- Garzan’dan getirilen cenazelerin yeniden defnedildiği alanlarda yapılan saha çalışmasında bazı mezar yerlerinin boş olduğu anlaşıldı.
- Bazı cenazelerin ise mezar görünümü olmayan çukurlara, ağaç diplerine ve yağmur kanalının bulunduğu alana gömüldüğü görüldü.
ERDOĞAN ALAYUMAT/İSTANBUL
Bedlîs'in (Bitlis) Oleka Jor (Yukarı Ölek) mezrasındaki mezarlıktan çıkarılarak İstanbul Adli Tıp Kurumu’na gönderilen ve daha sonra Kilyos Mezarlığı’nda kaldırımın altına gömülen cenazeler, kamuoyuna yansıyan gelişmelerin ardından mezarlık içerisindeki farklı adalara taşınarak yeniden defnedilmişti. Cenazelerin defnedildiği belirtilen bazı mezarların boş olduğu ortaya çıktı. Bazı cenazelerin ise mezar olarak düzenlenmiş alanlara değil, mezarlar arasında açılmış ve herhangi bir mezar görünümü taşımayan çukurlara defnedildiği belgelendi.
PKK’li Süheyla Kaya (Zilan) ve Zehra Kısaoğlu’nun (Raperîn) cenazeleri, bir ay önce DNA eşleşmeleriyle tespit edildi. Aileler ile birlikte 21 Eylül’de Kilyos Mezarlığına gittiğimde ise karşılaştığım manzara, cenazelerin akıbetine ilişkin yeni bulguları ortaya çıkardı. Mezarlık girişinde bir süre bekletildikten sonra 23 numaralı adaya doğru harekete geçtik. İlk önce Süheyla Kaya’nın kemiklerinin bulunduğu mezarın başına gittik. Mezar dedikleri alanda mezara benzeyen hiçbir bulguya rastlamadık. Daha sonra mezarlık görevlileri, üstü hafif çukur olan bir alanı kazmaya başladı.
'Sarı torba' önünde ailelerin fotoğrafı
Kısa süre sonra üzerinde mezar numarası ve Adli Tıp numarası olan tamamen parçalanmış bir plastik kap çıktı. Bir süre daha alanı kazan görevliler, ağaç kökü altında 'sarı torba' içinde bulunan kemikleri çıkardı. Bu kemikler dezenfekte edilip teslim edildikten sonra imzalatılan onlarca belge yetmiyormuş gibi mezarlık görevlileri tarafından 'sarı torbalar' önünde ailelerin fotoğrafları çekildi. Fotoğraf çekiminin gerekçesini sorduğumuz görevli, “Prosedür böyle” yanıtını verdi. Bunun üzerine avukat, DNA eşleşmesinin yapıldığını ve ailelere çok sayıda belge imzalatıldığını hatırlatarak neden ayrıca fotoğraf çekildiğini sordu. Görevli ise “Yukarıdan bize verilen talimat böyle. Prosedür gereği cenazeyi alıp almadığını belgelemek için bunu yapmak zorundayım” dedi.
4555 numaralıda kemik yok
Daha sonra aynı ada içinde bulunan Zehra Kısaoğlu’nun olduğu söylenen mezarın başına hareket ettik. Mezar başına geldik. Yakınları mezar ararken görevliler, bir ağacın altında aynı şekilde hafif çukurlaşmış bir alanı kazmaya başladı. Kazılan alanın 4555 numaralı mezar olduğunu orada bulunan görevlilerden öğrendim. Burada uzun süren kazı çalışmasının ardından 369 morg numaralı, 110787 Adli Tıp numaralı boş bir plastik kap çıktı. Yaklaşık 3-4 metre kazılan çukur mezarda kemik çıkmazken, aileler bu durumu mezarlık görevlisi ile konuşmaya başladı. Görevlilerin yaptığı telefon görüşmesinden sonra yanlış bir mezar olduğu; Zehra Kısaoğlu’nun mezarının başka bir yerde olduğu bilgisini verdi.
