
Kürt sorununun demokratik çözümü için 2009 yılında iyi niyet adımı olarak Kandil’den Türkiye’ye giden, ‘sil baştan yaparız’ diyerek süreci bitiren AKP Hükümeti tarafından rehin alınan barış elçileri arasında yer alan Lütfü Taş, 5 yıldır tutulduğu Diyarbakır D Tipi Kapalı Cezaevi’nde geçirdiği kalp krizi sonucu önceki gün yaşamını yitirdi. Ölümünde acil sağlık ekipleri, askeri personel ve cezaevi idaresinin sorumluğu ortaya çıkan Taş, İstanbul’da toprağa verildi.
Kürt Halk Önderi Öcalan’ın çağrısıyla 19 Ekim 2009 tarihinde Habur Sınır Kapısı‘ndan Kandil ve Mêxmur’dan 34 kişi Demokratik Çözüm ve Barış Grubu olarak Türkiye’ye geldi. Barış ortamının hazırlanması ve çatışmaların sona ermesi amacıyla gelen grup üyeleri, Habur Sınır Kapısı‘ndan Amed’e kadar yüzbinlerce kişi tarafından coşkulu kutlamalarla karşılandı. AKP Hükümeti bu tablodan ciddi rahatsızlık duyarken, dönemin Başbakan’ı Recep Tayyip Erdoğan’ın Oslo görüşmelerini kast ederek “sil baştan yaparız” açıklaması ardından, Barış Grubu üyeleri hakkında “örgüt propagandası yapmak”, “örgüt üyesi olmak” suçlamalarıyla davalar açıldı.
Barış elçileri rehin alındı
6 Nisan 2010 tarihinde Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, “Barış Grubu” üyesi 30 kişi hakkında 490 yıl hapis cezası istemiyle dava açtı. 16 Nisan 2010 Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi, Barış ve Demokratik Çözüm Grubu üyesi Lütfü Taş’a “örgüt propagandası yapmak” iddiasıyla açılan davanın ilk duruşmasında 10 ay hapis cezası verdi. 17 Haziran’da ise “Barış ve Demokratik Grubu” üyesi 17 kişi hakkında açılan davanın ilk duruşmasında, Ayşe Kara, Abdullah Yaman, Caziye Kabul, Zehra Tunç, Sosın Yaman, Lütfü Taş, Elif Uludağ, Mustafa Ayhan, Nurettin Turgut ve Hüseyin İpek tutuklanarak Diyarbakır E Tipi Cezaevi ve Diyarbakır D Tipi Cezaevi’ne konuldu. Dava sonucunda 14 yıl hapse mahkum edilen Lütfü Taş rehin tutulduğu Diyarbakır D Tipi Cezaevi’nde önceki gün sabah yaşamını yitirdi.
DTK önünde tören
Barış elçisi Lütfü Taş’ın cenazesi önceki gün Selahattin Eyyübi Devlet Hastanesi’nden alınarak DTK binası önünde tören düzenlendi. TUHAD-FED Genel Başkanı Zübeyde Teker, Taş’ın Kürt hareketinin barışa olan samimiyetinden kaynaklı 2009’da Türkiye’ye geldiğini, ancak AKP Hükümeti’nin samimiyetsizliğinden kaynaklı cezaevinde yaşamını yitirdiğini söyledi. Teker, Taş’ın katillerinin devlet ve AKP Hükümeti olduğunu dile getirdi.
