Ölü yiyici bunlar. Bu tesadüf olabilir mi? AVM inşaatlarında ölen işçiler, barajlarda, HES yapımlarında ‘iş kazaları’. Otobanlar, köprüler ve viyadükler... hepsi çaldıkları hayatların toplamından başka nedir ki? Şöyle etrafınıza bakın. Yürüyen merdivenlere emanet edilmiş bir hayatın bedeli bu. Bütün kar, bu ölümlerin toplamından başka bir şey değil. Eğer çok kar etmek istiyorsanız çok ölü yemeniz gerekir. İlk iş kafamızdaki şu ‘Kar’ ve ‘Verimlilik’ hesaplarını silip atmak.
Alçaksınız bayım. Bütün iktidarlardan daha alçak. Bu ülkede belki birçok şey yozlaşmıştır ama hala ölüye saygı vardır. En azından suskunluk olur. Siz alçaksınız! Hiç bir şey yapamıyorsak bile, rüyalarınıza girmek istiyoruz. Parmaklarımız devrilesi boynunuza sarılmış, vicdanımızın el verdiği kadar sıkılmış olarak. Paralarınız kadar kahrolun emi? Cehennemde zaten yanacaksınız ama bir de biz bir cehennem inşa etmek isteriz size. Koridorları iş kazaları, direniş cinayetleri, açlık ve yoksulluktan, kazanları Roboskî olan, Soma olan...
Herkes yuttuğu ‘Faust’u kussun. ‘Daha büyük, daha fazla, daha çok’ yerine bizim ölçülerimizle yani bir kaç kulaç ve üstüne iki karış ve daha da güzeli, sadece anne yemeklerinin tarifi gibi bir taşımlık evler, göz kararı odaları inşa etmeli. Daha büyük ve görkemli inşalar kralların yapısı. Her görkemin arkasında, görkemli bir sömürü var. Kral olmak istemekten vazgeçtiğimizde kral kalmayacak zaten...
Beyaz çocuklarıyla yarıştırılan yerli çocukları bir duvarın karşısına geldiklerinde geride kalan beyaz çocukları bekliyorlardı. Duvarı birlikte geçebilmek için. Zaten bir dahaki duvara geldiklerinde onlar da tek başına geçemez olacaklardı. Gaz odalarında öldürülmek için, gaz verildiğinde çıplak insanlar yukarı doğru tırmanmaya çalışıyor ve aşağı düşenlerin üzerine tırmanarak, yukarıda temiz havayı içlerine çekmeye çalışıyorlardı. Kardeşlerinin bedenleri üzerinde 3-5 saniye fazla yaşamış olabilirler.
Ve işçi lideri, sanatçı Joe Hill idam edilirken sehpasından haykırmıştı "Yas tutmayın örgütlenin".
Katil trafo
Şimdi başında ve içinde sayılar bulunan bilirkişi raporları yayınlanacak. Hepsi nereden baktığınıza göre verilen sayılar. İnsan okudukça, haklı bulacak. Özelleştirmeye karşı mücadele ederken anlattıklarımız karşısında çoğunlukta dinleyenler ‘Ama bizim orası da hiç kar etmiyordu. Şimdi çok karlı' diyorlardı. Bu 'Stockholm Sendromu' sanırım. Katiline hayran olmak. Eğer karlı değil diye satılıyorsa önce kaymakamlıkları satsınlar... Hiç kar getirmez, çaycılar hariç. Sonra valilikleri satsınlar, hiç kar getirmez çaycılar hariç. Sonra meclisi satsınlar hiç kar getirmez! Çaycılar da dahil.