Bu gelişmenin ardından görevliyle yaptığım görüşmede 4555 numaralı mezarın neden boş olduğunu sordum. Kendisi “Normalde aradığımız cenaze burası değil sadece morg numarası ile Adli Tıp numarası karıştığı için bu alanı açtık” diye yanıt verdi. “Bu mezar da Adli Tıp Kurumu'ndan gelen cenazelerin gömülü olduğu mezar mı” diye sorduğumda görevlinin yanıtı ise “Evet” oldu. “Peki kemiklerin çıkmaması normal mi” diye tekrar sorduğumda biraz düşündükten sonra “Aslında normal değil. Normalde boş plastik kap çıktıysa kemiklerin de çıkması gerekir. Ama burada anormal olan durum kemiklerin hiç çıkmaması. Kemikler toprağa karışsa bile mutlaka yine de bulunurdu, çünkü kemik öyle birkaç yılda yok olacak bir şey değil birileri bilinçli olarak yok etmediyse tabii” yanıtını verdi. “Peki bilinçli olarak buradaki kemikleri yok etmiş olabilir mi” diye sorduğumda ise bu sorumu yanıtlamadan mezar başından uzaklaştı.
Birden fazla boş mezar
Konuya dair ulaştığım ve 2020'de kaldırım altındaki cenazelere ilişkin çıkan haberlerden sonra kaldırım altında kemiklerin çıkarılıp farklı adalara taşınma işleminde çalışan, ancak isminin saklı kalması kaydıyla benimle konuşmayı kabul eden bir mezarlık görevlisinin verdiği bilgiler ise iddialara farklı boyut kattı: “O dönem basında kaldırım altında olan cenazelere dair çok fazla haber çıkınca o gün izinli olmama rağmen bizi apar topar çağırdılar. Çalışanların bir kısmı yeni mezarlar kazarken biz de kaldırım altında bulunan cenazeleri yerinden çıkardık. Plastik kaplar içinde torbalanmış kemikleri taşırken bazı kapların içinin dolu bazılarının da boş olduğunu söyleyebilirim.”
“Bu kapları açma şansınız oldu mu?” diye sorduğumda ise yanıtı, “Hayır kesinlikle açmamıza izin verilmedi ama cenazeleri yeni yerlerine götürüp plastik kaplar içinde torbalarıyla birlikte çıkardık. Bazı torbalarda sanki hiçbir şey olmadığını bazılarının ise dolu olduğunu söyleyebilirim” oldu.
“Kapların içini açmadan nasıl boş olduğunu anladınız?” diye sorduğumda ise görevli şu yanıtı verdi: “Ağırlıklarından anladım. Bazıları çok ağırken bazıları hiç ağır değildi. O yüzden sadece boş olabileceği tahmininde bulunabilirim. Zaten bu olay yaşandıktan sonra vicdanım daha fazla el vermedi ve işten ayrılma kararı aldım.”
Gelişi güzel kayıtlar tutulmuş
Garzan Mezarlığı yerle bir edildikten sonra oradan çıkarılan cenazelerin kayıtlarının, gelişi güzel tutulduğu öğrenildi. Toplam 306 cenazenin olduğu mezarlıkta Adli Tıp Kurumu (ATK) ve Mezarlıklar Müdürlüğünde tutulan kayıtların bir sisteme göre değil, gelişi güzel tutulduğu bilgisine ulaşıldı. Görüştüğüm görevli, “Cenaze kayıtları bir sisteme göre tutulmadı. Bizde sadece ada numaraları ve mezar numaraları var. Ancak ATK kayıt numarası ile morg kayıt numaraları çoğu zaman aynı olmayabiliyor. Ya morg numarası yanlış oluyor ya da ATK numarası yanlış oluyor.”
Kaldırımdan alınıp çukurlara gömülmüş
Garzan Mezarlığından 2017'de çıkarılarak İstanbul ATK'ye gönderilen cenazeler, daha sonra Kilyos Mezarlığında kaldırımın altına gömülmüştü. Cenazelerin kaldırım altına gömüldüğünün kamuoyuna yansımasının ardından HDP İstanbul İl Örgütü ve çeşitli demokratik kurumların girişimleri sonucunda, cenazelerin kaldırımın altından çıkarılarak Kilyos Mezarlığı içerisinde farklı adalara ve ayrı ayrı mezarlara defnedildiği bilgisi verilmişti.