İstanbul’da defnedildi
Cenazesi uçakla İstanbul’a götürel Taş için Ataşehir’deki 1 Mayıs Mahallesi Cemevi’nde tören düzenlendi. Törene, HDK Eş Sözcüsü Ertuğrul Kürkçü, HDP il ve ilçe yöneticileri, TUAD, YAKAY-DER, TBM, İHD üyeleri ve çok sayıda yurttaş katıldı. TBM üyesi Hakan Tahmaz, Türk devletinin barış için silahları susturan barış elçilerini tutsak ettiğini söyleyerek, “Devlet silahların susmasını istiyorsa algı operasyonlarından vazgeçip bir an önce adım atmalı“ dedi. Ertuğrul Kürkçü ise “Lütfü Taş barış için mücadeleyi göze almamış olsaydı, zindanları da prangaları da göze almazdı. İşte bu nedenle herkes barış için daha fazla şey yapmalı. Lütfü Taş’ın fedakarlıklarını unutmayacağız” diye konuştu. PKK bayraklarına sarılan Taş’ın cenazesi omuzlarda taşınarak, 1 Mayıs Mahallesi HDP Temsilciliği’ne getirildi. Burada düzenlen törenin ardından, Taş, “Şehîd namirin”, “Katil devlet hesap verecek” sloganlarıyla Karacaahmet Mezarlığı’nda toprağa verildi.
HABER MERKEZİ
KCK: İnkar ve intikamın sonucu
KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, “Lütfü Taş yoldaşın şahadeti, AKP devletinin inkarcı ve intikamcı politikalarının bir sonucu olmuştur. Lütfü yoldaşın anısını özgür Önderlikle birlikte, özgür Kürdistan’ı yaratarak yaşatacağız” dedi.
KCK, Lütfü Taş’ın şahadeti ardından yazılı bir açıklama yayımlayarak, “Lütfü yoldaşın şahadetini büyük bir üzüntüyle öğrenmiş oluyoruz. Önünde saygıyla eğiliyor, başta ailesi olmak üzere, tüm halkımıza başsağlığı diliyoruz” dedi. Taş’ın Abdullah Öcalan’ın çağırısı üzerine özgürlük mücadelesi karşısında duyduğu derin sorumluluk bilinciyle hareket ederek ve bir grup arkadaşıyla birlikte Türkiye’ye döndüğünü hatırlatan KCK, “Lütfü yoldaşın içinde olduğu Barış Grubu, AKP devletiyle yapılan görüşmeler sonucunda Kürt sorununun çözümüne dair verdiği sözler ve varılan anlaşma üzerine Türkiye’ye dönmüştü” dedi. Türk devleti ve AKP iktidarının daha önce dağdan ve Avrupa’dan giden iki Barış Grubu’na da fırsatçı ve intikamcı yaklaştığını, hepsini tutuklayarak uzun yıllar cezaevinde tuttuğuna dikkat çeken KCK, “İlk Barış Gruplarından olan İsmet yoldaş uzun cezaevi yıllarından sonra tahliye olduğunda şahadete ulaşmıştır. AKP devleti bugün de Lütfü Taş yoldaşın şahadetine neden olmuştur” diye belirtti.
İkiyüzlülük örneğidir
“AKP devleti ne ilk Barış Gruplarına ne de 2009 yılında Mêxmur ve Kandil’den Türkiye ve Kürdistan’a giriş yapan Barış Grubu’na samimi ve dürüst yaklaşmıştır. Her defasında tam bir ikiyüzlülük örneğini sergileyerek hareket etmiştir” vurgusunda bulunan KCK, şöyle devam etti:. “Barış Grubu’ndaki tüm kişileri zindana atmıştır. Barış Grubu’na mensup olanlar halen de Türkiye zindanlarında tutulmaktadır. AKP devleti, Kürt halk Önderi Reber Apo’nun ve hareketimizin sunduğu tüm fırsatları oyalama, zaman kazanma biçiminde değerlendirmiş, bununla da yetinmeyip askeri, siyasi ve kültürel soykırım operasyonlarını geliştirmiş, binlerce yurtseveri tutuklamış, tam bir intikam hırsıyla karşılık vermiştir.”
AKP devletinin bugün de bir taraftan sahte çözüm söylemlerinde bulunurken, öbür yandan Kürt düşmanlığı üzerinde politikalar geliştirdiğini kaydeden KCK, “Lütfü Taş yoldaşın şahadeti, AKP devletinin inkarcı ve intikamcı politikalarının bir sonucu olmuştur. Hareket ve halk olarak Lütfü yoldaşın anısını özgür Önderlikle birlikte, özgür Kürdistan’ı yaratarak yaşatacağımızın sözünü bir kez daha yineliyoruz” mesajı verdi.