
İki askere soruşturma izni
Olayla ilgili olarak görevlendirilen İçişleri Bakanlığı Mülkiye Müfettişleri’nce hazırlanan Ön İnceleme Raporu’nda, “ateşli silah kullanma şartları bulunmamasına rağmen askerlerin aldıkları emir ile göstericilere karşı ateşli silah kullanılmasının hukuka aykırı ve cezai sorumluluk gerektirdiği” tespiti yapıldı. Başsavcılık saldırı esnasında karakolda bulunan 7 asker için Lice Kaymakamlığı’ndan soruşturma izni isterken, Kaymakamlık İdare Kurulu Bürosu 27 Ağustos 2013’te verdiği kararında askerlerden sadece Kayacık J. Ütğm Krk. K. Mustafa Öztürk ve Jandarma Özel Harekat Tim Komutanı Seyit Ahmet Yurtoğlu için “görevi kötüye kullanmak” gerekçesiyle soruşturma açılmasına izin verdi. Bir yıl geçmesine rağmen soruşturma dosyası Adli Tıp Kurumu ve savcılık arasında gidip gelmeye devam ediyor.
Soruşturma yürümüyor!
Ailenin avukatı Reyhan Yalçındağ, soruşturma dosyasını “yürütülmeyen bir soruşturma” olarak tanımlayarak, eksik ve yetersiz; gayri hukuki soruşturmalar olduğunu belirtti. Yalçındağ, “Delillerin birinci günden itibaren toplanmasındaki gecikmeden tutalım da her zamanki gibi tanıdık klişe tutanaklar ve olay yeri inceleme tutanakları hazırlandı. Bizim artık 20 yıldır ezberlediğimiz olay yeri tespit tutanakları düzenlendi” diyerek, Türkiye’de benzer yaşam hakkı ihlallerinde delil toplama süreçlerinde yaşanan sıkıntılara dikkat çekti. Yalçındağ, delillerin her zaman failler tarafından toplandığına dikkat çekerek, bunun da ilk andan itibaren delillerin üstünün karartılmasına neden olduğunu ifade etti.
İfadeler ezberden ibaret!
Askerlerin savunmalarının da bilindik ezberlerden ibaret olduğunu kaydeden Yalçındağ, “Medeni Yıldırım dosyasında olduğu gibi birçok dosyada şüpheli sıfatıyla ifadesi alınan asker yada polislerin ifadelerine bakıldığında ‘Kitleyi dağıtmak için havaya ateş açmıştık’ gibi klişe ve ezberlenen bir beyanı görmek mümkün. Havaya bile ateş açarsanız, o döner gider bir insana isabet eder. Maganda kurşunlarıyla bunun onlarca örneği yaşandı” diye konuştu.
Medeni’yle kalmadı
Kitlenin öldürme hedefli silah kullanılarak dağıtılmaya çalışılmasının hiçbir izahının olmadığını belirten Yalçındağ, “Bunun arkası geldi. Gelmeye de devam etti. Lice’de yine aynı şekilde sivil insanlar öldü. Ramazan Baran (26) ve Baki Akdemir (50) yaşamını yitirdi. Türkiye’de failin polis ya da jandarma olduğu vakalarda bunun mutlak cezasızlıkla sonuçlanacağı gibi bir algı söz konusu. Bu anlamda çok vahim bir durumla karşı karşıyayız. Bu kadar kolay mı? Bir insan hayatı bu ülkede bu kadar ucuz mu?” diye sordu.
Adli Tıp bekleniyor
“Medeni’nin ölüm yıldönümünde ortada ciddiyetsiz bir soruşturma var” diyen Yalçındağ şöyle devam etti: “Ezbere dayalı cümleler, neredeyse noktası virgülüne kadar aynı. ‘Şu gün şu saatte oldu. Kitle bizim üzerimize şunları attığı andan sonra biz de havaya ateş açtık.’ Her bir askerin ifadesi bu şekilde.”
Soruşturmayı yürüten savcılığın da aynı zihniyetle dosyaya yaklaştığını ifade eden Yalçındağ, “Burada otopsi gerçekleşmesine rağmen yetersiz bulunup, Adli Tıp Kurumu’na gönderildi. Aylardır halen netleşen bir şey yok” dedi. Yalçındağ, dosyasının gönderildiği ATK için soğuk savaş dönemindeki Franco rejiminin kanlı ellerini silen havlu benzetmesinin yapıldığını anımsattı.
Anne Yıldırım: Acım ancak öyle hafifler
Yıldırım’ın annesi Fahriye Yıldırım ise soruşturma dosyasının bu kadar süredir sonuçlandırılmamasına tepki göstererek, bir yıldır faillerin ortaya çıkarılmamasından yakındı. Anne Yıldırım, görüntülerin ortaya çıktığını, Medeni’yi vuran askerlerin belli olduğuna ancak buna rağmen cezalandırılmadığını dile getirdi. Tek isteğinin faillerin ortaya çıkartılarak cezalandırılması olduğunu söyleyen anne, bu şekilde az da olsa acısının hafifleyeceğini belirtti.
Türk Başbakan Recep T. Erdoğan’ın PKK’ye katılan gençler üzerinde kirli bir siyaset yürüttüğünü belirten anne Yıldırım, “Erdoğan benim sesimi duymuyor. Ben katili istiyorum. Oturma eylemi yapan anneler yanlış yerde oturuyor. Erdoğan’ın kapısının önünde oturmalılar. Gençler baskı var diye gidiyorlar. Erdoğan’ın kendisi gitsin bir saat dağda kalsın bakalım” diye konuştu.
HAYRİ DEMİR/DİHA/AMED