Görüştüğüm dönemin HDP İstanbul İl Eşbaşkanı Erdal Avcı, cenazelerin kaldırımdan kaldırılma sürecinde CHP ve İBB yetkilileriyle yapılan görüşmelerin bizzat içinde yer almıştı. Avcı yapılan görüşmelerde her cenazenin toplu bir parsel içerisinde, bağımsız birer mezara ve mutlaka tabut içerisinde defnedilmesi konusunda anlaştıklarını söyledi. Avcı, “Kilyos Mezarlığına gittiğimde verilen sözlerin tutulmadığını, cenazelerin iki mezar arasına, kaybolacak şekilde ve başlarına sadece numaralar konularak rastgele gömüldüğünü gördüm. Cenazelerin bu şekilde dağıtılarak izlerinin kaybettirileceğini anlayınca oradan ayrılmadım. Dönemin CHP İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nu arayarak bu duruma tepki gösterdim, sorumluların gelmesini ve bu kabul edilemez uygulamanın derhal durdurulmasını istedim. Gerek CHP gerekse de İBB yetkilileri ile yaptığımız görüşmelerde her cenazenin nizami koşullarda ve tabutla gömüleceği sözü verilmişti. Ancak sizin verdiğiniz bilgiler üzerinden o dönem bize verilen sözlerin tutulmadığını anlıyorum.”
Kilyos Mezarlığı'nda yaptığım incelemelerde, o dönem “normal mezarlara” defnedildiği belirtilen cenazelerin önemli bir bölümünün, mevcut mezar düzeni içerisinde bağımsız ve standart mezarlar oluşturacak şekilde değil, diğer mezarların arasına açılan çukurlara gömüldüğünü tespit ettik. Yalnızca iki mezarın sığabileceği büyüklükteki bir alana 6 cenazenin gömüldüğünü gördük. Başka bir bölümde ise yaklaşık 5 normal mezarın sığabileceği bir alana 24 cenazenin defnedildiğini tespit etti.
Mezarlığın başka bir bölümünde de benzer bir durumla karşılaştık. Yalnızca 15 normal mezarın yer alabileceği büyüklükteki boş bir alana 85 cenazenin gömüldüğünü gördük. Bunun yanı sıra mezarlık içerisinde yağmur kanalının geçtiği bir alan da cenazelerin defnedildiği yerler arasında. Görüştüğüm mezarlık görevlisinin verdiği bilgilere göre; söz konusu bölgede yağmur kanalının bulunması nedeniyle normal koşullarda mezar açılamayacağı belirtildi. Yine aynı görevli, bu alanda yaklaşık 100 cenazenin gömüldüğünü belirtti.
Düzenli bir mezarlık görünümü taşımadığı görülürken, mezarların üzerinde herhangi bir mezar numarası da bulunmuyor. Kimsesizler mezarlıklarında mezarların başına numarası yazılı küçük çelik levhaların konulması gerekiyor, ancak cenazelerin olduğu alanlarda bu levhalar da bulunmuyor. Bazı mezarların başında bir dönem numara veya işaret amacıyla kullanıldığı anlaşılan tahta parçalarının zaman içerisinde çürüdüğü görüldü.
Standart bir mezar nasıl olmalı?
Bazı mezarların üzerinin çöpler ve çeşitli atıklarla kaplandığı, bazılarının ise zaman içerisinde çukurlaşarak çevresindeki topraktan belirgin biçimde ayrıldığı görülüyor. Mevzuata göre; standart bir mezarın uzunluğunun 2 metre, genişliğinin 80 santimetre, derinliğinin ise en az 1,5 metre olması ve mezarlar arasında da 50 santimetrelik mesafe bulunması gerekiyor. Kimsesiz cenazelerin belediye tarafından ücretsiz olarak defnedilmesini düzenleyen hükümler bulunurken, mezarın fiziksel ölçülerine ilişkin ayrı bir standart getirilmiyor.