, kadın özgürlüğü ve eşitliği ile demokratik temsil ilkelerini esas alan çoğulcu, sivil, yeni ve kurucu bir anayasal düzen inşa edilmelidir. Konferansımız, yeni anayasa yapım sürecine kadınlar başta olmak üzere bütün toplumsal dinamiklerin katılımını savunur ve bu konuda sorumluluk üstlenir.

Entegrasyon komisyonları

Bununla birlikte faili meçhuller, ekolojik kıyım ve tahribatlar, köy boşaltmaları, göçertme politikaları, işkence, cezasızlık ve kültürel inkâr politikalarıyla yüzleşmek amacıyla ve demokratik entegrasyon hukuku kapsamında Hakikat, Yüzleşme ve Toplumsal Onarım Komisyonları kurulmalı; mağduriyetlerin giderilmesi ve toplumsal hafızanın onarılması için gerekli mekanizmalar oluşturulmalıdır. Konferans bileşenimiz, demokratik toplum düzeninin inşası sürecinde oluşturulacak hukuk komisyonlarda aktif rol alabileceğini deklare eder.

Yerel yönetim özerkliği

Konferansımız, yerel yönetimlerin idari ve mali özerkliklerinin anayasal güvenceye kavuşturulması ve Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı üzerindeki çekincelerin kaldırılmasını gerektiğini kabul eder. Konferansımız, kayyum uygulamalarına derhâl son verilmesini; seçilmiş belediye eşbaşkanlarının ve yerel yöneticilerin görevlerine iade edilmesini ve eşbaşkanlık sisteminin anayasal ve yasal güvenceye kavuşturulmasını talep eder. Konferansımız, komünleri; ekoloji-mahalle ve kent meclislerini, kooperatifleri, kadın ve gençlik meclislerini yerel demokrasinin asli unsurları olarak kabul eder. Bununla birlikte konferansımız, ekolojik yıkıma sebebiyet veren her türlü şahsi ve idari eylemlere karşı hukuksal mücadele içinde olacağını deklare eder.

Ortak ve örgütlü mekanizma

Konferansımız iki gün boyunca yürütülen tartışmalar sonucunda, Kürt hukukçular olarak birliğimizi sağlamaya çağrı yapar ve çeşitli barolar ile hak ve hukuk kurumlarına üye Kürt hukukçuların ortak ve örgütlü mekanizmalarının oluşturulması konusunda, konferans çağrıcısı olan kurumları, sorumlu ve yetkili kılmaya karar verir. Konferansımız, konferans hazırlık komisyonuna gönderilen çalışma gruplarının raporları, sunumlar, mesajlar ve delegasyon ile katılımcıların değerlendirmelerinin; tarihsel ve toplumsal hafızaya güç katması ve hukuki mücadeleye ivme kazandırması amacıyla kayıt altına alınması, arşivlenmesi, yazılı veya görsel materyal olarak basılması ve bu kapsamda özgün hukuksal çalışmaların yapılması konusunda, konferans çağrıcıları olan kurumları sorumlu ve yetkili kılmaya karar verir. 

Hukukçular Konferansı

Konferansımız, Kürt hukukçuların katılımıyla Kürt Ulusal Hukukçular Konferansı'nın düzenlenmesi için çağrı yapar ve ilgili konferansın düzenlenmesi konusunda aktif sorumluluk alacağını taahhüt eder. Konferansımız, ileri tarihte düzenlenecek olan Kürt Ulusal Hukukçular Konferansın'ın delegasyonunun belirlenmesi için çağrıcı kurumların oluşturacağı ortak ve örgütlü mekanizmayı yetkili ve sorumlu kılar.” AMED